Nano... Dünya!


Üzerinde milyarlarca mahlukatın yaşam sürdürdüğü şu dünyanın sınırları, zımnen varlığını kabul ettiğimiz kutuplarla son ve sınırlı olamayacağı gibi, görme alanımızla sınırlı ve muayyen incecik bir ufuk çizgisinden ibaret de değildir...

Ne üzerine bastığımız toprak bizimdir aslında, ne de oksijenini teneffüs ettiğimiz atmosfer!

Ne gidebildiğimiz yerle sınırlıdır vatan, ne de aklımızın kavrayabildiğiyle mahfuz değildir evren!

Ne 'ben' deyip sahiplendiğimiz beden, ne de cismaniyetimizi ayakta, hayatta tutan can bizimdir...!

"Hani mülke benim diyen,
Köşk- Saray beğenmeyen,
Şimdi bir yerde yatarlar,
Taşlar olmuştur üstleri..." (Y.Emre)

Akıl nimetiyle kavramsallaştırıp zihnen de kavradığımızı düşündüğümüz İlim- Bilim- Mantık- Düşünce- Ufuk ve Vizyon; şahsımızın üstün gayret ve teşebbüslerinin makûl bir semeresi, neticesi ihtimaldir elbette...  
Lakin!
Bir kudret-i muazzamanın ihsanı ve in'amı, levh-i mahfûzda yazılmış bir  kader-i ilahinin, cüz-i irademizin tasarruf ve insiyatifinde imhali, ihyası, ihdası ve imtihanı olduğu da hilafsız bir gerçektir.

Yani... şunu diyemeyiz, dememeli insanoğlu...
Avâm lisanıyla; "Kaderde varsa  d...mek, neye  yarar üzülmek" ya da mesela... Ehl-i Sümnete mugayyır Mutezile- Cebriyye, Cehmilik(mezhep- fraksiyonları)'te iddia ettiği üzere "Rüzgarın emrinde kuru bir yaprak misali, estiği yöne savrulur, Kaderin hükmünce insan" diyerek, akıl nimetini, irade-i cüz'îyeyi inkar edemez, yok sayamaz... Bilim- ilim, irfandan uzaklaşarak ta... Kör bir talihe, sağır bir Salih'e teslim-i tesellüm olamayız...
Ya da ne bileyim; İstibdatçı, istismarcı, infialci, muhteris bir siyasetçinin popülist hovardalığına biat edip, kişiliğimizi, karakterimizi, maddi ve manevi değerlerimizi bir kenara itip tepe- takla atamayız, mankurtlaşamayız, oportünistler, rakkaseler, zenneler gibi kıvırtamayız biz...

El-hak, Amenna vessaddakna!
Yüce Yaratıcı; "Yalnızca kendisine Kul'luk etsin ve yalnızca Rabbinden yardım dilesin, sadece ona sığınsın..." (Fatiha- 5) (yalnızca onun huzurunda eğilsin, bükülsün ve hatta sadece ona secde etsin) özelinde ve Eşref-i mahlukat olarak yaratmıştır insanı. Ve halife kılmıştır yeryüzüne...

O halde bize bahşettiği sayısız nimetlerin en kıymetlilerinden biri olan AKIL nimetinin önce farkında olacağız, sonra da farkındalığını ortaya koyarak, Yüce yaratıcı karşısında biz kullarını asıl mes'ûl kılan unsur AKLIMIZI kullanacak, AKIL sağlığımızı muhafaza edeceğiz.

İlim-bilim- iman- ahlak- irfan ile AKLIMIZI geliştirecek, büyütecek, besleyeceğiz.
Sorarak, sorgulayarak, okuyarak, öğrenerek, araştırarak, irdeleyerek, analiz ve tahliller yaparak... Sırr-ı kainatı, Uzayın gizemini, buzullarla kaplı kutupları keşfedecek, çözecek, görecek ve hatta tabuları yıkıp atacağız.

Binaenaleyh... içinde yaşadığımız çağ; Bilim çağı, İlim çağı, Bilgi çağı, Uzay çağı...
Devir Teknoloji devri, otonomi devri, nanoteknoloji devri, inovasyon devri...

Madem öyledir...
“Eğer maksûdu ancak âhiret olsaydı Yezdân’ın

Ne hikmet vardı ibdâında hiç yoktan bu dünyânın?”

“Yedi yüz yıllık eserlerle bu dînin hâlâ

İhtiyâcâtını kâbil mi telâfî? Aslâ”

“Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhâmı

Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı”(M.Akif)

İla ahırıl söz...
Unutmayalım, uyutmayalım şu aziz milletimizi!
Milli ve dini hassasiyetlerin üzerinde tepinerek küresel odakların biçtiği kaftanı giydirmeğe, capitalizmin, emperyalizmin cezbedici sefahetine tutsak etmeyelim.

Güya milletin temsilciliği rolüne kaptırarak kendimizi...
Vahşi Batı, Anglo sakson ülkeler, Emperyal ve Capitalist düzenin hadimi- hakemi ve figüranı olmayalım.

Sefahet ve saltanatın dibine vururken nefsimiz...
Şu garip- gureba insanları Sabır- şükür- hamd- aza kanaat...gibi özü ve kaynağı itibarıyla doğru, lakin sözde yalan, istismar ve riyakârane tutumlarla oyalamayalım, kandırmayalım...

Global dünya düzleminde... Üretmeden tüketen milletlerin, üreten milletlere kul-köle- hegemonya- sömürü olacağını lütfen söyleyelim ki; Siyaset ve siyasetçiye güveni tesis edelim.

Bir takım milletler Uzay'da tarım alanları ararken...
3 tarafı denizlerle çevrili şu yarım adayı...
ŞU CENNET VATANI...
Şu güzelim Coğrafyayı tarümar etmeyelim.

"Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Soyunuz sopunuzla birbirinize karşı övünesiniz diye değil, birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık..." (Hucurat-13)

Devlet; Eşit ve adil hizmet götürebilsin niyetiyle... zaten 7 Coğrafi bölgeye ayrılmış ANADOLUMUZU...
Ve bu toprakları CANIYLA- KANIYLA VATAN kılmış, birbiriyle hısım akraba, eş- dost, yaren- arkadaş olmayı başarmış ŞU NECİP MİLLETİ daha fazla bölüp- parçalamaya çalışmayalım.

Zira buyurdu ki son Peygamber (sav);  "BİRLİKTE RAHMET, AYRILIKTA AZAP VARDIR."

Sürç-i lisanımız muhtemeldir, affola!
Saygı sevgi ve muhabbetlerimle...

meta3764@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Tem

Ekolojik denge!

14Tem

Kim? Ne? Kime ne?

08Tem

Nano... Dünya!

02Tem

Köyden şehire

23Haz

Önceliklerimiz