TESADÜF DEĞİL !

Leyla o gün ders bitiminde Pervin Abla'sından  dağıtmak üzere küçük kitaplardan bir kaç adet alır .
Yolda giderken içinden geçirir : "Allah'ım inşallah gerçekten ihtiyacı olan ya da gerçekten okuyacak birine denk gelir " diye.
Birkaç dakika sonra bir mağazaya uğrar . Mağazada etrafina bakınırken ve tam alışverişe odaklanmışken
" aa Risale-i Nur mu okuyorsunuz ? " diye bir sesle irkilir .
Sesin sahibi Fatma ; mağazada çalışan güleryüzlü , hafif toplu güzel bir genç kızdır.
Leyla biraz şaşkınlıkla da olsa "evet " diyebilmiştir .
Genç kız devamında :
" ben de Risale i Nur okumak istiyorum ve derslere katılmak ... " der heyecanla .
Leyla şaşkındır , aynı zamanda sevinçli ...
" FesubhanAllah ! "der .
"Az önce yaptığım dua hemen kabul oldu , sen ne büyüksün Allah ' ım !
Bütün bunlar ... "tesadüf değil ! "
Hemen elindeki küçük kitaplardan Ramazan Risalesi ve Küçük Sözleri uzatır Fatma'ya . Fatma biraz mahçup ama memnun olarak alır kitapları .
Leyla alışverişini yapar . Daha sonra karşılıklı olarak telefonlar alınır ve az önce tanışan iki arkadaş derse gitmek üzere sözleşirler .
Her ikisi de mutludur . Her ikisinin de duası kabul olmuştur en güzel şekilde .
Artık güzel bir vesileyle ,  bir ahiret dostluğu başlamıştır onlar için...
*****
Bu yaşanmış olayda olduğu gibi kâinatta zerre kadar tesadüfe yer yoktur !
Başımıza gelen her şey  tevafuktur .
Yani Allah'ın izniyle olur yani Allah'ın dilemesiyle olur yani her şey bir kader programı dahilindedir rastgele değildir .
Bütün işlerimizde  bize düşen ise sadece niyettir , duadır ya da hayra yönelmektir . Gerisi Allah'tandır .
***
KISA KISA ...
Kişiselgelişim kitapları , psikologlar ve medya gerektiğinde " hayır "dememiz gerektiği konusunda bizi ikna etti . Hatta bu konuda kantarın topuzu biraz kaçırdık gibi ...
Sanırım tekrar " evet " demeyi de öğrenmemiz gerekiyor .
Ne zaman bu konuyla ilgili bir şey duysam aklıma Peygamber Efendimiz (Sav )' in
" isteyeni geri çevirmezdi " özelliği gelir : ))
Zaten nerede İslami bir düstur , orada dünyevî bir muhalefet ...
" Ama şimdi biz mi ezilelim ? " dediğinizi duyar gibiyim .
O zaman ben de sorarım : Ezilmek mi ?    Enaniyetin zirvede olduğu asrımızda böyle bir şey mümkün mü sizce ?
Bu konuda herkes sınırını biliyor zannımca.
Hem ezilmekten kasıt nedir ?
Gerçekten ezilen taraf kimdir ?
Ezdiğini zannedenin aslında ruhu eziliyor , farkında değil ...
Demem o ki karşılıksız , Allah'rızası için iyilik yapan , isteyeni geri çevirmeyen sayılı insanlar var hayatımızda . Onları da seküler hayata elverişli ve klişe nasihatlerle bozmayalım ...
İnsanlığın buna ihtiyacı var çünkü .
***
Biri , siz istemediğiniz halde başkasının gıyabında konuşmaya başlarsa espiriyle
" ben et yemiyorum " diyebilirsiniz .
Hatta devamında
"hayır hayır ! helâl olan eti değil , haram olan insan etini yemiyorum " diyerek espiriyi taçlandırabilirsiniz mesela :))
YORUM EKLE

banner266