"Türkiye’de başarılı olan hiçbir özelleştirme örneği yoktur"

Cumhuriyet Halk Partisi Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı; "Türk Şeker’e ait olan Tosya’daki bölge binası ve İhsangazi’deki bölge kantarı 18 Ekim’de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca satışa çıkarılacaktır" dedi.

"Türkiye’de başarılı olan hiçbir özelleştirme örneği yoktur"

Milletvekili Baltacı; "16 yıldır elde avuçta ne varsa satan ve seçim öncesi gözünü Kastamonu ekonomisinin can damarı olan Şeker Fabrikamıza diken AKP, ülkeyi uçuruma sürükleyen tutumundan halen vazgeçmemekte, yılların kazanımı olan kamu taşınmazlarını yok pahasına elden çıkarmak için olağanüstü çaba sarf etmektedir. Maalesef Türk Şeker’e ait olan Tosya’daki bölge binası ve İhsangazi’deki bölge kantarı 18 Ekim’de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca satışa çıkarılacaktır. Söz konusu taşınmazların satışı, münavebe ürün arayışında olan üreticimizin önündeki engellere bir yenisinin daha eklenmesi demektir. Zira bugün bölge binası ve kantarı satılan Boyabat’taki pirinç üreticileri, pirinçteki verimin azalması, hastalıklara bağlı rekoltenin düşmesi nedeniyle şeker pancarına yönelmiş, bölge açılması ayrıca yeniden kantar kurulması talepleriyle kapı kapı dolaşmaktadır. İlerleyen günlerde Tosya ve İhsangazi bölgemizdeki üreticilerimizin aynı sorunla karşı karşıya kalabileceği düşünüldüğünde bölge binası ve kantarın satılmaması Kastamonu tarımı için büyük önem taşımaktadır. Tüm bunlara rağmen AKP’nin özelleştirmedeki ısrarı, Şeker Fabrikası’nın tüten bacasının en kısa zamanda söndürülmek istediğine işaret etmektedir.

2002 yılında 237 milyon kar eden Türk Şeker’i, 2017 yılı sonunda 258 milyon zarar eden bir kuruluşa dönüştüren, 2002 yılında Kastamonu’da 13 bin 941 olan pancar çiftçisi sayısının 2017 yılında 2 bin 90’a düşmesine seyirci kalarak fabrikayı tasfiye etmeye hazırlayan AKP’ye Kastamonu’nun bir bütün olarak direnmesi, sesini daha gür yükseltmesi gerekmektedir. Çünkü önümüzde fabrikaları özelleşen şehirlerin yaşadığı sorunlar tüm canlılığıyla cereyan etmektedir. Fabrikaların satıldığı birçok şehirde şeker pancarı üreticinin elinde, tarlasında kalmıştır. Özele geçen fabrika pancar üreticisine düşük fiyat vermiş, yetmemiş fabrikaya ait olması gereken yüzde 20 fire payını da çiftçinin omuzlarına yüklemiştir. Özele geçen fabrikalar hayvancılıkta önemli rolü olan küspenin fiyatını yüzde 100 artırmaktan da geri durmamıştır. Devlette iken 850 kilo küspeyi 110 TL’den alan köylümüz, bugün aynı küspeye 220 TL ödemek zorunda bırakılmıştır. Üretim daha da arttırılacak yalanlarıyla satılan 13 fabrikadan 4’ü; Alpullu, Yozgat, Burdur ve Bor halen devredilmemiştir. Doğuş Gıda’nın, 5 aydır devralmadığı Bor Şeker Fabrikası'nı devraldıktan bir gün sonra hileli bir şekilde başka bir firmaya satmasına göz yumulmuştur. Doğuş Gıda’nın "Devlet sanayicisine yardımcı oluyor. Paramız yetmedi, aldık sattık. Ülke için şükredin" diyebilme pişkinliğine ses bile çıkarılmamıştır. Açıkça hileli bir satış gerçekleştirilmiş, bunun bir satış değil firmaların 12 milyon lira olan teminatlarını kurtarma operasyonu olduğu gün yüzüne çıkmıştır. 5 aydır devralınmayan fabrikaların tüm giderleri yine devletin sırtına sarılmıştır. Saray rejimi bu kriz ortamında para babalarının elinden tutarken, pancar üreticisini köylümüzü kaderiyle baş başa bırakmıştır. Nişasta Bazlı Şeker’in kotasını 2011 yılında yüzde 15'e çıkaran saray ve AKP fabrikaların satılması sürecinde şirinlik yaparak bu oranı önce yüzde 10’a seçim öncesi de yüzde 5'e düşürmüş ancak NŞB kontrolünü yapan Şeker Kurumu’nu bir KHK ile kapatmıştır. Bugün ülkemizde Nişasta Bazlı Şeker üretimini kim, hangi kurum, nasıl denetliyor belli değildir.

