Kayırmacılık


AKIL VERMEK GİBİ OLMASIN AMMAAAAAAA…..?
HER DÖNEMDE KIRAVAT DEĞİŞTİRİR GİBİ PARTİ DEĞİŞTİRENLERİ ARANIZA ALMAYIN
KAYIRMACILIK kalkınmanın ve adil bir yaşamın önündeki en büyük engeldir. 
Hangi toplumda olursa olsun, bir ülkenin kalkınmasını KAYIRMACILIK kadar yavaşlatan başka bir hastalık yoktur.
Teknik kriterlere göre verilmesi gereken işler ve kadrolar iş ile ilgisi olmayan özellikler nedeniyle dağıtılınca yapılması gereken işler ortada kalır, ekonomi verimli çalışamaz ve sistem içten içe çökmeye başlar…
KAYIRMACILIK, ne kadar gelişmiş olursa olsun, bu heryerde sorundur. 
Çünkü, bedelini ödeyerek ve emek harcayarak kazanmak yerine, kolay yoldan kazanımlar insanoğluna her zaman cazip gelmiştir. 
Başka bir deyişle, KAYIRMA gibi hastalıklarla mücadele insanlık var olduğu sürece devam edecektir. 
Bu mücadeleyi bırakan geri düşer ve en nihayetinde içini kemiren hastalığın pençesinde çöker..
Kayırmacılığın bizdeki geçmişine baktığımızda ise eski bir Osmanlı hastalığı olduğunu kolayca görebiliriz. 
Bizim tarih anlayışımızda geçmişin şanlı sayfalarıyla övünmek ancak sorunlarını görmezden gelmek vardır. 
Oysa ki detaylı bir inceleme Osmanlı'yı içten içe kemiren en önemli sorunun kayırmacılık olduğu görülecektir...
Bazı durumlarda ise kendisini yeterince güçlü hissetmeyen siyasi hareketler “Biraz da bizim arkadaşlarımız güçlensin” mantığıyla açtıkları kapıdan bir kez girip, bir daha da çıkamamıştır.
Kayırmacılık benim bildiğim kadarıyla sadece ve sadece ülkenin ihtiyacı saydıkları sermaye ve sanayici sınıfını kurmak için tercih edilmelidir. 
Burada şunu söylemek zorundayım ve kimse buna İŞGİLLENMESİN Aradan geçen son 30 yılda, siyaseti kar kapısı görenler PARTİLERİ çekici bir adres haline getirdiler... 
“Bugün siyaset genellikle bir partiye İNTİSAP etmek suretiyle yapılmakta, partinin menfaat, ilke ve kuralları, partililer için bağlayıcı olmaktadır. İnsanlar yaşadıkları gibi düşünme eğiliminde olduklarından başlangıçta genel ilke ve değerlerle çatışan parti (partili) talepleri, mensuplarının vicdanlarını rahatsız ederken giderek bu rahatsızlık da ortadan kalkmakta, partililer tek tip haline gelmektedir. 
İkinci grup ise daha baştan ya’da SONRADAN partiye İNTİSAP ederken, yani partinin çeşitli kademelerine girerken meşru olsun olmasın çıkar peşinde olanlardır dersem kimse kızmasın…
Buna bir örnek vermem gerekiyorsa 2015 Yılında 4 Yıllık FAKÜLTEYİ bitirip şu anda BOŞ olan ve BİR İŞE YERLEŞTİREMEDİĞİMİZ Yakınımı ÖRNEK olarak gösterebilirim. 
Bu gruba dahil olanlar ister bürokrat olsunlar ister başka bir yerde ve işte olsunlar kendileri gibi olanlarla işbirliği yaparak partiye ve ülkeye kötülük yapıyorlar dersem yalanmı: 
Parti teşkilatında, belediyede, bürokraside ve iş aleminde EHİL-LAYIK-FAZİLETLİ, faziletli kişilerin önünü bir şekilde tıkayıp kendi takımdaşlarını öne çıkarıyorlar dersemde yalanmı söylemiş oluyorum.
Dindarlıkları gevşek olanlar helale harama bakmadan, dindarlıkları az çok etkili olanlar ise işi bir şekilde kitabına uydurarak ve partideki konumlarını kullanıyorlar dersem ne buyrulur.”
Ben SİYASİ Partiler’de pek çok faziletli, erdemli insanın olduğunu ve tek gayelerinin ülkelerine hizmet etmek olduğunuda çok iyi biliyorum. 
Ne var ki Partilerde her türlü KAYIRMACILIK’da ne yazıkki sürüyor.
Bunun en iyi örneğini Birbiri ile ilgisiz pek çok gerçek çarpışıyor, karıştırılıyor, bu arada olan ise demokrasiye ve temiz siyaset hayallerine oluyor...
En kötüsü PARTİLER bu kez ne yapıyor kendisini savunma mülahazasıyla en hayati yerinden kendi aleyhine zaaf oluşturmuş olmuyormu... 
