'3 işçinin yapması gereken işi, 1 işçi yapıyor'

CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, madenlerde 3 işçinin yapması gereken işin 1 işçi tarafından yapıldığını söyledi.

  • 848
'3 işçinin yapması gereken işi, 1 işçi yapıyor'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclis Üyesi Karadeniz Masası Koordinatörü Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kürsüye çıkarak Bartın Amasra’da meydana gelen maden faciasının ihmallerini ve nedenlerini konuştu.

“Amasra’da geçtiğimiz cuma günü yaşanan faciada 41 işçimizi, 41 madencimizi kaybettik. Bu acıyı yüreğinde hisseden herkesin başı sağ olsun” diyen Milletvekili Hasan Baltacı, “Amasra için bir araştırma komisyonu kuruldu. Bu acıların bir daha yaşanmasını istemiyorsak, bu komisyonun akıbeti de Soma’ya benzememeli. Kadına Yönelik Şiddet,  Darbe ve Muhtıraları Araştırma komisyonlarına benzememeli. Sonuna kadar takipçisi olacağız.” dedi.

Faillerle hesaplaşana kadar da bu davanın bitmeyeceğini de söyleyen Milletvekili Baltacı, “Çünkü failleri biliyoruz. Bu facianın sebeplerini biliyoruz. Gözü rant, dili para diyenlerin ihmalidir, liyakatsizliğidir, denetimsizliktir, cezasızlıktır. Ele geçilirmiş bir yargı düzenidir. Yok sayılan Sayıştay raporlarıdır. Bitirilen sosyal devlettir. Yok edilen Cumhuriyet değerleridir. Teslim alınan sendikalardır. Rafta kalan komisyon raporlarıdır. Aşırı üretim baskısıdır. Ucuz iş gücü piyasasıdır. Kömürden elde edilen siyasi ve ekonomik ranttır. Özelleştirmelerdir, taşeron sistemidir, yöneticilerin arsızlığıdır, vicdansızlığıdır, organize bir kötülüktür. Sonuçta yönetenlerin tercihidir. Ve esasında bu facia da öncekiler gibi, emeğe ve alın terine, doğaya ve çevreye karşı yürütülen kapsamlı, açık ve acımasız bir muharebenin sonucudur.” diye konuştu.

Madenlerde 3 işçinin yapması gereken işin 1 işçi tarafından yapıldığını da söyleyen Milletvekili Hasan Baltacı, “Bu yüzden Amasra’da 1145 işçi çalışması gerekirken, 622 işçi çalışıyor. Bu nedenle dünyada grizu patlaması gündemden çıkarken, halen Türkiye’de grizu patlamasında madenciler ölüyor. İşte bu nedenle iş cinayetlerinde Avrupa 1’ncisi, Dünya 3’üncüsüyüz. İşte bu sebeple Cumhuriyet tarihindeki en fazla işçi cinayeti bu iktidar döneminde işlenmiştir. Tam da bu nedenle facianın üzerinden 6 gün geçmesine rağmen tek bir kişi bile tutuklanmamıştır. 8 işçinin ölümünden sorumlu Kazım Eroğlu’nun TTK Genel Müdürlüğü’ne atanması bu yüzdendir. Onun için Soma’da madenciyi tekmeleyenler bugün Frankfurt’a Ticari Ateşe yapılmıştır, Euro üzerinden maaş bağlanmış, ev kirası ve tüm masraflarını devlet üstlenmiştir. İşte bu nedenle Soma’da Hâkimler ve Yargıtay üyeleri değiştirilmiştir. Bu nedenle geçen gün bu kürsüde Amasra’yı konuşurken, sayın Enerji Bakanı’nın yüzü hiç kızarmamıştır. İşte bu nedenle kayıplarımız kaderin planı değil, piyasanın kuralıdır. İşte bu nedenle; Soma’da, Ermenek’te, Küre’de, Kozlu’da madenlerde, Bozkurt’ta olduğu gibi sel felaketlerinde, Çorlu’da tren kazasında yaşadıklarımız, bitmeyen, kanatılmaya devam eden büyük ve derin bir acıdır.” dedi.

Konuşmasında, 12 Eylül darbesinin amacının dönemin TİSK Genel Başkanı tarafından “Bugüne kadar hep işçiler güldü, artık gülme sırası bizde” diye aktarıldığını da söyleyen CHP Milletvekili Hasan Baltacı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Doğrudur. 42 senedir bu ülkede işçilerin yüzü hiç gülmedi, emekçilerinin yüzü hiç gülmedi. 20 senedir de kan ağlıyor. Ve elbette Soma’da Gülsüm Çolak halen kapıda oğlu işten gelecek diye bekliyorsa, Ermenek’te Ayşe Gökçe 'Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?' diye hala acı çekmeye devam ediyorsa, bugün de Amasra’da 11 ay önce yuva kuran Mehmet Bulut’un eşi Buse Bulut ağlıyorsa, Mustafa Çelik’in 5 yaşındaki oğlu Hüseyin Talha babasız büyüyecekse, Fadime Ak oğlunun yasını tutuyorsa, 12 Eylül rejimi AK Parti eliyle yaşatılmaya devam ediyor demektir. Ve aslında AK Parti iktidarı ve tek adam rejimi, 12 Eylül’ün en uç noktası, en sivri, en keskin, en acımasız ve en ikiyüzlü halidir. Onun için bu kadar çok canımız yanıyor. Onun için bu kadar çok bedel ödüyoruz. Ama bu düzenin de değişeceği zaman yakındır. Emeğin ucuz, ekmeğin pahalı olduğu bu düzeni değiştirmeliyiz. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında emeğin değerli olduğu, ekmeğin bol ve adil paylaşıldığı bir düzeni kurmalıyız. Yapmamız gereken tek bir şey var; Rıfat Ilgaz’ın da dediği gibi; ‘Bu kara yazıyı alnından silip, kendi özyazını, kendin yazmalı’. Özyazısını yazacak olanlar, kötüye karşı iyilerle, zalime karşı mazlumlarla, yalana karşı gerçeklerle yan yana durmayı başaracaktır. Başarmalıdır.”