04.08.2020, 13:52 55

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

Yusuf Oktay ATILGAN
Rehberlik ve Araştırma Merkezi Rehber Öğretmeni

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), bireyin doğumundan itibaren süregelen ve özellikle 3-4 yaşlarından sonra akranlarına göre gelişimsel olarak aşırı hareketlilik, yerinde duramama ve kıpır kıpır olma durumunun yanı sıra dikkatin çabuk dağılması ve uzun süreli dikkati yoğunlaştırma sorunu yaşamasına neden olan genelde psikiyatrik bir bozukluk olarak karakterize edilen bir olgudur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite birbirinden bağımsız iki ayrı bozukluk olmasına rağmen birlikte görülebilmektedir. Ancak birbirlerinden bağımsız olarak da aşırı hareketliliğin daha ön planda olduğu ya da dikkat eksikliğinin daha ön planda olduğu durumlar da söz konusudur.

DEHB her ne kadar psikyatrik bir bozukluk olarak karakterize edilse de nedeni tam olarak bilinememektedir. Bu bozukluğun yapısında biyo-psiko-sosyal faktörlerinde yer aldığı, hatta doğum öncesi veya sonrasında beyin zedelenmesi sonucu da oluşabileceği ifade edilmektedir. Zihinsel bir yetersizlik söz konusu değildir yani doğrudan zekâ ile ilgisi yoktur. Ancak herhangi bir yetersizliğe sahip olan bireylere ikincil bir bozukluk olarak eşlik edebilir.

Bireyin sosyal ilişkilerini, günlük yaşantısını, okul ve iş hayatını olumsuz etkileyebilen dikkat eksikliği ve hiperaktivite’nin erken dönemde tanılanması ve etkin şekilde tedavi edilmesi önem arz etmektedir. Her ne kadar 7 yaşından önce bireyin hareketliliği dikkat çekse de tanı bireyin ilkokula başlaması ile konur. Tanılama veya teşhiste herhangi bir laboratuvar testi veya görüntüleme tekniği söz konusu olmadığı için en önemli veri kaynağı olarak ebeveynler ve öğretmenler ön plana çıkmaktadır.

Tanılama sürecinde temel bulgular olarak dikkat sorunları, aşırı hareketlilik ve dürtüsellikten bahsedilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ile ilgili olarak bireyin içten gelen bir sesi engelleyememesi sonucu sabırsız olması, sürekli bir şeylerle uğraşması, sıra beklemede zorlanması, çok konuşması, başkalarının konuşmalarını yarıda kesme, başkaları konuşurken dinlemez gibi görünme, hazırcevap olma, yerinde sabit duramama, oturmayı sevmeme, sakin oyunlar oynamama ve sürekli koşturarak bir yerlere tırmanma, dikkatsiz olma, detayları gözden kaçırma, ilgilerinin çabuk ve kolayca dağılması, iş veya oyuna yoğunlaşmakta güçlük yaşama, zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçma, unutkan olma, düzensiz olma ve malzemelerini kaybetme gibi durumlar yaşayabilmektedir. Ek olarak DEHB sahip olan bireylerde çeşitli davranış bozuklukları, öğrenme sorunları ve geceleri alt ıslatma sorunu görülebilir.

Yukarıda öne sürülen durumların hepsi bir arada görülecek diye bir durum söz konusu değildir. Ön planda olan bulguya göre DEHB üç gruba ayrılır. DEHB olan çocukların bir kısmında aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile ilgili belirtiler ön plandayken bir kısmında dikkatsizlik ile ilgili şikâyetler öne çıkar. DEHB’nin bileşik tip denilen üçüncü ve en sık görülen türündeyse hiperaktivite ve dikkat eksikliği bir aradadır. Aşırı hareketliliğin ön planda görüldüğü DEHB tipinde tanı genellikle erken yaşlarda konulur. Çocuğun ilk muayenesinde aşırı hareketlilik gözlenmese de okuldaki ve evdeki davranışlarına dayanarak teşhis konulabilir. Çocuğun yaşı arttıkça hareketlilik azalır ancak erişkin yaşlara geldiğinde duygusal bozukluklar ortaya çıkabilir. DEHB’nin bu tipi erkeklerde kızlara göre daha sık görülür. Dikkat eksikliğinin ön planda olduğu DEHB tipindeyse aşırı hareketlilik yoktur. Bu çocuklar dikkatlerini belirli bir konuya odaklayamaz ya da bir konuya olan ilgilerini çok kısa sürede kaybeder. Ailelerinde ve sosyal çevrelerinde çok önemli sorunlarla karşılaşmasalar da okula sürekli geç kalan, ödevlerini tam olarak yapmayan, unutkan, düzensiz, ders dinlemeyen, derste hayal kuran çocuklar olarak nitelendirilirler. Dikkat eksikliği, çocuğun performansını azaltan ve okul başarısını düşüren önemli bir sorundur. DEHB’nin bu tipinin görüldüğü çocuklar genellikle zekâlarının altında akademik başarı sergiler.

