Özel Öğrenme Güçlüğü… Beni Bir de Benden Dinleyin


Zafer KALMAZ
Rehberlik ve Araştırma Merkezi Rehber Öğretmeni

Benim adım özel öğrenme güçlüğü, özgül öğrenme güçlüğü olarak da adlandırılırım. Bir hastalık değil, kalıtsal ve çevresel etmenlerin rol oynadığı biyolojik temele dayanan, nörogelişimsel bir bozukluğum. Hayatı, yaş ve zeka düzeyine göre uygun eğitim öğretim ortamının oluşmasına rağmen okuma, anlama, yazma, konuşma, dinleme, aritmetik hesaplar yapma, mantık yürütme, yazılı ve görsel anlatım becerilerinin kazanılması ve uygun şekilde kullanılması gibi akademik becerileri akranlarıma göre geriden takip ederim. Buna bağlı olarak da okul yaşantısını, arkadaş ilişkilerini, ailelerdeki kaygı ve stres düzeyini, iş ve yaşam becerilerini ve benzeri durumları önemli ölçüde olumsuz etkilediğim bir gerçektir.

Ben zeka geriliği değilim, aksine herhangi bir şekilde mental (zihinsel) ve duygusal bir sorunu olmayan, psikiyatrik ve nörolojik değerlendirmenin normal olduğu; işitme, görme yetersizliği bulunmayan, yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almamış, motor becerilerde aksaklık yaşamayan ve benzeri durumları bulunmayan normal veya normalüstü zekaya sahip bireylerde var olurum. Bir de fırsat eşitsizliği, yetersiz eğitim öğretim uygulamaları, iletişim bozukluğu ile kültürel etkenlerden kaynaklı akademik başarısızlığı da benden bilmeyin. Bazı belirtiler göstersem de okul öncesi dönemde kolayca fark edilmem, daha çok okuma yazma becerilerinin kazanıldığı okulun ilk yıllarından itibaren hissettiririm varlığımı. Bir de dostlarım var benim; Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu. Sıklıkla birlikte görünür ve dostlarımın da katkısıyla işleri daha karmaşık hale getiririm.

Disleksi (öğrenme-okuma bozukluğu), diskalkuli (matematiksel öğrenme bozukluğu), diskgrafi (yazılı anlatım bozukluğu) beni oluşturan parçalarımdır. Biriyle de var olduğum gibi, ikisi ya da üçü ile birlikte de var olabilirim.

Eğer Dislektik (öğrenme-okuma bozukluğu) özellikler gösteriyorsam; yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluklar yaşar, “b” ve “d”, “p” ve “q” gibi harfleri, “6” ve “9” gibi sayıları ters algılar ve birbirine karıştırırım. Kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılar “ba”yı “ab”, “6”yı “b”, “12” yi “21” diye okurum. Okurken kelime, hece, harf atlar, ekler ya da değiştiririm. (“bahar gelmiş dağlarına memleketimin” diye okumak yerine bahar da gelmiş dağların memleketin şeklinde okumak gibi). Zaman zaman okurken heceler, parmakla takip etme gereği duyarım. Okuduğum yeri unutur okurken satır atladığım da, paragraf atladığım da olur. Bazen de tersten okumaya çalışırım. Okuduğumu anlama ve yorumlama da zorluklar çeker, sorulan sorulara uygun cevaplar vermekte gecikirim. Yetersiz konuşur, konuşurken uygun kelimeyi bulmakta zorlanırım.

Eğer diskalkulik özellikler gösteriyorsam; sorular ne kadar basit olsa da dört işlem (toplama, çıkarma, bölme, çarpma) becerilerini yapmakta zorlanır ve uzun süre yapmak için düşünürüm. Sembolleri birbiriyle karıştırır, toplama yapacağıma çıkarma, çarpma yapacağıma bölme yaparım. Çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanır, ezberlediğimi de birkaç gün içinde unuturum. Geometrik şekilleri karıştırır, geç öğrenirim. El parmaklarım hazinemdir; basit hesaplamalar da olsa parmaklarımla saymak zorunda kalırım. Dünü yarınla karıştırır, bu günün hangi gün olduğunu hatırlamayabilirim. Yön (sağ-sol, doğu-batı vb.) ve saati karıştırır, soranlara içten içe kızarım.

Ve eğer disgrafik özellikler gösteriyorsam; yazma ve motor becerilerde öne çıkar düzensiz, okunaksız ve hatalı el yazısına yol açarım. Yazmayı öğrensem de yazarken harf, hece ve sözcük atlar bazen de olmayan veya söylenmemiş harf, hece ve kelimeyi yazarım. Zaman zaman tersten yazmaya çalışır, yazım çizgisini takip etmekte zorlanırım. Kelimeleri ve cümleleri ayırmadan bitişik yazar, büyük ve küçük harflere dikkat etmeden rastgele geçerim. Noktalama işaretlerini kullanmakta zorlanırım. Söyleneni takip etme de ve yazmada ya  gecikir  ya da yarıda bırakırım.

Bakmayın kendimle ilgili karamsar bir tablo çizdiğime tarih boyunca birçok insanda var oldum ve var olmaya devam edeceğim. Bunlardan kimileri çok iyi bir oyuncu, ressam, tiyatrocu olurken kimileri çok ünlü bir film yönetmeni, kimileri bir yazar, kimileri fizik, kimya ve matematiğe yön veren dünyaca tanınmış bir dahi oldular.
Yani mesele var oluşum değil, mesele var olduktan sonra bana bakış açınız ve alacağınız (vereceğiniz) eğitimin kalitesidir.

info@kastamonuguncel.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Eyl

Engel olma destek ol

31Ağs

Halk Eğitim Merkezi ve Özel Eğitim

17Ağs

Özel yetenek

04Ağs
20Tem