Atatürk’ü vefatının 80. yıldönümünde anıyoruz

Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’le ilgili şunları yazmıştı: “Atatürk, Türk tarihi içinde eşsiz bir şahsiyettir. Kaybolmuş bir imparatorluğun öz cevherinde millî şuuru uyandırarak yeni bir devlet kurmuş, yepyeni hüviyette millet yaratmıştır. Askerliği, devlet adamlığı, inkılâpçılığı yanında düşünce bakımından da eşsiz bir fikir adamıdır. Devrinde, kültür ve fikir meseleleriyle sadece ilgilenmekle kalmamış, hemen her zaman bu faaliyetlerin içinde ve başında bulunmuştur. Millî Mücadelenin, yeni Türk devletinin ve inkılâpların ideolojisini aksettiren fikir ve düşüncelerin yanı sıra kültürel ve sosyal konulardaki görüşleri de zamanın akışı içinde her kuşağa rehberlik edecektir. Gençler unutmamalıdır ki Türkiye bu fikirler, bu düşünceler üzerine kurulmuştur. Mesut ve kuvvetli Türkiye ideali bu görüşlerin yaşamasına, yeşermesine ve nesilden nesle canlı bir meşale olarak devredilmesine bağlı bulunmaktadır.”

Cemal Kutay’dan nakledeceğim aşağıdaki Atatürk’le ilgili hatıra O’nun devlet adamlığını ve devleti yöneten bürokratlarda görmek istediği vasıfları ortaya koyan güzel bir örnektir: “1929’un o müthiş kışında memleketin halini kendi gözüyle görmek için yola çıkar. Karlar, buzlar içinde bin bir zorlukla Kırşehir’e varırlar. Onları şehrin kapısında vali, üzerinde frank, başında silindir şapka ile karşılar. Atatürk: “Vali efendi ne bu kıyafet?” diye sorar. Vali: “Efendimiz… Yol ve erkân…” diye söze başlayınca kızar ve “Bu memleketin beklediği yol, şu karda kışta üzerinde emniyetle geçilebilecek yoldur”  der ve Kırşehir’de kalmayarak Yozgat’a doğru yola çıkarlar. Yozgat sınırında karlarla kaplı yolları açmak için uğraşan ekiplerin başındaki vali ile karşılaşırlar. Atatürk, yanındaki İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya dönüp şunları söyler: “Her ile böyle yol- erkân bilen bir valin yok mu? Dilediğin zaman gidemediğin yere nasıl vatanım diyebilirsin.”

Atatürk, dünyada büyük bir prestij kazanmıştı. 1923 ve 1927’de iki defa “Time” dergisine kapak oldu. Time Atatürk için: “Devrimleriyle dünyada yankı uyandıran efsane.” diye yazmıştı. 1934’de kısa bir süre önce savaştığımız ve yendiğimiz Yunanistan’ın Başbakanı Eleftherios Venizelos, Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti. Atatürk’le ilgili eserler yazan Hanri Benazus: “Türk Milleti, Atatürk’ün önderliğinde yedi bin yıllık tarihinin en zor döneminde dünyanın en görkemli devrim hareketini gerçekleştirmeyi başarmıştır. Türk Milletinin bağrından, O’nun izini süren yüzlerce, hatta binlerce Atatürk daha çıkacaktır…” demişti.

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ü vefatının 80. yıldönümünde şükran ve minnet duygularıyla anıyor, Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun.

Yazımı Halim Yağcıoğlu’nun aşağıdaki şiiri ile bitiriyorum:

ATATÜRK’TEN SON MEKTUP

“Siz beni hâlâ anlamadınız

Ve anlamayacaksınız çağlarca da…

                        Hep tutturmuş; yıl 1919 Mayısın 19’u diyorsunuz

                        Eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz…

Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,

Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz    değil…

                        Bana muştular getirin bir daha,

                        Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan…

Kuru söz değil, iş istiyorum sizden, anladınız mı?

Uzaya Türk adını, Atatürk kapsülü ile yazdınız mı?..

                        Mustafa Kemal’i anlamak, avunmak değil,

                        Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil…

Hâlâ acıklı ağıt dudaklarınızda

Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz…

                        Uyanın artık, uyanın, uyanın…

                        Uluslar fethine çalışıyor, uzak dünyaların…

Mustafa Kemal’i anlamak, göz boyamak değil,

Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil…”

YORUM EKLE