(HİKAYE) ÇOCUKLARIMA BABALIK YAPAMADIM!


İkindi namazını kılmak için camiye geldiğimde musalla taşına konulmuş tabutu gördüm. Arkadaşlarla “Acaba cenaze kime ait” diye konuşurken bir adam geldi ve tabuta sarılarak: “Yavrum hakkını helâl et. Sizlere babalık yapamadım.” diye ağlamaya başladı. Adamın yanına giderek onu teselli etmek istedik. Ama adam ağlamaya devam ediyor, bir taraftan da “Yavrum hakkını helâl et. Sizlere babalık yapamadım.” sözünü tekrar edip duruyordu. Camiye gelenlerin içinde kimse arkadaşı tanımıyordu. Bu sırada Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde çalışan komşumuz Recep geldi. Adama: “Hüsnü Amca başın sağolsun. Allah sabır versin.” dedi. Adının Hüsnü olduğunu öğrendiğimiz Bey, Recep’e sarılarak “Ah Recep Bey, ne talihsiz adammışım. Ömrüm boyunca çile çektim. Ne acılar yaşadım. Ama bu acı başkaymış…” diyerek ağlamaya devam etti. Bu sırada ezan okundu, camiye girdik.

Namazı bitirip cenaze namazını kılmak için dışarı çıktığımızda Vali, Belediye Başkanı, Jandarma Bölge Komutanı, Sosyal Hizmetler İl Müdürü ve gazetecilerin de dışarıda olduklarını gördük. Misafirler Hüsnü Bey’e baş sağlığı dileyerek, onunla birlikte cenaze namazını kılmak üzere saf tuttular. Cenaze namazı kılındı. Tabutu sırtlayarak cenaze nakil aracına kadar götürdük. Mezarlığa gitmek üzere arabama giderken Recep’i “Gel birlikte gidelim.” diye yanıma çağırdım. Mezarlığa giderken merakımı gidermek için Recep’e sordum: “O ağlayan adam, ölenin babası mıydı? İl protokolü cenazeye katıldıklarına göre ölen önemli biri miydi?”

Recep: “Ölen bizim yetiştirme yurdunda kalan bir Ferit adında bir delikanlıydı. Hüsnü bey de çocuğun babası. O da huzurevimizde kalıyor. Ferit’in diğer iki kardeşi de Ankara’daki bir yetiştirme yurdunda kalıyorlar. Ferit, izin alarak kardeşlerini görmeye gitmişti. Dönüşte otobüsten inip yolun karşısına geçmek isterken kendisine bir otomobil çarpmış. Ağır yaralanan Ferit’i ambulansla hastaneye götürmüşler, ama çocuk hastanede vefat etmiş. Yani anlayacağın baba da oğlu da gariban insanlar.”

“Peki çocukların annesi nerde?” diye sordum. Recep: “Hüsnü eşinden ayrılmış. Çocuklar Hüsnü’de kalmış. Kadın bir süre sonra başka biriyle evlenmiş ondan sonra da Hüsnü ve çocuklarla irtibatı kesmiş. Esnaflık yaparken iflas eden Hüsnü, ekonomik krize girmiş. Çocuklara bakamaz hale gelmiş. Onları bu sebeple yetiştirme yurduna vermiş. Kendisi de sefalet içinde orada burada yatarak, çoğu zaman aç vakit geçirmiş. Yaşı uygun hale geldiğinde onu da Huzurevi’ne aldık. Artık sıcak bir yuvaya kavuşmuştu. Rahat ediyordu. Ama o sürekli “Çocuklarıma babalık edemedim.” diye üzülür, acı çekerdi…

Ferit, belediyeye ait kimsesizler mezarlığında defnedildi. Ankara’daki yurtlarda kalan kardeşleri de Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından defin merasimine getirilmişti. Hüsnü, oğlunun mezarına toprak attı. Hoca okurken ve dua ederken de çocuklarına sarılarak sürekli ağladı…

Mezarlıktan döndükten sonra da uzun süre şahit olduğum dramın tesirinden kurtulamadım. Talihsiz babanın “Yavrum hakkını helâl et. Sizlere babalık yapamadım.” sözleri kulaklarımda çınlayıp durdu…

mehmetsaimsayan@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Kas
29Ekm

"Cumhuriyet fazilettir"

13Ekm
18Ağs

Gelinlik (Hikaye)

03Ara