Mehmet USTA

İnsan!

Mehmet USTA

  • 836

Ve o insan ki; "Eşref-i mahlukat" olarak yaratılmıştır.
El-hak "Her nefis ölümü tadacaktır."

Beher canlı için Yüce Yaratıcı muvakkat bir ömür tayin etmiş olup,
insanoğlu "ecel" denen sayılı-sınırlı nefeslerin tamamlanma anına kadar "gâlu belâ" sırrınca Ruh ile 'et ve kemikten ibaret' olan beden bütünlüğü içerisinde,
inanç değerlerimizce "imtihan salonu" nitelik ve niceliğinde inanıp kabul ettiğimiz şu evrende; söz- fiil- eylem- ef'al...ahvâl-i pürmelali doğrultusunda zapt-urapt altına alınmıştır.

Madem öyledir, o halde her insan, her birey ve hatta her canlı, tayin edilmiş ömrü içerisinde kendi hikayesini yazmakla, kendi rolünü oynamakla, kendi sınavına çalışmakla, kendisini icra etmekle mükelleftir.

O halde her an, her saniye, her dakika ve hatta her nefes sanıldığından çok daha muteber, mücevher hükmünde kıymetli ve değerlidir.

Madem hayat muvakkat, nefes sayılı, ölüm 'Kaş ile Göz yakınlığında' -"Ezan'la Sela" arasıyla sınırlıdır.
Ve Yevm-i mahşerde her insan; kendi defter-i âmâliyle yüzleşecek, yaptıkları ve yapamadıkları hayr veya şer müvacehesinde mükafat ya da mücazaat görecektir.

Bu durumda her insan kendi öz karakterini, kendi kimliğini, kendi rolünü sergilemeli, kendi hikayesini, kendi senaryosunu bizatihi kendisi yazmalı ve oynamalıdır.

Ceddinden- neslinden- ana-babasından vesayet yoluyla intikale konu olan amel-ameliye- din- iman- inanç- ahlâk değil, yalnız ve sadece eşya cinsinden metâ- mal- mülk- gayr-ı menkul değerinde dünyalık taşınmaz ve taşınabilir varlıklardır.

Behemehal... Her insan bir birey, her birey kendi imtihanıyla sorumlu tutulacaktır.
Öyleyse her birey; kendi felsefesini kendi oluşturmalı, kendi senaryosunu kendi yazmalı, kendi hikayesini kendisi yaşamalı ve sergilemelidir.

"Dünün güneşinde bugünün çamaşırı kurutulmaz" tabii gerçekliğinden hareketle, ezberci- taklitçi- kopya- kronik- klişe- basmakalıp ritüellere saplanıp kalmamalı,
Pozitif ilim- bilim ve teknolojik gelişmelerin ışığı altında Ulum-i Medeni ve Ulum-i Dini verilerle ortaya konan keşif- tahlil ve te'viller doğrultusunda teçhizatlanmalı- donanmalı- kuşanmalı, idrak ve iradesini terakki ve tekamül ettirebilmelidir.

Hülasa-i kelam... Nimetlerin en büyüğü olarak kendisine bahşedilen Akıl- Fikir- Tefekkür- mukayese- muhasebe- mürakabe ufkunu açık tutmalı, vizyon ve misyonunu bihakkın icra edebilmelidir.
Kör tabiyyuna teslim, tesadüflere rağbet, kerameti kendinden menkul faniyata biat etmemeli, yaratılış sırrı hikmetini sahiplenebilmelidir.

Okumalı- öğrenmeli- kavramalı- gözlemlemeli- eğitime açık olmalı, kendisini ihya ve ihdas edebilmelidir.
Zinhar eğitim; "Beşikten mezara kadardır."

Bahusus İNSAN; "Gâlû- Belâ" sözünün arkasında durmalı, "İYYAKENA'BUDU VE İYYAKENESTAIYN" sırrı hikmetince ELİF MİSALİ DİMDİK DURABİLENLERİN niceliğine katkı sunmalıdır.

Efendim... Selameten ve muhabbeten.
Saygılarımla.

Yazarın Diğer Yazıları