Hem dikkat eksikliği hem de hiperaktivitenin birlikte görüldüğü bileşik tipte en belirgin özellikler aşırı hareketlilik, çok konuşma, düşünmeden yapılan kontrolsüz davranışlar, sabırsızlık, sıra bekleyememe, fazla merak, her şeye dokunmak ve kurcalamak isteğidir. Yüksek cinsel dürtüler nedeniyle de bu çocuklar toplumda sık sık sorunlarla karşılaşır. Bu çocuklar dikkatlerini bir konuya vermekte hayli güçlük yaşar. En küçük bir uyaran dikkatlerini dağıtmaya yeter. Bu nedenle uzun süre ders çalışmaları ya da bir görevi tamamlamaları hayli zordur. Her iki cinsiyette en sık görülen bozukluğun bu alt tipi, genellikle erişkin yaşlarda da devam eder.

DEHB, çocukluk, ergenlik ve erişkinlik döneminde de görülebilmektedir. Uzun süreli çalışmalar, çocukluk dönemindeki DEHB vakalarının %50-70’inin erişkinliğe kadar devam ettiğini göstermiştir. Erişkin yaşta DEHB tanısı almış kişilerin %65- 89’unda en az bir ya da daha fazla bir psikiyatrik bozukluk daha bulunur.

DEHB’nin tedavisinde beyin üzerinde uyarıcı etkisi olan bazı ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar, beynin dikkat ve dürtüsellikle ilgili yeterince çalışmayan bölgelerini uyararak daha fazla çalışmalarını sağlar. En sık karşılaşılan yan etkiler iştah kaybı ve uykusuzluktur. Beyni uyaran bu ilaçlar DEHB’nin tedavisinde %80 civarında başarı sağlar.

Sınıf ortamında, uyarıcıların düzenlenmesi, özellikle temel eğitimde dikkat toplama problemi olan öğrenciler için özel bir önem taşımaktadır. Çünkü bu çocukların, algılarını, amaçlanmış çalışmalara yönlendirmeleri (sürekli dikkat) ve çevredeki uyarıcıları göz ardı edebilmeleri (seçici dikkat) oldukça zordur. Öğrencilerin, problem davranışı hangi durumlarda sergilediklerinin belirlenmesi ve derse etkili bir şekilde katılımlarının sağlanması oldukça önemlidir. Bu öğrenciler sadece sonuca göre değil, herhangi bir konuda çaba göstermeye başladığı an ödüllendirilmelidirler. DEHB olan öğrencilerin problemli davranışları ile baş etmede öğretmenlerin bu öğrencilere ilişkin bakış açıları da oldukça önemlidir. Ebeveynle işbirliği, öğretmenin mutlaka dikkate alması gereken bir diğer konudur. Öğretmenin ebeveynle düzenli olarak bir araya gelmesi ve öğrencilerin hem güçlü yanları hem de var olan problemleriyle ilgili olarak görüşülmesi oldukça yararlı olacaktır. 

Yorumlar (0)
banner223
banner305
23
az bulutlu
banner315
Günün Anketi Tümü
Koronavirüs biyolojik bir silah mı, doğal bir hastalık mı?
Koronavirüs biyolojik bir silah mı, doğal bir hastalık mı?
banner306

Gelişmelerden Haberdar Olun

@
EMLAK FİYATLARI