Türkiye’de başarılı olan hiçbir özelleştirme örneği yoktur. Kastamonu özelleştirmenin ne anlama geldiğini Taşköprü SEKA’dan, Et Balık Kurumu’ndan iyi bilmektedir. Türkiye’nin tek sigara kağıdı üreticisi niteliğindeki SEKA’ya ait Kastamonu İşletmesi modernize edilip 9 milyon 100 bin dolar bedelle 2003 yılında Mopak Kağıt A.Ş’ye satılmıştır ancak zamanında Taşköprü halkının umudu olan Taşköprü SEKA bugün artık umut kapısı olmaktan çıkıp atıl bir yatırım olarak çürümeye terk edilmiştir. AKP öncesinde Türkiye’nin özelleştirmeden elde ettiği gelir sadece 8 milyar dolar iken, AKP aralarında devlet kasasına yıllarca önemli gelir getiren kuruluşların da bulunduğu tesis ve kurumların satışından iktidarı boyunca toplam 60.8 milyar dolar gelir sağlamıştır. Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık eden birçok kurum ve tesis, artık Hazine'ye gelir getirme vasfını kaybetmiştir. En başarılı özelleştirme diye anlatılan Türk Telekom 21 yıllığına 6.5 milyar dolara Araplara kiralanmış, Araplar Telekom’u teminat göstererek Türk Bankalarından 4.7 milyar dolar kredi kullanıp 10’ncu yılın sonunda Türkiye’yi yaklaşık 15 milyar dolar dolandırmıştır. AKP, TEKEL’in alkol bölümünü 2003 sonunda 292 milyon dolara Mey grubuna satmış, bu grup 3 yıl geçmeden hisselerini 810 milyon dolara Amerikalılara, Amerikalılarda 4 yıl sonra aynı markayı 2,1 milyar dolara İngilizlere devretmiştir. Yine TÜPRAŞ'ın yüzde 51'i İngilizlere, PETKİM'in yüzde 51'i Ermenilere satılmıştır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nca el konulan TELSİM'i İngilizler, Digiturk'ü ise ihalesiz Katarlılar almıştır. Yabancı şirketler başta kamu kuruluşları olmak üzere, finanstan enerjiye, sağlıktan eğitime, perakendeden gıdaya kadar birçok sektörde ağırlığını artırmıştır. Bankacılık sektörünün yüzde 50'si, sigortacılık sektörünün yüzde 70'i yabancı şirketlerin kontrolüne geçmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi bu talana dur demek için bundan önce olduğu gibi bundan sonrada gereken mücadeleyi göstermektedir. Meclis’in açılmasıyla birlikte partimiz tarafından, satılan Şeker Fabrikalarının kamulaştırılması için kanun teklifi verilmiştir. Saray rejimine karşı bu kanun teklifi yasalaşabilir. Bu mücadele kazanılabilir, çocuklarımıza sağlıklı bir gelecek sağlanabilir."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER