Abana’dan Çatalzeytin’e doğru yol alıyorduk. Karadeniz’in kıyısından kıvrıla kıvrıla giden yolun bir tarafı deniz, bir tarafı ormandı. Zaman zaman bozuk olan yolun iki tarafında sarı ve eflatun renkli çiçekleri olan yabani bitkiler tabiata ayrı bir güzellik veriyordu.

Çatalzeytin’e on kilometre kalmıştık ki yolun hemen sağında yeni yapılmış bir anıt gördük. Anıtın yanında da bir durak ve çeşme vardı. Durakta bekleyen bir de yaşlı amca vardı. Kızım: “Baba burada biraz duralım bu anıtı merak ettim” dedi. Çeşme başında durduk. Yaşlı amcaya selâm verdim. O da “Hoşgeldiniz” diyerek bizi karşıladı. 

Üstü kapalı bir çatı ile örtülmüş olan dört sütundan meydana gelen anıtın içindeki kaidede de Birinci Dünya Savaşı’na Hamidiye Köyü’nden savaşmaya giden ama bir daha geri dönmeyen on sekiz şehidin künyeleri yazılmıştı.

Yaşlı amca bize köyleriyle ilgili bilgi vermeye başladı: “Köyümüz bundan 125 yıl önce kurulmuş. Babalarımızın bir kısmı Artvin’den, bir kısmı da Gürcistan’dan gelip buraya yerleşmişler. Köyümüz bir muhacir köyüdür. Parmağıyla karşı yamaçlardaki evleri göstererek köyümüzün dört mahallesi var. Bu anıtı da köyümüzden yetişen bir mimar tasarladı, inşaatı da köylülerimiz gerçekleştirdi.

Osmanlı- Rus Savaşı’na bu köyden on sekiz gencimizi gönderdik, ama onların hiç biri dönüp gelmedi. Hepsi de şehit oldular. İşte bugün bu anıta bakıp şehitlerimizi anıyoruz ve onlara dua ediyoruz.”

Sefer oğlu Ali, Ahmet oğlu İsmail, Şakir oğlu Süleyman, İrfan oğlu Zabit, Yaşar ve diğerleri kim bilir nerede bu ülke için canlarını verdiler. Ama onlar hiçbir zaman unutulmadılar. Hele hele bundan sonra onlar için dikilen bu anıt onları hiçbir zaman unutturmayacak.

Kızım anıtın ve anıtın üzerindeki yazıların fotoğraflarını çekti:

“Onlar düğüne gider gibi gittiler cepheye

On sekiz yiğittiler, köyleri Hamidiye

Umumi harp gibi yazıldı künyeleri

Toprağa karıştılar, dönmediler geriye

mısralarından oluşan anıt üzerindeki şiir on sekiz şehidin hikâyesini nasıl da özetliyordu. Şehitlerimiz için dua edip, çeşmeden su içtikten sonra Çatalzeytin’e gitmek üzere bekleyen amcayı da alarak yola koyulduk.

Dik yamaçlara kurulmuş Hamidiye Köyü’ne son bir kere bakarken Kastamonu’da göçün en çok yaşandığı Çatalzeytin köylerinde yarattığı erozyonu bildiğimden acaba 125 yıl önce burada iskân edilen köylülerden ne kadarı İstanbul’a göçüp gittiler diye düşündüm…(1)

---------------------------------------------------------------

(1) Meskânların Konağı / Mehmet SAYAN

Kastamonu Belediye Başkanlığı Yayınları

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.