İşte bu KAYIRMACILIK olgularını bertaraf edebilmek için "Partilerde hiç yanlış olmadığı, hiç çürük elma olmadığı" savı, temiz ve erdemli insanları da gereksiz yere riske ediyor. Kolayca bertaraf edilebilecek şüpheler her geçen gün kuluçkalanmaya bırakılmamalı ve ÇOK ACELE bu konuda önlem alınmasında FAYDA VARDIR diyorum...
“Pek çok araştırma gösteriyor ki, toplum, muhafazakâr kesim dâhil KAYIRMACILIK karşısında duyarlıdır.
Hatırlayacaksınız, "insanların büyük çoğunluğunun KAYIRMACI olduğuna inandığını" belirterek “Parti yönetimlerininde KAYIRMACILIK yaptığını kaçımız bilmiyorki.
Bundan acaba kaç kişi memnunki… 
Anlayacağınız ortada çözülmemiş önemli bir sorun var ve toplum hala sorunun çözülmesini bekliyor... 
Bu nedenle, iddiaları sonuna kadar tartışmak masaya yatırmak şart
Eğer şüpheler giderilmezse, büyür ve itimatı çürütür. 
Bu dediğimiz akşamdan sabaha olmaz belki ancak inatçı bir hastalık gibi her geçen gün kötüleşir ve en nihayetinde erdemli, dürüst insanları da içine alacak şekilde siyaset ile toplumun bağlarını koparır... 
Kayırma her ülkede iktidarın ikizi gibidir. Bu nedenle “Bizde olmaz” denemez… 
Bu konuya “Bizde olmaz” diye yaklaşmak, her anlamda intihar anlamını taşır ve zamanında alınmayan önlemler dediğimiz gibi itimat kaybına ve zamana yayılmış ancak büyüyen zararlara yol açar.
Her iktidar doğar, büyür, gelişir ve yaşlanır... Yaşlanma, yeniden diriliş projeleri uygulanmazsa, taze fikirler ve projeler bünyeye şırıngalanmazsa her siyasi hareket için kaçınılmazdır ve hareketin sonunu getiren bir aşamadır. 
Bu nedenle 2002'den bu yana iktidarda olan hareketin de kendisini daha çok yenilemesi ve 2017-2023-2071 sonrasına yeniden diriliş projeleriyle girmeye başlamış olunmasında bu günden KAYIRMACILIK konusunun da ele alınması gerekiyor.
Yani işte o zaman asıl büyük projeler maddi olmaktan çok fikri ve manevi alanda olacaktır. 
İşte, temiz siyaset ve temiz toplum bu anlamda en iddialı proje olacaktır. Eğer bir siyasi hareket siyaseti ve toplumu daha erdemli, daha adil ve daha ahlaklı hale getirmeye baş koyarsa kendisini yeniden yenilemiş ve ülkenin geleceğinde yerini daha çok güçlendirmiş olur.
Bu açıdan bakıldığında, kayırmacılık iddiaları bir fırsata da çevrilebilir. 
Bu iddiaları ister muhalefet, isterse iktidar kim sahiplenir ve üzerine giderse o kazanır. 
Hatta, iddiaların üzerine iktidar partisi gider ise çok daha fazla kazanır. Sonuç olarak tehdit sanılan bazı sorunların fırsat olabileceğini de hatırlatmak isterim
Ekonomide ekonominin kuralları, siyasette siyasetin, eğitimde eğitimin, balıkçılıkta balıkçılığın, Mimarlıkta mühendisliğin kuralları işlemelidir. Birinin tanıdığı olmak, siyasi görüşleri farklı olmak işin gereklerinin önüne geçmemelidir. 
Velhasıl Akıl vermek gibi olmasın amma SİYASİ PARTİLERİ Yönetenler ve onların kolları o Partinin içine girerken İNCE ELENİP SIK DOKUNULMASINDA FAYDA VARDIR dersem NE DERSİNİZ.
Yani her önüne gelenin SİYASİ KADROLARA alınmamasında FAYDA OLUR düşüncesindeyim DERSEM ne BUYRULUR.
UZUN LAFIN KISASI Her Dönemde KIRAVAT DEĞİŞTİRİR gibi PARTİ DEĞİŞTİRENLERİ ARANIZA ALMAYIN
Emin olunki, eğer bir siyasi hareket bu dediklerimizin gereklerini yerine getirmesi halinde burada yapacağı tek şey arkasına yaslanıp Türkiye potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu gururla seyretmek olacaktır...
BİRAZ UZUN OLDU Amma AFFOLA Okudukça AÇILACAKSINIZ
VESSELAM

inajans

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Oca

Varsa paran pulun, herkes kulun

02Oca
01Ara
01Kas

Önce geçim sonra seçim!

26Ekm

El atına binen tez iner