Üç tarafı denizle, dört yanı düşmanla çevrili güzel ülkem Türkiye.

Bahçenin etrafına çit çekersin, birde kapı koyarsın dostun girsin diye.  Fakat zararı dokunacak olanlar bahçenin içerisinde ise ne çitin nede kapının anlamı kalır. Ülkemizin son dönemlerde yaşadığı tamda böyle.

Dede Korkut demiyor mu, “Kahpe içeriden olunca, kapı kilit tutmaz oğul” diye?

İçimizi dışımızı Kahpeler sarmış durumda. Dışarıdakilerle uğraştığımız yetmezmiş gibi birde içimizdekilerle zaman kaybediyoruz.

Algı yönetimi almış başını gidiyor. Her an sıcak bir manşet, yeni bir söylem, farklı iddialar.

İnsanımız ise haber odaklı taraf tutmanın peşinde

Durum ciddi ey ahali!

Sınırlarımızdaki gerginlik ve hareketlilikler büyük buhranın habercisi. Esasında dünya genelinde bir kargaşanın asıl sebebi bütün bunlar.

Dünya ve Ülkemiz gündemi o kadar sıcak ve hararetli ki her saat yeni gelişmeler olmakta.

“Kim Jong-un”  Füzeleri “Trump” un savaş çığırtkanlıkları.

Ve asıl gaye dünya gündemini meşgul ederek yeni oluşumlara koridor açmak.

Kuzey de “Kim” füze kaldırıp füze indiriyor, komşularına korku pompalıyor.

Abd ise Gemilerini, uçaklarını “Kim” in komşularına gönderip yeni askeri üsler kuruyor. Böylelikle Çin’i usul usul kontrol altına alıyor.

İngiliz’in aklı Abd’nin pakt’ı tıkır tıkır işliyor.

Ortadoğu da yeni devlet kurma gayretinde olan Küffar, hiç olmadığı kadar hırslı ve azimli.

Yeni yüz yılın planları işleniyor. Prangaları bir bir çözülmeye başlayan ülkemize bu sefer gem vurmanın derdindeler.

Çok acayip değil mi?

İran komşularına atarlanıyor, Abd kazanıyor. Kuzey Kore atar yapıyor yine Abd kazanıyor.

Ne kadar korku o kadar savunma demek.

Ne kadar kan ve göz yaşı o kadar yeni toprak demek.

Emperyalizmin ve iş ortağı Siyonizm’in gayretleri hep bu yönde.

Peki millet olarak biz ne yapalım ?

Biz sadece bir olalım yeter.

Düşmanın her türden silahı varda, etnik kimlik ayırıcı bombası yok.

Bir yurda düşman bombası düştü mü, Alevi,Sünni,Türk,Kürt,Arap,Laz,Çerkez yada Şu partili bu partili Hükümet yanlısı, Hükümet karşıtı gibi ince detaylarla uğraşmaz. Hepsini yok eder.

Madem bahçemiz bereketli ve büyük, madem evimiz yurdumuz bu bahçenin içinde o halde koruyucu çit biz olmalıyız. Bir olana, bin zarar veremez.

Vakit Birlik Vakti ! 

Malumlarınızdır Abd Irak’ı işgal ettiğinde Irak halkı çok parçalı görüş ve fikir ayrılıkları içerisindeydi. Kendi içlerinde düşmanlığa varır bir kavganın ilk raundlarını oynuyorlardı. Ve bir gün ummadıkları bir anda Abd geliverdi.

Kimileri sevindi “Diktatör’ den kurtulacağız yaşasın Abd” diye.

Kimileri direndi “Bu vatan bizim, Vatanıma düşman bana düşmandır”  diye.

Kimileri de sıvıştı “Aman olacaksa olsun zaten yaşanacak ülke değildi” diye.

Peki kaybeden kim oldu ?

Irak’ın işgalini ve sonrasını en net şekilde anlatan bir Iraklının yazısını paylaşıyorum sizinle.

Ve takdiri size bırakıyor naçizane birde tavsiyede bulunmak istiyorum.

“Birey olarak koca devleti ben mi kurtaracağım” fitnesinden kurtulalım.

Etraflıca düşünelim şu yazının önemini. Ve elimizden geldiğinde çevremizdeki herkese ve her kesime şunu aşılayalım “ Bu Ülke içindekilerle güzel, Birlik olmaktan kardeş olmaktan vazgeçmeyelim.”

Algı yönetimine kapılıp her işittiğimize inanmayalım.

Uyanık olalım, Gafletten kurtulalım,

Vesselam.

"ABD savaş uçakları bizim oturduğumuz IRAK'ın Tikrit vilayetine saldırı yaptığı gece, benim evimi yakmaya çalışan komşumdu, evet her gün selam verip selam aldığımız, sohbet ettiğimiz, yeri gelip yardım ettiğimiz komşumdu. Bizim Saddam Hüseyin destekçisi olduğumuzu bildiği için o gece, elinde silahla sağa sola saldırıyordu. Adam sanki çıldırmış gibi ‘‘artık Saddam yok, diktatörü yıkacağız, Saddam’ı öldüreceğiz’’ diyerek zafer sloganları atıyor, adetâ ABD'nin gelişini sevinçle karşılıyordu. Savaş yıllarında eşimi ve 3 oğlumu kaybettim. Evim, işim, akrabalarım hepsi savaş sebebiyle yok oldu. Kardeş ülke Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldım.
Yıllar sonra o komşumu da Türkiye'nin Şırnak vilayetinde sokakta gördüm, tek ayağı yoktu, dileniyordu. Yanına gidip kendimi tanıttım. Neden burada olduğunu sorduğumda ABD askerlerinin elektrikli işkencesine mâruz kaldığını, bu sebeple sağ bacağını kaybettiğini söyledi. O gün Saddam Hüseyin devriliyor diye zafer kutlaması yapan, ABD'nin ülkemizi işgal etmesine sevinip, yönetimin kendilerine kalacağını zanneden komşum(!) bugün büyük bir pişmanlık içinde; ‘‘Amerikalılar bizi dinlemediler, keşke geriye dönebilseydik de, Saddam'ın yanında savaşsaydım’’ diyor.
Haçlılar ülkeleri işgâl etmek istediğinde önce algı operasyonlarıyla, dünyayı ve insanları orada bir diktatör olduğuna inandırırlar, bunu başardıklarında ise gelirler ve 'bu bizden veya değil' diyerek hiç bir ayrım yapmazlar. Şehirlerimizi yağmalar, insanlarımızı katlederler. Bunu çok fazla acıyla tecrübe ettik.’’

Zeynep bin Hizab El-Uteybî

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.