Kimlik mi, karakter mi?


Adını kim koydu, bir kulağına Ezan, diğerine Sela verdiler mi bilmem ama...

Zaman açısından yanlış olmasa dahi, karakter açısından yanlış tercih olduğunu, böylesi suça meyilli bir çocuğa Kürşat ismi verilmiş olmasını, sonuçlarından hareketle hataya düşüldüğünü bugün anlayabiliyoruz...

"Kürşat" ismi kökleri insanlık tarihine dayanan şerefli Türk soylarından biri Göktürk'ler zamanından beri aşina olduğumuz, çocuklarımıza gururla verdiğimiz bir isimdir.

Beklerdik ki Ezan ve Sela eşliğinde ceddinin adını iftiharla üzerine alan isimler, soyuna- sopuna- ırkına- inancına- imanına- ahlakına- kültürlerine ve ata miraslarına ihanet etmesinler.

Binaenaleyh... Kürşat dendiğinde biz "40 çerisiyle Çin Sarayını basan" şanlı tarihimizi hatırlamak istiyoruz.
Haketmediği makamları meşgul ettiği halde 40 yetimin hakkını gasp eden KİRLİŞAT'ları,
"Şehrül Emin" mührünü elinde bulunduran zat-ı muhteremleri 40 yalan-dolanla kandırıp "Beytül Mal'a" çöken KİRLİŞAT'ları,
"Hamili kart yakınımdır" referesiyle "Hazinenin anahtarını" elinde bulunduran iktidar partisinin merkez binasına kapağı atan KÜRKLÜŞAT'ları değil...

Şu da bir gerçektir ki 'Ayvatoğlu' bu ülkede tek değil!
Böylesi arızalılar, böylesi içiciler, böylesi kemiriciler,

Hatta şeytanı şeytandan bile çalabileceğine inandırılan öylesi beslemeler, öylesi şımarıklar, öylesi piyonlar var ki... sayılarını kestirmek matematikçilerin, analistlerin, kriminal laboratuvarların işi...

Daha önce söyledim, bir kez daha altını çiziyorum ki "Ayvatoğlu" buz dağının görünen yüzü...
Kirlenmiş karakterlerin, kirlere bulaşmış bir takım gençlerin, daha da ötesi kirli siyasi hesapların hesap edilemeyen yüzü.
Kim bilir belki de "kaderin üstünde bir kader, göklerden gelen bir ses vardır" hükmünce cüzdanlara sığdırılamayan soslu yalanların kirli yüzü...

Neredeyse 3-4 gündür Türkiye "Ayvatoğlu" konuşuyor.
Yerel- genel- sosyal medya Kürşat konusuna odaklı...

Ankara'dan- Kastamonu'ya... Gnl. merkezden, vekiline, dönemin Bld. Bşk. kadar uzanan basın açıklamalarında, Ayvatoğlu dışında herkes hadiseye iltihakı, iltisakı olmadığından bahsediyor... eyvallah tamam da... bu telaş, bu endişe, bu koşuşturma niye?

Öyle ya..."Suç bireyseldir" değil mi?

Kimse kusura bakmasın... Yargı- Hukuk- Savcı- Soruşturma... bunların hepsi olacak elbette!

Lakin şu gerçeği de 80 milyon biliyor ki; WC temizlikçilerinin bile kartvizit ile belirlendiği fiili durumda...
Ayvatoğlu'nun Metro Seyahat biletiyle Ankara'ya gitmiş olduğuna kargalar bile güler valla...

İnanıyoruz ki "Samur Kürklü Suçu" kimse üzerine almaz!

Ha... Bu arada şu da bir başka gerçek ki...
Siyaset arenasını içine alacak şekilde işlenmiş ve ortaya çıkmış ilk fail değildir Ayvatoğlu...

Mesela... İstanbul (İski- E.Göknel) hadisesi...

İstanbul'dan başlayarak CHP'nin siyasi erozyona kapılması süreci...

Siyaset tarihi dikkatle inceliğinde görülecektir ki; "küçük çatlaklar büyük felaketlerin ön habercisidir."

Deniz biter mi ?
Her yaratılanın bir ömrü olduğundan hareketle Denizin de bir ömrü vardır...

Varsa sürçü lisanımız...  affola!

Saygı ve muhabbetlerimle.

meta3764@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
06Nis

Dem o dem

01Nis

Kimlik mi, karakter mi?