Sarılık Hastalığı Kabusu

Türkiye'nin önemli hayvan pazarlarından olan Kastamonu'da, geçtiğimiz günlerde çiçek hastalığı ve tüberküloz salgını sonrası bu kez de sarılık hastalığı sebebiyle hayvan ölümleri yaşanıyor.

  • 1033
Sarılık Hastalığı Kabusu
TAKİP ET Google News ile Takip Et

ÇİÇEK VE TÜBERKÜLOZDAN SONRA SARILIK HASTALIĞI KABUSU
DEVREKANİ’DE HAYVAN HASTALIKLARI KORKUTUYOR
DEVREKANİ’DE ÇÖPLÜK ZEHİR SAÇMAYA DEVAM EDİYOR


Hayvan hastalıklarının, ilçeye yakın bir bölgede merada yer alan çöplükten kaynaklandığı ileri sürüldü.

Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde geçtiğimiz günlerde çiçek hastalığının görünmesi üzerine Devrekani Hayvan Pazarı, 1 ay süreyle karantina altına alınarak kapatılmıştı. Devrekani ilçesine bağlı Kanlıabat köyünde daha önceden ahırında çıkan tüberküloz hastalığı sebebiyle Hamide Hüseyinbaş’a ait 40 büyükbaş hayvan, Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ekipleri tarafından itlaf edilmişti. Ayrıca ahırı, çöplüğün yanında bulunan Kamil Uluçay’a ait işletmede bulunan 45 büyükbaş hayvandan 14 tanesinde sığır tüberkülozu hastalığı tespit edildi. İşletme, tüberküloz hastalığı nedeniyle karantina altında tutuluyor.

Bir yandan çiçek ve tüberküloz hastalığıyla mücadele sürerken, diğer yandan da çöplükten bulaşan bakteriler nedeniyle büyükbaş hayvanlarda sarılık hastalığının görüldüğü belirtildi. Devrekani’ye bağlı Habeşli köyünde bazı işletmelerde sarılık hastalığı nedeniyle çok sayıda hayvanın telef olduğu öğrenildi.


TELEF OLAN HASTALIKLA HAYVAN, KÖPEKLERE ATILDI
Devrekani’nin Sazyaka Mahallesinde ikamet eden Ali Uyrukçuoğlu, iki hafta önce hayvan pazarından satın aldığı iki adet büyükbaş hayvanından bir tanesinin hastalanarak telef olduğunu belirterek, “Evimizin önünden bir dere geçiyor. O dereden geçen pisliklerden dolayı insanlarımız ve hayvanlarımız hasta oluyor. İki hafta önce hayvan pazarından iki tane hayvan aldım. Bir tanesi hastalandı ve mundar öldü. Diğeri de ahırda hasta ve başka hayvanlarımızda hastalıklı. Bizim ahırımızda hastalıktan dolayı 5-6 tane hayvanımız telef oldu” dedi.

İlçe merkezinden geçen derenin bir an önce yapılmasını isteyen Ali Uyrukçuoğlu, “Uzun zamandır bu dere yapılacak diye bekliyoruz. Bu dere pislik içerisinde, bizde burada yaşamaya çalışıyoruz. Bu dere, Dikmen tepesinden çöp alanından akıyor. Ayrıca burada Devrekani ilçesinin lağımı akıyor. Bu derede her şey var, her türlü pislik var” diye konuştu.

Telef olan hayvanı yakından inceleyen Veteriner Hekim Mete Tunoğlu ise, “Hastalıklı bu hayvan köpeklere atılmış. Ayrıca geceleyin yaban hayvanları, kurtlar, kuşlar gibi hayvanlarda bu hastalıklı hayvanı yiyecekler. Daha sonra ayak patilerine bu bakteriler bulaşıyor ve meralarda geziyorlar. Bu meralarda ot yiyen bütün hayvanlara bu bakteriler bulaşıyor. Bu yüzden hayvanların bulundukları ortamlara bu hastalıklı hayvanların atılmaması gerekiyor” şeklinde konuştu.


