banner234
banner212
banner286
14 Ocak 2017 Cumartesi 13:59
Bıyıklı; “Başkanlık, ülkeyi dikta yönetimine getirebilir”

Bıyıklı yaptığı açıklamada; "Gecikmeli de olsa 10 Ocak Çalışan ve -çalışamayan- Gazeteciler Gününüzü kutluyoruz. Demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı erklerinden sonra dördüncü güç olarak tanımlanan basının yeri ve işlevi asla tartışılamaz. O bakımdan toplumun gözü, kulağı ve sesi olarak basınımızın gerçekleştirdiği görev bizce kutsaldır ve her türlü takdire değerdir. Günümüz toplumlarında yönetimlerin demokratikliğinin ölçüsü basına verdikleri değer ve saygı ile ölçülür. Bir ülkedeki  yönetimin  demokratik tavır çizgisinden otoriter bir yönetim anlayışına doğru ne ölçüde kaydığı;  kapatılan yayın organlarıyla, tutuklu ve hükümlü gazetecilerin sayısıyla anlaşılır.

Bu değerlendirmeler ışığında bugün ülkemizde basının özgür ve rahat çalıştığını söylemek mümkün değildir. Yıllardır basın organları üzerinde uygulanan baskılarla gazete patronları tehdit edilerek muhalif yayın yapmaları engellenmiş, hoşa gitmeyen gazeteciler çalıştıkları yayın organlarından attırılmış, bu konuda baskıya direnenler ise denetimlerle ve kampanyalarla yıldırılmaya çalışılmıştır. Muhalif gazeteciler ise çoğu kez kumpas davalarla tutuklanmış, yargılanmış ve işlerini özgürce yapamaz duruma getirilmişlerdir. Bugün ülkemizde basının geldiği noktada ilanı ve reklamı ile her türlü devlet olanaklarıyla desteklenen bir grup yandaş yayın kuruluşu ile her türlü zorluklara ve baskılara dayanmaya çalışan bir başka grup yayın kuruluşu görmekteyiz. 20 Temmuzda OHAL ilanından bu güne 170’ten fazla yayın organı kapatılmış, 150’den fazla gazeteci tutuklanmıştır. Bu durum, Anayasal güvence altında olduğu söylenen basın özgürlüğü ilkelerine tamamen aykırıdır.

Bugünlerde ülkemizde Başkanlık Sistemini hedefleyen Anayasa değişikliği konusu gündemin ilk sırasında yer almaktadır. Bildiğiniz gibi, gündemden düşmüş durumdaki  AKP’nin ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hayali olan Başkanlık Sistemi, başka bir partinin liderinin destek vaadi ile yeniden gündeme geldi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmekte olan Cumhurbaşkanlığı(Başkanlık) Sistemi ile ilgili anayasa değişikliğine karşıyız. Genel Başkanımız ve Yöneticilerimizin de açıkladığı gibi itirazımız kimin Başkan olacağına değildir. İtirazımız, böylesine geniş ve olağanüstü yetkilerin bir kişide toplanmasınadır. Bu yetkilerin bir kişide toplanması ülkemizi rahatlıkla bir dikta yönetimine götürebilir. Önerilen bu sistemde Başkan olacak kişi ile ilgili her türlü denetim, denge ve fren mekanizmaları ortadan kaldırılıyor; kuvvetler ayrılığı ilkesinden vaz geçilerek yasama, yürütme ve yargı ekleri bir kişide toplanıyor. Bütün yetkileri  tek başına elinde bulunduran kişi neredeyse sorumsuz hale getiriliyor. Cumhurbaşkanı(Başkan), bugün Başbakan ve bakanların kullandığı bütün yetkileri kullanabilecek, kamu idaresinin tamamını kararnamelerle düzenleyebilecek, isterse bölgesel yönetimler kurabilecektir. Bölgesel yönetim gerçeği Başkanlık Sistemlerinin vazgeçilmezidir. Bu konu bugün açık olarak anayasaya konulmasa da yetkisi, seçilecek Cumhurbaşkanına(Başkana) verilmek istenmektedir.

TBMM’de görüşülmekte olan ve baskı ve zorbalıkla geçirilmeye çalışılan anayasa değişikliği  bir yönetim değişikliği değil bir rejim değişikliğidir. Bu gerçeği Başbakanımız da kabul ettiğini ifade etmiştir. Bu rejim değişikliği ile neredeyse yüz yıl önce Atatürk’ün önderliğinde saraydan alınarak millete verilen “Milli Egemenlik” tekrar milletten alınarak Saraya verilmek istenmektedir. Böylece Ülkemiz, bölgesindeki ülkelere göre Milli Egemenlik ilkesi ile oluşturduğu çağdaşlık ve uygarlık farkından vazgeçmiş olacak, totaliter bir yönetim tarzı ile geldiği noktadan geriye doğru hareket etmeye başlayacaktır.

Bütün bu toz duman arasında ekonomik göstergelerin verdiği arıza alarmları gözlerden kaçmaktadır. Özellikle dövizde görülen düzenli ve hızlı yükselişin ortaya çıkardığı olumsuzluğun faturası hepimiz tarafından ödenecektir. Kısa bir süre önce ‘1 dolar 1 lira olacak’ iddialarını dile getiren yüksek maaşlı ekonomi danışmanlarının boş konuştuğu anlaşılmış, tüm iddiaların ve söylenenlerin  bir algı yaratma çabasından başka bir şey olmadığı ortaya çıkmıştır. Ekonomik gidiş vahimdir. Bu gidişe öncelikle ve hızla müdahale edilmesi gerekirken ülkemizi yönetenler başka hevesler ve işler peşindedir.

Değerli basın emekçisi arkadaşlarım. 10 Aralık Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle düzenlemiş olduğumuz kahvaltı programına katıldığınız için hepinize teşekkür ediyor ve saygılar sunuyorum." dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.