Araplar Osmanlıyı Arkadan Vurdu mu?


“Bu konu en çok sulandırılan, en çok speküle edilen ve ümmetin arasına düşmanlık tohumları ekilmesine vesile edilen konuların başında geliyor. 

Konuyla ilgili aslında söylenecek çok söz var ancak bu yazımızda Araplar bizi arkadan vurdu diyenlere sadece bir kaç soru sormakla yetineceğiz.

Öncelikle kısa bir girizgâhla başlayalım.

Osmanlıyı arkadan vurması bütün Araplara mâledilen Şerif Hüseyin alçağı, o dönem İstanbul' da gözetim altındadır. Fakat, İngiliz oyunlarıyla iktidara çöreklenerek her türlü değerimize karşı savaş açan ve topraklarımızı karış karış satan İttihat ve Terakki (İT) devşirikleri, Şerif Hüseyin' i serbest bırakırlar.  İngilizler de Şerif Hüseyin ve çapulcu birliklerini, Osmanlıya karşı ayaklandırır, onları bir piyon gibi kullanır ve sonunda da sınırları cetvelle çizilmiş devletçikler vererek ödüllendirir. 

Bu arada şunu da söyleyelim. Şerif Hüseyin' in emrinde 300-400 kadar çapulcu asker vardır. Yani İngiliz-Fransız desteği olmadan bu bir avuç çapulcunun ayaklanması ve Osmanlıya kafa tutması mümkün değildir.

İşin özü kabaca budur. Şimdi sorularımıza gelelim. 

1- Bir avuç çapulcu Arap, Osmanlıyı arkadan vurdu diye bütün Arapları suçlamak ne kadar mantıklıdır?

2- Eğer bütün Araplar hainse, Çanakkale' de ve diğer cephelerde bizimle beraber omuz omuza çarpışarak  şehid olan on binlerce Arap' ı nereye koyacağız?

3- Şerif Hüseyin alçağını salıverenler Enver, Talat ve Cemal şer üçlüsünün başını çektiği İT olduğuna göre ve bu üçlü de Türk olduğuna göre, bütün Türkler, Osmanlıyı arkadan mı vurmuştur?

4- Yine yakînen yaşadığımız üzere, 15 Temmuz darbe girişiminde yer alan rütbeli ve rütbesiz  teröristlerin tamamına yakını Türk diye, bütün Türkler hain mi sayılmalıdır?

5- Binlerce masum vatandaşımızı katleden PKK' lı terörist alçaklar içerisindeki kandırılmış Kürtler yüzünden, bizlerle bin yıldır iç içe yaşayan, gözyaşlarımızın ve kanlarımızın birbirine karıştığı Kürt kardeşlerimiz de bizi arkadan mı vurmuş olmaktadır? 

6- Kurtuluş Savaşı esnasında Anadolu' da verdiğimiz şehid sayısı 9.100 iken;  500.000' i sadece Filistin' de olmak üzere Arap yarımadasında verdiğimiz şehid sayısı 700.000' dir. Bu 700.000 şehidin hepsinin Türk olamayacağını söylemeye bilmem gerek var mıdır?

Bu soruları akl-ı selîm bir şekilde cevaplamaya çalışalım. Göreceğiz ki, akl-ı selîm olan, bir çuval pirinç içerisinde bir avuç taş var diye, koca çuvalı çöpe atmak değil; taşları ayıklamak ve pirinci yemektir. Bizler de pirinci taştan ayıklayalım ve tarih boyunca yaptığımız gibi adil olalım, kardeşlerimizle aramıza girip fitneye yol açan İngiliz yalanlarına inanmaktan vazgeçelim.   

Yazımızın sonunda merak edenler için bir dipnot verelim.
Şerif Hüseyin alçağı ölüm döşeğinde oğullarını etrafına toplar ve hayatında yaptığı en büyük hatanın Osmanlıya karşı ayaklanması olduğunu itiraf eder. 

"Başımıza gelenler, Osmanlı' ya ihanetimizin ilâhi cezasıdır!"

Tabi son pişmanlık fayda vermeyecektir. Şimdi mi? Şerif Hüseyin şu anda Güney Kıbrıs' ta çan sesleri altında ebedi istirahatgâhında yatmaktadır. 
Arkasından vurduğu Osmanlı yurdunda yatmak o haine nasib olmamıştır.

Vesselâm...

kenanozmen@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
açılış reklam