“HABEŞLİ KÖYÜNDE, SARILIK HASTALIĞI BAŞ GÖSTERDİ”
Devrekani’ye bağlı Habeşli köyünün çöplüğün yakınlarında yer alan bir köy olduğunu söyleyen Veteriner Hekim Mete Tunoğlu, “Burada hayvanlarda kan işeme, sarılık ve böbrek yetersizliğine yol açan hastalıklar mevcuttur. Bu yüzden, bu evlerde her ahırda en az 2-3 tane hayvan telef olmuştur. Bu hayvanlar, yakın bir zamanda Ekim ayı içerisinde hayvanlar öldü. Buda merada bulunan çöplüğü hayvan ölüleri atıldığı için hastalıklar bulaştı. İlçemizde sadece şap, brucella, çiçek değil, bütün zoonoz hastalıklar yer yer bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Çöplüğün, ilçeye 2-3 kilometre yakınlıkta Dikmen bölgesinde yer aldığını ifade eden Tunoğlu, “Bu çöplüğe evsel atıklar, tıbbi atıklar, mezbahana atıkları yani her türlü atıklar atılıyor. Büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan ölüleri atılıyor. Devrekani mezbahanesinde kesilen hayvanların atıkları dahil atılıyor. Burasının sakıncalı olmasının sebebi, ilçenin en geniş mera yani otlak alanının tam ortasında olmasıdır. Burada çöplüğün üzerine yağan yağmur suları, ilçenin önemli derelerinin beslendiği alanın üst tarafında kalmasından dolayı bu çöplükten derelere su karışıyor. Bu yüzdende çöplüğe yakın bölgelerde veya derelerin geçtiği alanlardaki işletmelerde hayvanlarda çeşitli hastalıklar görülebiliyor. Bu derelerden bir tanesi Habeşli köyüne doğru gider. Habeşli köyünde de bu çöplükten bulaşan sarılık, yanıkara, enternasyonal hastalıkları, hayvanlara bulaşabilmektedir. Diğer bir dereden de akan sulardan dolayı bir işletmede tüberküloz hastalığı mevcuttur. Balabanlar köyünde 2011 yılında enternasyonal hastalığı Mehmet-Uğur Aydın kardeşlerin çiftliğinde 7 tane hayvanları hastalıktan ötürü öldü. Bölgemizde sadece tüberküloz, şap, brucella hastalıkları gözükmüyor, bunun dışında pek çok bulaşıcı hastalıklar görünebiliyor. Çünkü çöplüğe ölen hayvanların atılması, evsel ve tıbbi atıkların atılması nedeniyle çöplükte üreyen bakteriler, meralara bulaşıyor. Bunun dışında ölü hayvanları, akşamları kurt, ayı, tilki gibi yabani hayvanlar yiyor. Bu hayvanlara bulaşan bakteriler, meraları gezdikleri yerlere hastalıkları bulaştırabiliyor. Buda, meralarda otlayan hayvanlara hastalıkların bulaşmasına neden oluyor. Özellikle hayvansal atıkların ve hayvan leşlerinin, mera alanlarına atılmaması büyük önem taşıyor, bu tür hayvansal atıkların ve hayvan leşlerinin mutlaka imha edilmesi ya da toprağa gömülmesi gerekiyor. Bu çöp alanı buradan kaldırılmadığı sürece, bu bölgede verimli bir hayvancılık yapılamaz yani hayvan sahipleri, bir süre sonra hayvancılığı bırakmak zorunda kalır” açıklamasında bulundu.

“HAYVANLARDAKİ BAZI HASTALIKLAR, İNSANLARA DA BULAŞIYOR”
Devrekani’de, birçok antibiyotiğe dirençli, kuluçka süresi 10-12 gün olan akut ve kronik solunum yolu enfeksiyonlarının mevcut olduğunu ifade eden Tunoğlu, “Sıkıntı veren hastalıklar sadece şap, çiçek, tüberküloz değil, dirençli pastirölle, Enfeksiyöz Sığır Rhinotraheiti (IBR) hastalığı, sarılık ve yanık ara etkenleri bölgemizde mevcuttur. Bununla da ilgili önlemler alınmak zorundadır. En önemlisi de çöplerin mera alanlarına atılmamasıdır. Çöplerin imha edilecek tesislerde imha edilmesi gerekmektedir” dedi.

