Ayna ayna...!

Sevgili aynam...
Günlerdir bakıyorum da seni ne çok düşünmüşüm, her harfi sana benzetmiş,gelen zamları senden bilmiş,geç kalan otobüsün sebebini bile senin varlığına yaslamışım..

Saçlarımı tararken kırılan odun tarağımın dişlilerini sana benzetmişim..
öyle ki o da hiç kırılmayacak gibi duruyor oda sanki bir ömür benimle kalacakmış gibi çantama giriyor benimle dolaşıyor, vapura biniyor, simit, çay peynir İstanbul'u adım adım solukluyordu.Ondandı hiç bitmeyeceğini sandığım. 

Belki de seni süs sabunları gibi hiç değişmez zannetmemmiş en büyük yanılgım.Yahut okudukça yeniden keşfedilen bir ayet olduğunu fikrime hiç mi hiç getirmemişim.

Öyle çok kızdım ki esrik zamana müptela yüreğime.Oysa kızmam çok yersizdi tanıyordum kendimi ben ki sürrealist sevmenin ta kendisi.Durup durup gelmeseydi değmeseydi ruhun ruhuma işte..

Sevgili aynam..

Senin yüzünden ne çok hırpalamışım kendimi, hep suç sanki bende mi? Ya senin durup durup beni çağırmaların?

Tutup da sana kaç öğün baktığımı hatırlamıyorum .Dişlerimi misvaklarken,yüzüme gül suyu sürerken,göz altı morluklarıma karbonat masajı yaparken hatta akşama yaptığım salatanın kabuklarını yüzüme sürerken sana baka baka gezdirmişim yüzümün kıyılarında.

Ne geçen zamanı anımsamış,ne kayan yıldızın farkına varmışım
Böyle işte uzun süreli sana bakarken kendime aşıkmışım meğerse. 
Bir gün ta ki hiç sebebini hatırlayamadığım, sebebini suya dahi soramadığım bir katran rengi gecede  aynamın düşüşüyle  de avuçlarımın kanadığı kalbimin kırıldığı günde
İşte o gün aynam sayesinde hakikati anladım.

Hani demişler ki bir meczuba güneşi bulabilmek için bir aynaya muhtaçsın.Hatta dergahın kapısına vardığında'' sen hiç aynada kendine aşık oldun mu '' diye sormuşlar  da cevabı ''hayır'' diye alınca git bir ''ayna'' bul ve sonra gel bu kapıya diye öğüt verildiğini duymuş muydun hiç? 

 Olayın aslı şöyle dostum.

​​Güneşin aynaya yansımasında bulduğumuz ben

Ete kemiğe bürünüp Yunus diye görünen...
Hallacı Mansur'u kendine getiren..

Hatırlıyor musun karşında durup söylediğim mısraları
Sesimi kadife çiçeğe benzettiğin o akşamı...
Yunus demişti ki bana..
O ayna aslında...
Bir sen vardır senden içeri...
Sevgili(m) aynam..
Yüzüm sesinin kıyılarında akşamı bekleyeye dursun..Ben vazgeçtim bir kez olsun kurumuş dallarımı görüpte su vermeyenlerden. 
Ömrüme bir çiçek güzelliği,bir bahar esintisi yansıtıcak, sıcaklığında yapraklarımı saracak olan bir ayna, yeni seneden beklediğim..
Dupduru hakikati gösteren bir ayna..
Yalandan,riyadan uzak.Mütebessüm, sadık sevgili bir ayna.
Benden öte benden ziyade.
Çünkü ben de Musa gibi tur dağında erir biterim aynasız kalırsam eğer...

İlle de bir ayna bulmak şart demiş erenler, hakkın kapısında yol almak için. 
Eyy ayna ayna 
dur ! dur! Olmadı böyle.

O klasik cümleleyle sesleneyim sana
Ayna ayna söyle bana benden başka var mı bir  sevdiğin bu rüyada.

YORUM EKLE