Son Savaş !

Dünya ve Ülkemiz üzerinde yaşanan gelişmeleri doğru okuyabilmek için, konuları dar alanda birkaç mesele ile alakalı görmek kâfi gelmiyor, aksine çoğulcu ve üstü kapalı olayları irdeleyerek geniş bir perspektif oluşturmak gerekiyor.

İslam dünyasında büyük bir tepkiyle karşılanan Abd’nin skandal “Kudüs” kararını açıklaması ve bu kararın hayata geçirilme tarihinin belirlenmesi asla tesadüf değildir. Bundan 100 yıl evvel İngiliz ordusunun 9 Aralık 1917 de Osmanlı Devleti’nden aldığı “Kudüs”, işgalinin seneyi devriyesinde yeniden gündeme getirilerek Abd’nin kirli planlarına alet edildi.

Peki Neden ?

Şunu hatırlatmakta fayda var, hiçbir Abd başkanı rasgele seçilmemiştir. Her başkan mutlak surette almış olduğu bir vazife ve yerine getireceğini taahhüt etmiş olduğu bir misyon üzerine göreve başlatılmıştır. Başlatılmıştır diyorum, çünkü dünya dengelerini elinde tutmayı başaran karanlık odakların onay vermediği bir lider Abd’ye başkan olamaz.

Karanlık aktörlerin güdümünde seyreden başkanlar, yapmış oldukları tüm işleri ve yerine getirdikleri projeleri kendilerine verilen dini ve ulu bir vazife olarak görürler. Ayrıca bu başkanları yaptıklarından dolayı motive eden birtakım gizli hurafe ve inanışlar da vardır. Bu inanışları sebebiyledir ki; yaptıklarının hiçbirisini insanlık suçu olarak kabul etmezler. Eski Abd başkanı Bush, 2003 yılında verdiği bir röportajda “Tanrının bana verdiği görevle hareket ediyorum” demişti. Açıkça diyor ki; “Tanrının buyruğu üzerine Afganistan ve Irak üzerinde kıyımlara başladım, çünkü tanrı öldürmemizi emrediyor”.  

Trump’da aynı misyon üzerinden görevini ifa etmeye gayret ediyor. Seçim vaadleri arasında da yer verdiği “Kudüs” planını aktif olarak devreye almış bulunuyor.

Armageddon

Bir yanda kendi ülkelerinin, dünyanın sonunu getirecek olan büyük savaşa hazırlandığına inanan ve yeryüzünde yaşayan diğer insan topluluklarına değer vermeyip “Tanrı’nın Yahudilerle ilgili planı gereği, Yahudiler kendilerine vaadedilmiş topraklara dönerek büyük israil’i kuracak ve dünyaya egemen olacak diyen İsrail, öte yanda bu plana destek olarak, yeryüzünde ne kadar kan ve gözyaşı dökülür sancı ne kadar şiddetlenirse İsa Mesih’in yeryüzüne inişi o denli hızlanır ve kendilerine bir savunucu bir kurtarıcı olarak gelir tezini savunan Evanjelistler.

Abd’ deki evanjelist Hristiyanların Yahudilere ve israil’e duydukları sempati ve muhabbetin kaynağı Siyonizm-evanjelizm ittifakıdır. Buna göre yakın zamanda bir savaş olacak, savaşın tarafları ise bu ittifak ile bunların dışında kalan diğer insanlar olacak. Bu sebeptendir; yeni yüzyılın arefesinde “Kudüs” e vurulmak istenen pranga. Müslümanların ayaklanması yeni sıcak çatışmalara, bölgede ve dünyada yeni karışıklıklara sebep olacağını çok iyi bilen bu sapkınlar, beklenen savaşın vuku bulması için tüm kozlarını oynuyorlar.

Melheme-i Kübra

Onlara göre Armageddon bizim inancımıza göre ise Melheme-i Kübra, dünyanın sonu gelmeden ortadoğu’ da büyük bir savaş cereyan edecek. Bu konu hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Batı tarafından gelecek bir fitne ile doğu tarafından gelecek fitne karşılaşınca” diye ifadede bulunmuşlardır. Alimlerin görüşü olayın vuku bulacağı yerin Ortadoğu olduğuna dairdir. Günümüz dünyasında yaşadıklarımıza bakıp günlük gelişmeleri ele aldığımızda daha iyi anlıyoruz ki, yaşanılan güncel gelişmeler hiç de sıradan ve basit olaylar değil. Ahir zamanda yaşanacak olan “Son Savaş” kapıda. Anı yaşarken insanoğlu olayları fehmedemiyor. Geçmişten bugüne bir bakacak olursak taşlar yerine oturuyor, İşin ciddiyeti ve istikametin ne yönde olacağı artık kaçınılmaz.

Ayasofya

“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”

Bu Hadis-i Şerifi işitmeyenimiz, bilmeyenimiz yoktur. Niceleri bu kutlu müjdeye erişebilmek umuduyla düştü yollara, niceleri bu fetihin fatihi olmayı arzuladı. Ta ki;1453 deki Sultan Mehmet’in galibiyetine dek. İstanbul fetih olundu ve bu fetih İslamın sancaktarı olan bir Türk beyine nasip oldu. Buradan şu sonucu çıkarıyoruz ki, Ahir zamanda çıkacak büyük savaşın muhataplarından birisi mutlak surette Türkiye olacak, galibi de biiznillah öyle.

Pekala beklenen savaşın fitillerinden gördüğümüz “Kudüs” ateşlendi, diğer fitiller nelerdir derseniz, şüphesiz “Ayasofya” derim. Çünkü İstanbul zahirde alınmış olsa da manâsında bir kez daha fethedilecektir. Bu fetih de, kapılarındaki zincirlerin kırılıp, minarelerinden gök kubbeye yükselen, Ezan-ı Muhammedinin ümmetin kulağına değil gönlüne değdiği gündür.

İşte “Ayasofya”nın ibadete açılması batılın da sinesinde büyük bir yara açacak, kinlerini ve öfkelerini çıkarmak maksadıyla atacakları adımların ise kendilerine döneceği gün olacak.

Ey İlk Kıblem !

Ey Miracın anahtarı

Ey ümmetin kanayan yarası  “Kudüs”

Selam olsun  ey “Mescid-i Aksa ”,  Selam  sana ey “Kubbetüssahra”

Açılacağın gün yakındır, bekle koca mabed “Ayasofya”

YORUM EKLE