Hastanelerde özellikle diyaliz ünitelerinde kullanılan tıbbi atıkların, çöplüğe atılmaması gerektiğine işaret eden Tunoğlu, şöyle konuştu: “Oradan da insanlara ve hayvanlara bulaşan leptospira etkenleri, çöpe hayvanları yemeye gelen ineklere, oradan da hayvan sahiplerine bulaşmaktadır. Çöpe komşu olan köylerde, örnek verecek olursak eski Kanlıabat köyü muhtarı şu anda böbrek yetersizliğinden dolayı diyalize girmektedir. Bu köyde 50-60 yaşlarında birçok insanda böbrek yetersizliği nedeniyle diyalize girmektedir. Ayrıca başka köylerde de diyalize giren insanlarımız vardır. Buda hayvanlardan insanlara bulaşıp, leptonlarını ve böbreklerini bitiren leptospira etkenlerinden hastalanmalarından kaynaklanmaktadır”


“ÇÖPLÜĞE YAKIN BİR AHIRDA, TÜBERKÜLOZ HASTALIĞI VAR”
Çöp sularının ilk geçtiği ahırda yer alan Kamil Uluçay’ın ahırında şu anda tüberküloz hastalığının bulunduğunu aktaran Tunoğlu, şunları söyledi: “Kamil Uluçay’da tüberküloz ile mücadele altındadır. Kemal Tepeli’nin daha önceden 300-400 büyükbaş hayvanı vardı fakat hayvanlarını suladığı yalaklara bu çöpün altından geçen derelerden temin ettiği için ahırındaki hayvan sayısı düşmüş durumdadır. Kamil Tepeli, hayvanların ekonomik giderlerini bile sağlayamıyor. Bizim, hayvancılığımıza bu çöplük sürekli zarar veriyor. Hayvancılığın gelişmesinin beklendiği bir ilçede sürekli hayvan hastalıklarından ötürü hayvancılık küçülüyor. Yabani ve evcil hayvanlar ile insanlar, bu çöplük yüzünden tehdit altında bulunuyor. Yaban hayvanları nedeniyle buradan hastalıklarda çevreye bulaşıyor. Çünkü burası yarı orman yarı mera şeklinde bir yer”

Devrekani’ye bağlı Doğuörcünler Köyünde ikamet eden İsmail Çirişoğlu, 1995 yılında öğretmenlikten emekli olduktan sonra hayvancılığa başladığını belirterek, “1995 yıllarında hayvancılık çok güzeldi. Akşam aldığınız hayvanı sabah kar ile satabiliyordunuz. Hayvanların satışında hiçbir zorluk yoktu. Misal, 400 TL’ye aldığınız koyunu 4 ay sonra kuzusunu 450 TL’ye satarken, koyunu da yine aldığınız paraya satabiliyordunuz” dedi.

Hayvancılığın revaçta olmasından dolayı 1995 yılında emekli olduktan sonra Devrekani’den 20 bin metrekare arazisi ve 200 koyun kapasiteli büyükbaş hayvan ahırını satın aldığını ifade eden Çirişoğlu, “2004 yılında Trakya’dan 47 adet kıvırcık koyun satın aldım. Bu koyunlar, yılda iki defa kuzu yapıyorlar. Genelde çoğu çift kuzu doğuruyor. Bu yıl sert bir kış olmadı. Yağmur yağıyordu. Bende bu yağmura rağmen koyunları dışarı çıkartıp merada gezdiriyordum. Ondan mı kaynaklandı nereden kaynaklandı bilemiyorum ama koyunlar doğum yapmaya başladı. Koyunlar, bir tane sağlam iki tane ölü yavru atıyor. Koyunlar, doğumuna 5 gün kala 10 gün kala bu ölü yavruları atıyor. Böyle baya bir zayiat verdim. Doğum yapacak 50 koyundan 150 kuzu doğdu, bu 150 kuzudan ancak 50 tanesi yaşadı. Gerisi hep öldü. Daha sonra ahıra baktılar, koku yok, ahır ilçeye bir kilometre uzaklıkta, yeri de iyi. Kuzunun birisini aldılar ve Ankara’ya gönderdiler. 15 gün sonra ölü doğan kuzuların herhangi bir hastalığı yoktur diye rapor geldi. Koyunlar, çöplük denilen mıntıkaya alıştı. Çöplüğü, öyle bir çöpler atılıyor ki ne ararsanız var. Tıbbi atıklarda var. Koyunun bir tanesi zehirlendi. Koyundan şüphelendim ve veteriner hekimi getirdim. Koyunu sırtımda taşıdım. Ne kadar ilaç kullandıysam da koyunu yaşatamadım. Bundan sora bir zayiat vermeye başladım. Önüne geçemedim. Bende iyice bıktım. Koyuna, sabahleyin bakıyorsunuz yatacak yeri gayet müsait, arazi müsait çöplükten gelince koyun, bakıyorsunuz sabaha kadar şişmiş ve ölmüş. Koyun mosmor olmuş. Bende bir süre sonra bu hastalıklardan bıktım. Ne kadar ilaç kullandıysam baş edemedim. Bende, hastalıkla baş edemeyince bir süre sonra elimde kalan 100 koyunu sattım ve bankaya olan borcumu ödedim. Ben, artık bu işi bırakıyorum dedim” diye konuştu.


