Ebubekir AKTAŞ

Gecenin karanlığındaki aydınlık

Ebubekir AKTAŞ

  • 396

Gökyüzünün siyahlığını bahane edip her geçen gün kararan bir yeryüzünün üstünde yaşıyoruz. Zannediyoruz ki, gecenin siyahlığında yapılan hiçbir şey belli olmaz. Zannediyoruz ki, gecenin zifiri karanlığı çirkin düşünce ve fiil için var. Gecenin siyahlığının bizim kir pas içerisinde kalmış simsiyah olmuş kalbimizi ağartacağını çok çabuk unutuverdik. Gecelerin nurla dolu olduğunu, gün içerisinde işlediğimiz kusurların muhasebesini yapacağımızı, içerisinde bulunduğumuz dünyada binlerce telaşımızın bir tanesinin arasında yitirdik sanki. Gökyüzüne bir başımızı kaldırıp bakabilseydik belki de baktığımız her gece bereketin hava akımını görecektik. O muhteşem havayı teneffüs ettikçe kalbimizin hissedar olabildiği kadar nimetten nasiplenecektik. Yaşadığımız her günün gecesinde gökyüzüne başımızı kaldırıp baktığımız zamanlarımız da oldu bizim. Lakin o bakışlarımızda gecenin bir saatinde bir noktadan bir noktaya hareket halinde olan uçağı görebildik. Gökyüzüne baktığımızda yıldızları gördük, yıldızlar kaydığında dilek tutmaktan ya da birini kaybettiğimizi söylemekten öteye geçemedi düşüncelerimiz. Oysa ne uçakta ne tutulan dilekte ne kayan yıldızda aramalıydık. Arayış içinde olanlar bulmaya mahkumdur. Bulduklarımızı aradığımız yolda çağırdığımızı unutmamak gerekir.

Gecenin karanlığı insana cesaret verir. Yalnız cesaretin verdiği fikirler seni esarete mi, hürriyete mi sürükleyecek? Esarete çıkan yollar her zaman hüzün getirir. İnsan bir durumun veya hükmün buyruğu altında kalarak nereye kadar yaşam sürdürebilir? Uzaktan kumandalı bir araba düşünün ve ona sahip olan bir kişi kumanda elinde ve nereye gitmesini arzu ederse oraya gidiyor, üstelik bu bir iki saatlik iki üç günlük bir durum değil arabanın ömrü tükeninceye kadar sürüyor. Hürriyete çıkan yollar ise huzur ve mutluluk getirir. İnsan hür oldu mu esaretten sıyrılmış demektir. Hür olan kişi esaretten sıyrıldığı için kalbini iyilik ve güzellik ile beslemelidir. Hürriyette haddi aşmak insanı tekraren kurtulduğu esarete sürükler. Hürriyete çıkan yolda yürüyen kişi ince bir çizgi üzerinde yürüdüğünü asla unutmamalıdır. Adaleti, iyiliği, vakarlı duruşuyla hürriyet yolunda yol aldığı takdirde hiçbir zaman uzaktan kumandalı arabaya benzemeyecektir. Onun, her daim güven ve adalet içinde bir yaşantısı olacaktır. Esaretin, gecenin karanlığındaki aydınlıktan beslenen insanları yenmesi güçtür.

Gecenin siyahında gökyüzüne baktığımızda dünyayı kucaklayan bir boşluğu görmek, o boşluğun içerisinde uçsuz bucaksız olan sonsuz hürriyete yol alıp gidivermeyi isteriz. Unuturuz o an, gittiğimiz yolculukta bize ait olan her şeyi. Tek hatırlayacağımız yok iken yaşadıkça varlığına sebep olduğumuz günahlarımız hariç. Gecenin karanlığındaki aydınlıkta eğer kafamızı kemiren pişmanlıklarımız var ise esaretten kurtulmuş bir kalp ile esaret ve hürriyet arasındaki o ince çizgi üzerinde koşar adımlarla dünyayı kucaklayan boşluğa doğru koşuyoruz demektir. Nerde kaldı onca biriktirdiğimiz el ile tutulur göz ile görünür olan her şey. Yol aldığımız yolculuğumuzda yanımızda neyi görebiliyoruz gecenin karanlığındaki aydınlığımızdan başka. Sahip olduğumuz makinalar, son teknolojik aletler, saniyede iletişim sağlayan cihazlar, hesabına baktıkça varlığından keyif duyduğumuz para v.b. olan her şey. Ardına aşıncaya kadar gökyüzüne baktığımız ve sahibi zannettiğimiz binalar… Ne kadar üzücü dimi yolculuğumuzda bunların esareti altına girdiğimizi hissetmek. Gecenin karanlığındaki aydınlıktan yoksun kaldıkça yolculuğumuzda hatırlayacağımız esareti her geçen gün artırıyoruz. Gecenin karanlığındaki aydınlıktan nasiplendikçe yolculuğumuzdaki hürriyeti de her geçen gün hissedeceğiz.

Vuslata hasret duyan gönlünüze karanlık görünen gecede aydınlık suyundan içirin. Hür bir hayatın hür bir yolculuğu, esaretten kurtulan bir son durağı vardır.

Hiç gece yaşamadım der isen, aydınlığı göremezsin sen.

Aydınlığı göremez isen, doğru yolu bulamazsın sen.

Yazarın Diğer Yazıları