Niçin ...

çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher./İ.ÖZEL

''aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti''

İşte bu mısranın içine dalabilen ciltlerce kitap yazabilir,aşktan ayrılarak aşkı bulmak için geldiğimiz bu dünya da ince meselemiz aramak.

Öylesine yanlış ve yanılgı dolu bakıyoruz ki dünyaya neyi niçin aradığımızın idrakine varamadığımızdan yoruluyoruz,bitkin düşüyoruz ve sonuç :hane harebe...

Bu ruh halinin içinde yaptığımız en anlamlı iş sorgulamak oluyor, kendimizden, çevremizden, yaşadıklarımızdan bir anlam bulamayışımızın hezimetinde bir ahlak isyanı olarak ''gençtim almadın canımı, ölmedim genç olarak'' nidasıyla biraz da sitem ediyoruz lakin bu sitemin içinde gizli VE latif bir inayet istemi saklı :Münacat

Burada Mevlana İdris Zengin'in

Altı yönüm harab, beş duygum harab

On parmağımda on acı

Ya Râb

Denize dalan bir testi nasıl tahammül etsin suya

Fırlattın beni dünyaya

Yeniden al kucağına, çağır beni yeniden

Bu saman çöpünü kasırgada bırakma.

mısraları aklıma geliyor, her iki şairimizinde tatlı münacatları,bir kurtuluş dilekçesi olmuş adeta.

Aramak hayatımızın pusulası oluyor..neyi arıyorsak onda saklıyız,aradığımızda zuhur ediyor hakikatimiz.

Biz aşkı aramak için gönderildik ki aşkın kendisi bizi dünyaya gönderendi.

Burada buldurulan mecazi aşklar tekamülümüz sıçramamız için bir önsözdü de biz mecazi aşklarımızı son söz eyledik ,noktayı koyduk. Halbuki aşkın hakikatinin mecazdan sonra tecelli edeceği söylenir hep .

Bizler o noktada tıkanıp kaldığımızdandır ki ...nefesimiz tutuluyor, bırakıp gidecekler diye ödümüz kopuyor. Oysa ki ballar balını bulan kovanını yağma etmeli Yunusleyin.

Güneşi bulan aynadaki aksine takılıp kalır mı kalmaz,kalmamalıda.

Ne güzel söylemiş Karakoç üstadımız

''Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin.''

Mecazi aşklarımızın hepsi bize Hakkı tanıtmak için.Önemli olan perdeyi yırtıp ardındakini görebilmek.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
 

Oysa ki taşınacak su,kırılacak odun besbelli.Gölgeden aslına varmak mühim olan.Bunun içinde yaşadığımız her dünya sahnesinde perdenin arkasındaki yönetmeni unutmadan yaşama gayretiyle bize biçilen rolde neyin anlatılmak istendiğini,verilen mesajı kavramaya çalışmalıyız.

Yaşadığımız her ne olursa olsun ilahi rızaya teslim olmanın sükunetiyle ondan gelen herşey hayır üzeredir bilincini giydirmeliyiz ruhumuza...

işte o zaman insanoğlu istediği gibi haykırmayı hakeder,

​​

Cana cefa kıl ya vefa.

Kahrın da hoş, lutfun da hoş,

Ya derd gönder ya deva,

Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Hoştur bana senden gelen:

Ya hilat-ü yahut kefen,

Ya taze gül, yahut diken..

Kahrında hoş lutfun da hoş.

Gelse celalinden cefa.

Yahut cemalinden vefa,

İkiside cana safa:

Kahrın da hoş,lütfunda hoş...

AŞIK ODUR Kİ SEVGİLİDEN GELEN HERŞEYİ BİLİR SEVGİLİ....

YORUM EKLE