banner196

BEŞERİ VE İÇTİMAİ ZEHİR

Günümüzde her şey ticarete dönüşmüş durumda.

Biri sana iyi davranıyorsa sen de ona...

Biri seni seviyorsa sen de onu ...

En çok tıklananlar , beğenilenler arasında yer alıyor " haketmeyene değer verme , boşver sil gitsin , sen sen ol kendini ezdirme " benzeri cümleler , paylaşımlar. 

İnsan , yaptığı iyiliğe karşılık görmek istiyor  , göremeyince ya da yanlış bir hareket , bir hata , bir vefasızlık gördüğünde o kişiyi hayatından tamamen çıkarabiliyor . Diğer masum davranışların , iyiliklerin hiç ehemmiyeti yokmuş gibi .

Oysa müminler olarak Esma-i Hüsna adedince manevi bağlar var aramızda . Bu kadar bağ varken bir - birkaç câni sıfatı yüzünden diğer güzel hasletleri yok saymayı , o insana kin beslemeyi , onu hayatından silmeyi ;

99 masumane karşılık sadece bir câninin bulunduğu bir gemiyi batırmaya benzetiyor Said Nursî Hazretleri ve bu durumu beşer hayatı için bir ZEHİR olarak görüyor . Şahsi hayatı , sosyal hayatı ve manevi hayatı öldüren bir zehir ...

Çevrenize bir bakın ; akrabaların çoğu bundan koparmıştır bağını , arkadaşlıklar bundan bitmiştir , ayrılıklar dargınlıkların çoğu bu sebeptendir ; 

kin beslemeler , nefret duymalar ... çoğunun temelinde karşılık beklemek ve bir hatadan dolayı silmek vardır .

Saçımı süpürge ettim , hep ben verdim ...

Yapılan iyiliğe pişman olmamanın tek yolu o işte dünyevi menfaat yerine Allah rızasını gözetmektir . Ancak böyle bir durumda beklenti içinde olmayacak, haksızlığa uğradım zannıyla ızdıraba düşmeyecek ve yaptığımız iyiliği başa kakmamış olacağız. Ancak bu niyetle "ummayacağız ,  küsmeyeceğiz " büyüklerin dediği gibi .

Hepimiz birbirimizle sınanıyor değil miyiz ?

Herkes kendi imtihanını yaşıyor değil mi ?

Balık bilmezse de Hâlık bilmez mi ?

Sınanıyoruz , doğru cevabı verebilirsek ne âlâ .

İmtihandayız , kendi elimizle işlediklerimizin karşılığını görüyor olabiliriz

Hâlık bilir , yaptığımız ne iyilik ne kötülük karşılıksız kalmayacak . O yüzden iyiliği de sevmeyi de Allah rızası için yapmalı insan .

Yoksa diğeri sîneye de yük , karşı tarafa da yük oluyor .

Nefis hemen itiraz edebilir " ama bazı insanlara iyilik yaramıyor "diye ya da

" bazılarında aksülamel yapıyor " u fısıldayabilir kulağına şeytan . Ama her şeyin bir istisnası var unutma !

Bediüzzaman Hazretleri bu itiraza , bu yakınmaya şöyle cevap veriyor :

Sen " Kutsi Kur'an hükmüne kulak ver . Selâmet ondadır " .

Ne güzel demiş , ne güzel deyiş..

Gelin söz dinleyelim ve bu SOSYAL YARA ya tiryak olarak Kur'an hükmüne kulak verelim ve

küslerin arasını bulalım ( Hucurat 10 )

nankörlük edenlerin kusurlarına bakmayalım , affedelim ki affa mazhar olalım ( Teğâbün 14)

kötülüğe karşı iyilik yapalım  er kişi olalım

hem bir bakmışız o kişiyle dost oluvermişiz ( Fussılet 34 ) kim bilir ..?

Yaradan bilir .

Ne sana akıl veren komşu , ne arkadaşın ve ne de en iyi psikolok bilmez en iyi çözümü . Yaradan en iyisini bilir ve bildirir .

Hem öyle bir hatadan dolayı sileceksek insanları ; kim kalacak defterimizde , rehberimizde ..?

Herkes sadece ve en çok kendini düşünecekse kim kardeşinin nefsini kendi nefsine tercih etme " gibi güzel hasletleri aktaracak gelecek nesillere ...?

Bari , aramızda bunu başarabilen sayılı kişilere akıl verip (!) de onların fıtratını bozmayalım , onlara mâni olmayalım .

Evet rehberi , Kur'an

ve

​​​​​yaşayan Kur'an Sallallahu Aleyhi ve Sellem olan ; yanılmaz , şaşırmaz .

Zira nur onlardadır , selâmet onlardadır , iki cihan saadeti onlarladır .

***

Şimdi ister Rabbinin sözünü dinle , ister nefsinin ?

(Evvela ve bizzat kendi nefsime hitaben )

( MEKTUBAT , Yirmi ikinci Mektup esas alınarak yazılmıştır )

YORUM EKLE