Kastamonu’ya geldiğim ilk gün (Hikâye)


“Abdurrahmanpaşa Lisesi’nin kuruluş yıldönümlerinden birine iştirak eden Prof Dr. Turan Yazgan’ın törende anlattığı hatırasını hikâyeleştirmiş ve kendisine göndermiştim. Hocamızı vefatının 5. yıldönümünde rahmetle anıyor ve hikâyemi yolu Abdurrahmanpaşa Lisesi’nden geçenlere ithaf ediyorum.”

Abdurrahmanpaşa Lisesi’nin 120. kuruluş yılını kutlamak üzere geldiğim Kastamonu’yu çok değişmiş buldum. Okulun salonunda toplanan mezunlar öğrencilik hatıralarını anlatıyorlardı. Beni de konuşmak üzere sahneye davet ettiler. Kastamonu’ya ilk geldiğim günle ilgili hiçbir zaman unutamadığım hatıramı anlatmaya başladım:

“O yıllarda ailemin beni okutacak malî gücü yoktu. Bulunduğum yerde okuyabileceğim okul da yoktu. Öğretmenim beni parasız yatılı sınavına koydu. Günler geçip de sınavı kazandığım, Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi’ne okumak üzere gitmem gerektiği söylenince ben ve ailem ne yapacağımızı şaşırdık. Babam zorla otobüs parasını denkleştirip bana çok az bir harçlık verdi. Nasıl olsa Kastamonu’da parasız yatılı okuyacaktım. Devlet bana yiyeceğimi, giyeceğimi verecekti. Hesaba göre hava kararmadan Kastamonu’da olacak ve zamanında okula gidebilecektim. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Otobüsün yolda iki defa lâstiği patladı. Saatlerce lâstiğin tamiri için bekledik.
Kastamonu’ya vardığımızda hava kararmış gece olmuştu. Otobüsten inerek yatacak bir yer bulmak için dolaşmaya başladım. Nihayet cebimdeki paraya göre yatacak bir yer buldum. Acıkmıştım, fakat otel parasını verince çok az bir param kaldı. Onun için aç olarak yattım. Bu gurbette ilk gecemdi. Ailemden ayrı olmanın hüznü ve açlığın verdiği duyguyla yorganı başıma çekip ağlamaya başladım. Daha sonra uyuyup kalmışım.

Sabah kalktığımda açlığım daha da artmıştı. Giyinip dışarı çıktım. Otelin altında bir lokanta vardı. Bir süre dışarıdan yemek yiyenleri seyrettim. Açlığımı daha da hissettim. Biraz dolaşıp tekrar geldim. Çekinerek lokantaya girip çorbanın fiyatını sordum. Adamın söylediği paraya çorba içemeyeceğimi anlayınca yarım çorba verip vermeyeceklerini sordum. Adam verebileceğini söyleyip çorbayı getirdi. Bolca ekmek yiyerek çorbamı içtim. Açlığım geçmişti.

Cebimdeki son parayı vermek üzere kasaya gittiğimde lokantacı hesabın görüldüğünü, borcumun olmadığını söyledi. Şaşırmıştım. Hiç tanıdığımın olmadığı bir şehirde benim hesabımı kim ödemiş olabilirdi ki! Hesabı kimin ödediğini sorduğumda lokantacı: “Az önce lokantadan çıkan sakallı şahıs ödedi” dedi. Adamın yüzü gözümün önüne geldi. O günden sonra da o minnet duyduğum yüzü hiç unutamadım. Okuldan her izinli çıktığım gün belki o şahısla karşılaşır, bir teşekkür ederim diye bekledim.
Nihayet bir gün istediğim oldu. Bir inşaatta çalışan amelelerden biri o adamdı. Yanına gidip elini öptüm ve o gün benim yemek paramı niçin verdiğini sordum. Adam, aç olduğumu lokantaya dışarıdan bakışımdan anlamıştı. Belki de cebindeki son parasını hiç tanımadığı bir çocuk için veren bu iyi kalpli insan, benim o günden sonra hayatıma yön veren insan oldu. Bugün bir profesör ve aynı zamanda çok büyük bir vakfın başkanıyım. Vakfımız birçok fakir öğrenciye burs vererek onlara destek olup okutuyor. İşte bu sebeple Kastamonu’ya geldiğim bu ilk günü hiçbir zaman unutmadım ve bundan sonra da unutmayacağım.”

Hatıramı bitirip alkışlar arasında sahneden inerken İsmail Habib Sevük’ün, Orhan Şaik Gökyay’ın, İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın öğretmenlik yaptığı bu mukaddes yuvadan, Abdurrahmanpaşa Lisesi’nden mezun olmaktan bir kere daha gurur duydum…(1)

-------------------------------------------------------------
(1) Meskânların Konağı / Mehmet Sayan
  Kastamonu Belediye Başkanlığı Yayını

mehmetsaimsayan@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Kas
29Ekm

"Cumhuriyet fazilettir"

13Ekm
18Ağs

Gelinlik (Hikaye)

03Ara