DİLİN DÖNDÜĞÜ KADAR


  

Yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır dil, nasıl ki bir insan iskeleti olmadan uzuvları çalışmadan yaşayamazsa, toplumda dil olmadan yaşayamaz. Dil bir toplumun, devletin hatta dünya´nın temelini atar, hal böyle ama iletişim sorunlarımızda bir hayli büyük. Adaletin bile temeline şekil veren bu lütuf aslında topluma da en büyük düşman. Bakınız ünlü Çin bilgini Konfüçyüs´e sormuşlar “Bir ülkeyi yönetmeniz istense, ilk iş ne yaparsınız” demiş ki “ilk dilden başlarım”. Herkes şaşkın “bu kadar kargaşa varken, bunca iş varken dilden mi başlarsın?” “evet dilden” diyor. Konfüçyüs´ün verdiği cevap takdire şayan,“Çünkü dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatmaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılmaz, görevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye bilmez.” İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.

Bir ülkenin temelini teşkil eden bu varlık Türk milletinin de bağımsızlığının bir simgesi durumunda, anayasamızın 3. Maddesinde “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçedir“ şeklinde yerini almış. Nasıl ki bir evin temelinden alınan her tuğla o evi sarsarsa,  gündelik hayattan kaynaklanan iletişim bozuklukları da bir devleti temelden sarsar.

Dil vatanın kalbidir, türkülerin, ağıtların, destanların ağzıdır ve dilin zenginleşmesini de, yok olmasını da beşeriyet sağlar. İnsanımızdaki “aman, beni düzeltme” tutumu Türkçe´nin yok oluşunun hızlanmasına zemin hazırlayan en büyük etmendir. “Dil nasıl yok olur, her gün kullanıyoruz” diyenleri duyar gibiyim, bunu görmek çok zor değil, bir tarih kitabı alıp Türkçe´nin geçmişine bakmaları yeterli, Orhun abideleri´ni anlayamadıklarında  beni çok iyi anlayacaklarını düşünüyorum.

ahmet_soyler@outlook.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
açılış reklam