SEYREDİLMESİ GEREKEN BİR DÖNEM FİLMİ: “KAFES”


Cumartesi günü Cine Zirve’de yeni vizyona giren “Kafes” filmini seyrettik. Mahmut Kaplan’ın yönettiği, senaryosunu Bektaş Topaloğlu’nun yazdığı, Lütfi Şehsuvaroğlu’nun romanından sinemaya uyarlanan filmde İsmail Hacıoğlu, Nilây Duru, Şefik Onatoğlu, Barış Küçükgüler, Erdal Cindoruk, Fırat Şahin, Murat Ercanlı ve Turgay Atalay rol aldı.

Film bir dönem filmi. 12 Eylül öncesi olaylarını ve 12 Eylül İhtilâlini daha önceden seyretmeye alıştığımız gibi sol bir pencereden değil, ülkücülerin penceresinden anlatmış. Film, 23 Kasım 1970’de Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu Öğrencisi Dursun Önkuzu’nun solcu militanlar tarafından işgal ettikleri kendi okuluna kaçırılması, üç gün boyunca işkenceye tabi tutulması, ağzından sokulan bir boru ile ciğerlerine hava pompalanması ve 3. katın penceresinden atılarak şehit edilmesi ile başlamaktadır. Tokat’ın Zile ilçesinden Ankara’ya okumak amacıyla gelen bu mütevazi Anadolu çocuğunun başına gelenler, Türk Milliyetçilerinin birlik ve beraberliğinin artmasını, mücadele azimlerinin güçlenmesini sağlamıştır.

Yönetmen Mahmut Kaplan; “Türkiye’nin gündemi yıllar geçmesine rağmen değişmiyor. Sürekli ülke üzerinde oyunlar oynanıyor. Nasıl ki o yıllarda yitip giden gençlerimiz varsa bugün de yine yitip giden gençlerimiz var” diyor. Gerçekten de o yıllarda orak çekiçli kızıl bayraklarla yürüyüşler, eylemler yapan, okulları işgal eden, işgal ettikleri binaları tahrip eden, kendilerinden olmayanların eğitim haklarını engelleyen, bankalar soyan, “Biz devrimi kırsaldan başlatacağız” diye dağlara çıkan gençler ülkede komünist bir rejim kurmak için mücadele ediyorlardı. Bugün de yine PKK bayrakları ile eylem yapan, dağa çıkan, kurtarılmış bölgeler oluşturan, askerimizi, polisimizi şehit eden, ülkeyi bölüp parçalamak isteyenler yine karanlık amaçlara ve emellere hizmet ediyorlar.

Kafes filmi iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde 1970 yılından 12 Eylül 1980 tarihine kadar cereyan eden olaylar, ikinci bölümde ise 12 Eylül İhtilâlinin olmasından itibaren 1982 yılına kadar olaylar anlatılmaktadır.

12 Eylül öncesinin ülkücü, devrimci mücadelesi çok acıların yaşanmasına, istenmeyen şeylerin olmasına sebep olur. Bu olayların sonunda ordu, 12 Eylül ihtilalini yaparak idareye el koyar. Kafes filminin ikinci bölümü, ihtilalin insanlara nasıl bir baskı ve zulüm uygulamasıyla ilgilidir. Sol bir bakış açısıyla çevrilen filmlerde ihtilalin sadece sol görüşlülere zarar verdiği, ülkücülere askeri yönetimin tolerans gösterdiği şeklinde işlenmiştir. Oysa ki Kafes’te ihtilalcilerin sağ, sol ayırt etmeden herkese kötü muamelede bulunması, korkunç işkenceler yapması, hatta çocuk yaştaki suçsuz gençlerin idam edilmesi gibi dramatik olayların yaşanması filmi seyredenleri üzmekte, göz yaşlarına sebep olmaktadır.

Günümüzde ülkemizi bölüp, parçalamak isteyenlerle mücadele edebilmek ve bu mücadeleden başarıyla çıkabilmek için geçmişten ders almak lâzımdır. Özellikle o yılları yaşamamış olan gençlerin bugün o hataları yapmamaları için filmi seyretmeleri faydalı olacaktır. O günleri yaşamış insanlar içinse geçmişin muhasebesini yapmak üzere Kafes filmi ayağımıza gelmiş bir fırsattır. Bu sebeple hemşerilerime bu filmi kaçırmamalarını tavsiye ediyor ve yazımı 1970 yılında Dursun Önkuzu için yazılmış fakat günümüzdeki mücadeleyi ve şehitlerimizi de düşünecek olursak bütün devirlere hitap eden Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun aşağıdaki mısraları ile bitiriyorum:

            “Önkuzu hey! Önkuzu
            Önde gider Önkuzu
            Bu bayrak düşmez yere
            Ölmedikçe son kuzu!..”

mehmetsaimsayan@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Kas
29Ekm

"Cumhuriyet fazilettir"

13Ekm
18Ağs

Gelinlik (Hikaye)

03Ara