Terör ve Darbeler Neden Bitmez?


Kuşkusuz bu sorunun tek cevabı yok. Ordumuzun, emniyetimizin, diğer devlet kurumlarımızın, sivil toplum örgütlerinin, cemaatlerin; yani hayatımızın her alanına bir ahtapot gibi sızan iç ve dış mihrakların kimler olduğundan daha önce birçok yazımızda bahsetmiştik.

Ne yazık ki, bu yazılarda bahsettiğimiz gerçeklerin ne kadar isabetli olduğunu 15 Temmuz gecesi yakinen gördük ve yaşadık.

Beyni yıkanan bir gürûhun, doğup büyüdüğü, ekmeğini yediği, bağrından geldiği bir toprağa, bir millete sözümona hizmet adı altında nasıl ihanet edebildiğini müşahede ettik.

Canını, malını, ırzını, toprağını korumak için kendilerine emanet verilen üniformalarıyla, milletine silah çeviren, tanklarla üzerlerinden geçen, çoluk çocuk demeden üzerlerine bombalar yağdıran teröristlerin ne kadar alçalabileceğini yakinen idrak ettik.

Böyle bir alçaklık karşısında, milletimizin nasıl topyekün tek vücud olduğunu, "bir olduğunda" iç ve dış mihrakları nasıl dize getirebildiğini, dosta-düşmana bir kez daha göstermiş, Rabbimizin inayeti ve keremiyle büyük bir ihaneti daha bertaraf etmiş olduk. 

Emniyet birimlerimiz, içimizdeki hainlerle ilgili gerekli temizlik hareketine çoktan başladılar bile. Suçu sabit olan her teröristin en şiddetli şekilde cezalandırılması milletimizin yüreğine su serpecektir.

Ancak münafıklıkta çığır açan bu cinayet şebekesinin kolay kolay temizlenebileceğini düşünmek saflık olur. Bu terörist ve destekçilerine büyük bir darbe vurulmuştur ancak tam anlamıyla tehlike geçmiş değildir. 

Çünkü bu hain alçaklar, işin sadece bir boyutunu oluşturmakta. Asıl sorun; yani buzdağının malûm ama görünmeyen kısmına odaklanmak gerek.
Asıl operasyon bu piyonları kullanan "buzdağının malûm ama görünmeyen kısmına" yönelik olmalıdır.  

Defalarca yazdık, çizdik. Yıllardır hep aynı senaryo oynandı ve oynanmaya devam ediyor.
Tarih ise ne acıdır ki, tekerrür edip duruyor.

Akif' mizin dediği gibi; 
Tarih”i tekerrür diye ta’rif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?

Artık tarih tekerrür etmemeli. Uyanık olmalı, dostu ve düşmanı iyi tanımalıyız. 
Ve şu sorular üzerinde kafa yormalı ve cevaplarını bulmalıyız.

-Bu ilkede neden 10 yılda bir darbe yapılır, darbeyi yapanlar kimlerdir?
-Her darbede merkez bankasının içini boşaltıp servetlerine servet katanlar kimlerdir?
-40 yıldır terörü bitirmek istemeyenler kimlerdir?
-Terörün bitmesini istemeyen, terörden nemalanan ve beslenenler kimlerdir?
-Kendi başlarına turşu bile kuramayacak 3-5 çapulcu peşmergenin devlet kurma hayaliyle dağa çıkarılması hangi odakların işidir?
-Bu peşmergelere her türlü eğitim ve lojisitik desteği sağlayan, hatta paralı asker yollayıp, karakol baskınlarda bizzat bulunan ülkeler hangileridir?
-İki dağ arasına derme çatma gecekonuduvari karakollar yapılması nasıl bir mantıktır?
-Aynı gecekonduvari karakolun, teröristlerce 4 sefer basılmasına nasıl göz yumulur?
-Sağa sola dönmesini bilmeyen 2 aylık askerler neden terör bölgelerine gönderilir?
-Operasyon başlıyor diye avuçlarını ovuşturanlar kimlerdir?
-Terör örgütünün her türlü kaçakçılığına gözyumanlar kimlerdir?

Yıllarca bu ülkede; 

Asker üniformasıyla köy basıp, masum kürtleri katledenler,
Peşmerge kıyafeti giyip, ellerini kollarını sallaya sallaya karakol basanlar ve bu hainlere gözyumanlar,
Sağcı olup solcu kahvesi, solcu olup sağcı kahvesi tarayıp, milleti birbirine kırdıranlar,
Madımak' ı basıp, içindekileri tarayıp sonra da tekbirler getirerek yakanlar,
Alevî köylerini tekbir getirerek, sünni köylerini aleviymiş gibi görünerek yakıp, yıkanlar,
Muhsin Yazıcıoğlu ve onlarcasını gözgöre göre şehid edenler... 

hep bu buzdağının malum kısımlarıdır.

Millet olarak bu gerçekleri dikkate almadan sonuca varabileceğimizi düşünüyorsak yanılıyoruz.
Peki ne yapmalıyız?

Öncelikle kendimize dönmeli ve dostu düşmanı iyi tanımalıyız. Teröre destek veren, ülkemizi bölmeye çalışan, ellerinden gelse bizi bir kaşık suda boğacak olan ülkeleri bilmeli ve tedbir almalıyız.

Eğitim ve üretim alanında büyük bir hamle yapmalı ve "öze dönüş ve üretim bilinci" başlatmalı; iğneden, uzay mekiğine, domates tohumundan petrole kadar her şeyi üretebilecek teknolojiyle donanmalı ve bu konuda tam bağımsız olmalıyız.

İsrail' in modernize ettiği, Amerika' nın bağışladığı İkinci Dünya Savaşı' ndan kalan silahlarla nereye kadar gidebiliriz?

Ve tabi en önemlisi, milletimize düşen en büyük hamle; düşmanlarımıza lojistik destek sağlamamalıyız.

Bugün bu alçak darbe girişimini desteklediklerini açık açık söyleyen, ima edenBritanya, ABD, İsrail, Almanya, Fransa, Rusya, İran, Çin, Belçika, Hollanda gibi "buzdağının görünmeyen kısımlarına" lojistik destek sağlamamalıyız.

Her zaman söylediğimiz gibi;

Britanyalı akaryakıt istasyonundan aldığı benzin, altında Alman arabası, bir elinde Fransız marketinden aldığı Amerikan sigarası, diğer elinde İsrail telefonu ve İtalyan gömleğiyle terörü ve darbeyi lanetlediğini zanneden şaşkın asalaklar durumundan derhal kurtulmalıyız.
Vesselâm...
 

kenanozmen@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

YAZARIN SON 5 YAZISI