Başkalarının Kavramlarıyla Kendi Dünyanızı Kuramazsınız

Biz böyle bir toplum değildik !

Benim, senin, onun hülasa hepimizin ilk idrak etmesi gereken şey bu ilk cümledir.
Bir şeyler yerinde gitmiyor, mihenk taşları yerinden oynamakta ve asırlarca ne fedakarlıklar ile kurulan insanlık köprümüz çatırdamakta.
Toplumsal olarak bir karmaşa içindeyiz ve bu karmaşa giderek kısır döngü halini alıverecek gibi.
Hepimiz şunun idrakine yeni yeni varsak bile böyle bir toplum olmadığımızın emarelerine uzunca yıllardan beri aşina olduğumuzu inkar edemeyiz.
Bu emareleri hayatın her noktasında görmek artık sıradanlaşan- söylemesi bile insana garip geliyor- sıradanlaşan bir durum olma yolunda.
İnsana zulümden, hayvana işkenceye kadar son zamanlarda olağanüstü şeylere şahit olduk toplumca.
Bu olaylar kozmopolit şehirlerde ayrılıklardan, aykırılıklardan, farklılıklardan kaynaklanıyor diye bir teselliye kalkışmak hem eksik hem de yerinde olmayan bir teselli ve tespit olur.
Çünkü bu tarz olayların şehir yanında daha az deformasyona uğramış olarak görülen kırsal yerlerde arttığını da unutmamak gerekir.
Burada ki kastım herhangi bir noktayı öne çıkarmak değildir, aksine bir bütün olarak toplumca kendimize bir öz eleştiri getirmemiz gerektiğini haykırmaktır.
Yaralı kuşları tedavi için vakıf kuran bir medeniyetten, hayvana işkence eden bir topluluğa doğru evrilmekteyiz.
Evet belki hepimiz bu ruh halinde değiliz ama içimizden çıkan bu olaylar bizim dna örneğimiz gibi bizim hakkımızda bir şeyler söylemektedir; biz böyle bir toplum değildik !

Biz nerede yanlış yapıyoruz?
Bu ilk cümleyi idrakimiz kaçınılmaz ki bu soruyu sormaya itiyor bizleri.
Belki de Yusuf Kaplan'ında sürekli dile getirdiği şu cümle bize bu konuda bir bakış açısı kazandıracaktır diye düşünüyorum.
"Başkalarının kavramlarıyla kendi dünyanızı kuramazsınız."
Bizler ya da dünyanın her yerinde kendi kavramlarıyla kendi dünyalarını kuran insanlar/ topluluklar kimliklerini ve kimliklerinde barındırdıkları değerleri muhafaza etmede muktedir olabilirler. Dahi bizde geçmişimizde ortaya koyduğumuz medeniyetler ile bunu desteklemekteyiz.
Ne zaman ki toplum olarak bilerek ya da bilmeyerek başkalarının dinamikleri ve değerleriyle kendi dna kodlarımızı bozup kendi dünyamızı başkalarının zihniyle inşa ettik o zaman değişmeye yüz tuttuk.
Bu şaşılacak bir durum değil aslında gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse devamında yakalar bir araya gelmez.
Şaşılması gereken asıl şey bu değişmeyi fark ettiğimiz halde hala başkalarının dimanikleri üzerinde yaşamaya çalışma çabamız.
Toplumsal olarak temellerimizi dimanitleyen işte bu dinamiklerdir.
En başında aile kavramını dinamitlemeye başladık.
Bizim köklü tarihimizin var olma sebebidir aile.
Kanaatimce bin yılda oluşan kültür ve dinamikler, iki yüz yılda oluşan dinamiklere nazaran daha yerinde kavramlar barındırabilir.
En ince noktası şu ki müslüman coğrafyalarda, bize yabancı kültürlerin bakış açısıyla bakıyoruz.
Dilerim ki bir hareketlenme, bir kıpırdama sezintileri taşıyan şu zamanlarda kendi kavramlarımıza dönerek kendi dinamiklerimizle kendi medeniyetimizi tasavvur ederek, gelecek öncü nesillere aktarırız

Hürmetle...

Ümit Akyüz

YORUM EKLE