banner196

Bıyıklı: “Mağdur olan 120’den fazla vatandaşımız başvurdu”

15 Temmuz’da FETÖ mensubu askerler tarafından düzenlenen hain darbe girişimi sonrasında başlatılan soruşturma kapsamında Kastamonu’da memuriyetten ihraç edilen 120 kişinin mağdur oldukları gerekçesiyle kendilerine başvurduğunu ifade eden CHP İl Başkanı Muzaffer Bıyıklı, başvuruda bulunanların dilekçelerinin CHP Genel Merkezi’ne gönderildiğini, yapılacak kapsamlı araştırma ile göreve iadesi için gerekli girişimlerin yapılacağını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Muzaffer Bıyıklı Türkiye ve Kastamonu gündemine dair açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin çok zor bir süreçten geçtiğini ifade eden CHP İl Başkanı Muzaffer Bıyıklı, neredeyse hemen hemen her gün onlarca askerin şehit olduğunu, onlarca sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.

Bıyılı: “Öyle bir noktaya geldik ki vatanımızın, milletimizin bekası için şehit olan askerlerimizin haberleri televizyonlarda, gazetelerde daha az yer alıyor. Meydana gelen hain terör olayları artarak devam ediyor. Her ne kadar hükümetimiz tarafından bir açıklama yapılsa da yapılan açıklamaların eksik ve yanlış olduğunu düşünüyoruz. Ateş her zaman olduğu gibi düştüğü yeri yakıyor. Şehit ailelerinin yaşadıkları acılara Kastamonu olarak da maalesef üzülerek şahit olduk. Terör olaylarının artık son bulmasını istiyoruz. Parti olarak terör olaylarının sona ermesi için alınması gereken önlemler için her türlü desteği veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz. İktidardan telebimizi terörle mücadele konusunda bilgi paylaşımında bulunmasıdır” dedi.

“İHRAÇ EDİLENLERİN YAŞAM HAKLARINI ELLERİNDEN ALMAK DOĞRU DEĞİL”
15 Temmuz’da Türk Milleti’nin, devletin hain bir darbe girişimi ile karşı karşıya kaldığını, milletin, devletin ve kurumların kararlı duruşu sayesinde darbe girişiminin engellendiğini kaydeden Muzaffer Bıyıklı: “Şunu çok açık bir şekilde ifade etmek istiyorum ki parti olarak darbelerin her zaman karşısındayız. Askeri darbelerden en çok zararı parti olarak biz gördük. Biz bunu yaşayarak öğrendik. Lakin bir gerçek var ki bu gerçeği gözardı etmemek gerekiyor. 15 Temmuz’dan sonra hükümet tarafından yapılan uygulamalar kaygı verici noktaya ulaştı. Partimiz genel merkezimizde bu yaşanan süreç sonrasında mağdur olan vatandaşlarımıza yönelik komisyon oluşturdu. Özellikle Eylül ayında yayınlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 50 bine yakın kişi memuriyetten ihraç edildi. İhraçlar Kastamonu’da da yaşandı. Darbeye, bu yapıya destek verenlerin yargılanmasına kesinlikle karşı değiliz. Ancak insanların sorgusuz, sualsiz olarak memuriyetten çıkarılmasını da kabul etmiyoruz. Memuriyetten çıkarılan kişilerin en azından savunmalarının alınması gerekirdi diye düşünüyorum. Bu kişilerin savundukları düşüncelere en başından beri karşıydık. Fakat aynı düşüncelere sahip değiliz diye bu kişilerin hukuksuzluğa maruz kalmalarını da kabul edemeyiz. Bu zamana kadar 120’den fazla vatandaşımız mağdur olduğunu iddia ederek bizlere başvuruda bulundu. Başvuruda bulunan vatandaşlarımız haklı mıdır, haksız mıdır o noktada şimdilik bir şey söylemek doğru olmaz. Başvuruda bulunan vatandaşlarımızın dilekçelerini genel merkezimize gönderdik. Genel merkezimiz gerekli incelemeyi yaptıktan sonra ilgili kurumlara başvurarak gerçekten mağdur olan vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi için çalışma içerisinde olacak. Şimdiye kadar genel merkezimize 60 bine yakın vatandaşımız başvuruda bulundu. Bu sayı giderek artıyor. Deyim yerindeyse fişlenen bu vatandaşlarımıza karşı takınılan tavır doğru değil. Yaşam haklarını ellerinden almak, toplumda itibarsız hale getirmek ne kadar doğru tartışmamız gerekiyor. Tekrar söylemek istiyorum ki suçu olan sonuna kadar cezasını çeksin ancak hiç suçu olmadığı halde ne ile suçlandığını bilmeyen vatandaşlarımızın terör örgütü üyeliği ile suçlanmasını hiçbir vicdan kabul etmez. Artık insanlar komşusundan, arkadaşından hatta akrabalarından korkar hale geldi” diye konuştu.

“İKİ BAKANIMIZDAN MÜJDELİ HABERLER BEKLERDİK”
Kastamonu’nun iktidara verdiği siyasi desteğin artmasına rağmen gereken yatırımların alınamadığına dikkat çeken Bıyıklı: “Kastamonu çok partili yaşama geçiş tarihi olan 1950 yılından bu tarafa hiçbir iktidar partisine bu kadar büyük destek vermemiştir. Bu kadar büyük bir deteğe rağmen ne yazık ki bu desteğin karşılığını alamıyoruz. Hafta sonu iki bakanımızı ağırladık ancak müjdeli bir haber alamadık. Demir yolu talebimiz oldu, sayın bakan bu talebi geçiştirmekle yetindi. Demir yolu belki bir örnek ancak birçok konuda müjdeli haberler alsak ilimiz için daha iyi olurdu. Sağlık alanındaki problemlerimiz hala devam ediyor. Yeni devlet hastanesi hizmete girdiği zaman var olan sıkıntıların ortadan kalkacağı ifade ediliyor lakin sadece bina yapmanın sorunları çözemeyeceğini herkes iyi biliyor. Bir zamanlar bölge hastanesi konusunda çalışmalar vardı, bölge hastanesi elimizden gitti. Tıp fakültesi konusunda ortada hiçbir bilgi yok. Tıp fakültesi ilimiz için şansdı fakat bu şansı kaybettik. Tıp fakültesi konusunda eğer bilgi sahibi olan birisi varsa açıklasın kamuoyu olarak biz de bilelim gerçekleri” şeklinde konuştu.

Kastamonu Üniversitesi 3 Mart Konferans Salonu’nun adının değiştirilmesi konusuna da değinen Bıyıklı şöyle konuştu: “3 Mart tarihi bizler için önem taşıyan bir tarihtir. 3 Mart 1924 tarihi Cumhuriyet’in şekillendiği bir tarihtir. Sanki Cumhuriyetle hesaplaşır gibi alınan bir kararla 3 Mart adını değiştirmek doğru bir anlayış değildir. Kastamonu Üniversitesi yönetimi denen yeni yapılan bir binaya bu ismi vermek yerine mevcut ismi değiştirme yoluna gitmiştir? Ahmet Yesevi ismine karşı değiliz. Ancak hesaplaşma tarzında yapılan uygulamalara da her zaman karşı çıkarız.”

Kazım BOLAT
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol