Uyuma!Bir gececik eyy dost...


Gecenin efsunlu gözleri var. Gece binbir hece, gece bilmece.
herkesin çekilip sadece sevenlerin buluştuğu aşk meclisi, gece hece hece.
Bu defa bilmeyenler sussunlar, bilenler konuşsunlar .

Bilenler hep sükuta durdu, bilmeyenler boş konuştu, avare oldu. İlim ehli biliyor ki gürültünün içinde davudi sesler bile kaybolur gider. Binbir bakışın içinde en sultani bakışları keşfetmek herkesin harcı olmadığından, gönlünü yıkamış, paklamış, aşk meclislerinde dolaşanlar farkederler ancak o ulvi bakışları.

Alameti farikası neydi insanın ?
Düşünmekti.

Geceye dair, insana dair, zamana dair, evveline ahirine, sırların sırrına ortak olmaya dair.
Düşünmekti...Hiç düşünmez misiniz !akletmez misiniz nidasıyla seslenir emr-i ilahi.
Evvela niçin burda olduğunu hiç unutmadan yol alabilmeli insan içine doğru .

Bulamıyorum, diye söylenmeye başladı adam.
Neyi aradığın kadar; nerede aradığın da önemli, dedi meczup.

Birşey var yapmam gereken fakat ne olduğunu bulamıyorum, diye yakına dursun..

bir ömür gürültünün, kargaşanın içinde hayatının ahirine varamadan,ne için dünya ya geldiğini unutarak, ruhunun darlığıyla göçüp giden, insanlar da var.


İnsan niçin bulamaz aradığını; yanlış yerlerde aradığından. Sen rahat döşeğinde, gümüşlerin-altınların içinde hakikati arayan İbrahim Ethem'i bilmez misin.?
Yanlış kişilere meyl ediyorlar. Esrik şakılar söyleyen adama değil;
şu sarı çiçeğe sor da anlatsın sana Derviş Yunusca..

Bu Yunus hangi Yunus!
Bu Yunus bizim Yunus... bak ne güzel  söylemiş..


''seni deli eden şey/yine sendedir sende''


Niye dışarıda arar durursun!
Huzur da sensin, umutta.. Baharda sende; kışda.
Ne güzel söylemiş dedi sizin Yunus.
Beni deli eden şey, yine bendeymiş, ben de.

O zaman biz niye dönmüyoruz içimize. Haykırmalıyım kainata, eyy insanlar boşuna onu dışarıda aramayın, dönün kalbinize bakın.


İçindeki gecenin aydınlığa kavuşabilmesi için azaltmalısın. Seni senden uzaklaştıran, seni sana unutturan herşeyi ve azalmalısın, küçülmelisin ,
susmalısın biraz, içindeki ilahi ezgiyi duyabilmen için. Kaçmalısın helale gitmeye çalıştığın tüm haram yollardan.Kaçmalısın, hatta kendinden. Ne geldiyse zaten ''ben '' putundan, çok konuşmaktan, övülme aşkından gelmedi mi başımıza.

Süte zifti bocalamak olur mu...Helali buluyorum diye zannettiğin o haram duruşların oyununu bozacaksın. O haram bakışların makyajlarını birbir sileceksin. Yakacaksın gerekirse bütün gemilerini. Ruhunun bodrum katından yükselebilme lezzetine varman için, seni yaradan neden vazgeç dediyse vazgeçeceksin eyy aziz, geçeceksin vazgeçeceksin..  öyle ki kendinden de.

Seven sevdiğini tenhada görmek ister.Sevilen biricikliğinin hissettirilmesini de. Seven ister ki yalnız kalsın sevdiğiyle. Onca kalabalıklar arasında sevdiğini gördüğün iddiasındaysan hebenneka'dan ne farkın var senin?

Sevgili gecenin en koyu vaktinde seni bekler, bazan gül olur, bazan ay, bazan da sitare.

Bırak artık şu sarhoş hallerin, oyunların peşinden koşmayı. Unut. Kendini  unut, unuttuğunda seni sevgiliye kavuşturacak olan her davranışlarını unut.. yalnız unutma O hep geceleyin gelir aşıklar diyarına.

Geceye koşarsan tüm yüreğinle; ağlayan kalbin derman bulur meleklerin ziyaret saatinde. Bak ey dost.. Bir daha bak.Dön de bak tekrar tekrar bak! İçine bak; bıkmadın mı hep dışına bakmaktan. Niçin yorup durmaktasın aynaları.

Senin, gönlünde bir şey parlıyor; ona bak!
Yoksa hikâye dinlemekle esrar düğümü çözülemez.
Nitekim dışardaki koca ırmaktan,
Evin içindeki küçük bir çeşme daha faydalı ve daha güzeldir.

Sen de baktın mı HZ.Pir gibi böyle... bakmakla görmek arasında fark var; yerden göğe, seradan süreyya ya. Farkı fark etmek ki mühim mesele.
Farkın vücutla değil; niyetlerle olduğunu sezmiş nice deruni gönüller gece sevdiğini ziyarete gidenler. Onlar ki her hal ve durumda Allah'ı zikrederler. Onlar ki şu yeryüzünde yürüyen ayetler. Onlar ki gerçek dost, hakiki sevgililer. Davalarında sadıkane duruş sergilediklerinden göğün kalbine yazılmıştır adları.

Onların durumlarını kitabullah şöyle açıklamakta:

"Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru." derler."
(Al-i İmran -191)

pinaronalan2@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Şub

Sevgi üzerine mülahazalar

21Oca

Mana hayatımızın ruhu

21Kas

Kral çıplak

23Tem
01Şub

Ayna ayna...!