Mahalle Çeşmesi

İki yıl önce mahallenin hayırseverleri tarafından güç bela toplanan paralarla, ite kaka belediye başkanının ve muhtarın da gönülsüz yardımlarıyla mahallenin meydanına yolun kenarına inşa edildim.

Yeni olmama rağmen mahalle kadınlarının birbirinin arkasından ettikleri dedikodularına, genç aşıkların herkesten habersiz çifte kumrular gibi birbirlerine işve yapmasına, hatta hasım olanların amansız kavgalarına ve acıdır ki cinayete, kana her şeye tanık oldum. Şimdi bu satırları okurken kendi kendinize konuşuyorsunuzdur, yahu bu çeşme taştan betondan yığma yapı nasıl olurda konuşur üstelik bu kadar kısa sürede pek çok anı biriktirir. Hazırlıklıyım bu tür düşünen insanlara hemen cevabı veririm. Üstelik hazırcevap da diye fısıldamalarınızı duyar gibiyim, sanırım beni inşa eden ustadan geçmiş olacak huyum.

Kısa zamanda alıştım bu meydana, mahalledeki gürültüye, düğünlere ve cenazelere. Hatta arkadaş bile edindim. Dertli adı. Dertli de kim mi? Hemen iki adam boyu solumda kalan mahallenin çok görmüş geçirmiş büyüklerindendir o. Ağaç olduğuna bakmayın ne sırlar, hikâyeler gizlidir onda, bilmezsiniz. Çok aşıklar kazımış aşklarını ucu keskin çakılar, bıçaklarla gövdesine. Az deşmemişler sinirli insanlar onun vücudunu. Hep öyle anlatır Dertli, insanlara uzaktan bakmak onları en iyi anlamanın yolu der hep bana. Uzunca dallarında bulunan yeşil yaprakları (Dertli ona yavrularım der ) sayesinde yağmurun gazabından korur beni ıslanma nedir bilmem. Muhabbetimize katılmak isteyenler çoktur. Geceleri bu meydan bizimdir.

O değil de şu gece yarısı ağzı leş gibi şarap, bira, rakı bilumum alkollü içecek kokan güruha tavsiyem ne olur önüme kusmayın. Haydi, bir gaflette bulundunuz bu haltı yediniz bari musluğumu açın da su ile bu pislikleri yıkayın. Çünkü çok pis kokuyor. Geçenlerde yine avarenin biri gece önüme kusmuş. Bir görseniz her türlü yemek çeşidini rahatlıkla bulabilirsiniz. Haydarisinden, midye kızartmaya, börülce salatasından, palamut ızgaraya envai çeşit meze bu adamın midesindeydi. Ulan! Bu yemeye mide nasıl dayansın .

Bir de mahallenin bekçileri var. Onlarla aram iyidir, ara sıra benden su içerler kana kana. Çok gördük Dertli abi ile dörtnala koşan hırsızın peşinden nefes nefese kaldıklarını. Takati kalmayınca oturur yere verir sırtını dağ gibi Dertli abinin göğsüne biraz dinlendikten sonra başlar sövmeye hırsızın gelmişine geçmişine. Ardından dili damağına yapışmış olacak ki musluğu açıp kana kana su içer benden doldurur midesini. Ha bir de sabaha karşı hocanın minareden uyuyan ahaliyi camiiye çağırması var tabii. O ne güzel sestir öyle, bazen Dertli abi ile kulak veririz bu ilahi sese. Sonra bir bakarız ki meydana yakın evlerin ışıkları bire birer yanmaya başlamış. Çoğu evde eda eder namazını ama camiiye giden ihtiyarlar bazen abdestlerini benden alırlar. Beni buraya yapanların ruhuna dua ettikten sonra ıslak ayaklarını kara lastiğe geçirdi mi lastiklerden çıkan cork cork sesleri meydanda yankılanarak camiiye koştura koştura giderler.

Velhasıl kelam bu meydanda her şey güzeldir. Sabahın ilk saatlerinde kuşların Dertli abinin şefkatli kollarında ötüşmeleri yok mu ruhumuzu okşayan bulunmaz bir terapi sanki…

YORUM EKLE
YORUMLAR
mustafa kökgöz
mustafa kökgöz - 12 ay Önce

eline kalemine yüreğine sağlık.

Onur Doğan
Onur Doğan - 12 ay Önce

Emeğine sağlık güzel olmuş.
Devamını bekliyoruz.

B.Kocak
B.Kocak - 12 ay Önce

Güzel bir yazı , kalemine sağlık.

banner266