“ÇÖPLÜK YÜZÜNDEN TESİSİMİ KAPATMAK ZORUNDA KALDIM”
Devrekani’deki tesisinin bir süre kapalı kalmasından sonra 2009 yıllarında tekrar hayvancılık yapmaya karar verdiğini söyleyen Çirişoğlu, “Kredi çekmek için banka ile görüştüm. Bankaya ahırı ipotek verdim, Ankara’da bulunan 200 bin TL değerindeki daireleri ipotek verdim. Bununla birlikte 4 tanede kefil verdim. 7 yıl taksitli kredi kullandım. Bana koyunları alıp gel dediler. Bende, 280 koyun alıp Devrekani’ye geldim. Bana, bankadan 120 bin TL kredin çıktı dediler. Ben, bu parayı hiç almadan koyunları aldığı kişiye devrettiler. Elimde biraz daha para vardı ve koyunların sayısını 350’ye çıkardım. Bir tanede koyunlar için hanımıyla birlikte çoban tuttum. Geçtiğimiz yıla kadar bu koyunlara baktım. Hastalıkla baş edemeyince bir süre sonra koyunları satmaya karar verdim. Koyunları satınca 470 koyun çıktı. Bende, bu tesisi kapatmak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı.

Büyük uğraşlar sonunda severek yaptığı 500 bin TL değerindeki ahırını çöplük nedeniyle satmak zorunda kaldığını sözlerine ekleyen Çirişoğlu, şöyle devam etti:

“Çöplük denilen yerde buğday atıkları nedeniyle ilk yeşillik buralarda çıkıyor. Çöplükte pisliğin ve hastalıkların haddi hesabı yok. Çöplüğün merada işgal ettiği arazi, 30 dönüm civarında vardır. Bir sürü atık madde, mermer tozları, evsel ve tıbbi atıklar çöplüğe atılıyor. Bu çöplükte sular birikiyor. Koyunlar, bu biriken suları içiyor. Bu bir zehirdir. Ben, hala bu hayvancılıktan merakımı alamadığım için istemeye istemeye hayvancılığı bıraktım. Bana, aslında çöplüğün civarında bulunan ahırda hayvancılık olmaz dediler. İki dairede satsan zararını kurtarmaz dediler. Bende öylece koyunları sattım. Ben, bu yüzden çöplüğün oradan kaldırılmasını istiyorum. Benim, bu yüzden ahırım boş duruyor. Çöplükten akan su nedeniyle temiz suları da berbat ediyorlar. Çöplükten akan sular, dereye katışıyor. Bu dereler, mikrop akıtıyor. Bu yüzden buralarda çok kişi, büyükbaş veya küçükbaş hayvanlarını satıp çiftliğini kapatmak zorunda kaldılar. Bu sebeplerden ötürü özene bezene aldığım ve yaptığım 500 bin TL’lik ahırı çöplük nedeniyle satmaya mahkum oldum. Çöplüğün kaldırılmasını şiddetle istiyorum. Bu, 500 koyunu ben üç yıl yapabildim. Bu çöplüğün kaldırılmasını bütün hayvancılık için zaruridir." 
Ayrıca iki hafta önce Kastamonu’da yaklaşık 15 tane büyükbaş hayvanın, tüberküloz hastalığı nedeniyle itlaf edilmişti. Geçtiğimiz günlerde Çiçek ve Tüberküloz hastalığından hayvanların ölmesi İhlas Haber Ajansı tarafından haber yapılmıştı. Ancak ölü hayvan görüntülerinin olmasına rağmen Kastamonu Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilileri doğru bilgi vermek yerine haberleri yalanlamıştı. 

VEDAT YUNUS İKİZOĞLU (İHA)