ATATÜRK DEMEK TÜRKİYE DEMEK



ATATÜRK DEMEK TÜRKİYE DEMEK

Bu ülkenin tek kurtarıcısı ve sahip çıkılması gereken tek değeri Laik Türkiye Cumhuriyeti ve kurucusu yüce insan ATATÜRK’tür. Türk Ulusu karanlık bir dönemden, yok oluşun eşiğinden Atatürk’le kurtulmuştur. Atatürk devrimlerinin kökeni akıl ve bilime dayanır. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakla kalmadı, yaşamın her  alanında uygar devlet olmanın ilk adımlarını attı. Bizim bu günlere gelmemizi sağladı. İşte bunun bilincinde olmamız, bu gerçegi unutmamamız gerekir. Tarihsel bilincimizi, nereden nereye geldiğimizi unutursak eğer, yine bölünmenin, yok olmanın eşiğine geliriz.

Atatürk devrimlerinin yelpazesi o kadar geniştir ki, her alanda bir şeyler söylemiş ve yapmıştır. Atatürk, sanatı, sanatcıyı baş tacı yapmış, eğitimi her şeyin üstünde tutmuştur. 1928 yılında okuma yazma oranı yalnızca erkeklerde % 10, kadınlarda yüzde sıfırdı. “Dünyada her şey için; medeniyet için hayat için başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” “Güzel sanatlarda başarı bütün inkılapların başarıldığının en kesin delilidir.” “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” dediği gibi, yaşamın her yönüyle dolu dolu ve bilgiliydi Atatürk. Gelişmiş uluslara baktığımızda ülkelerine aydınlık yarınlar sağlayan büyük fikirlere ait farklı liderlerin olduğunu görürüz. Bizde ise tek ATATÜRK yapmıştır her şeyi.

Tarihe baktığımızda; insanlığın, özgürlük, bağımsızlık ve insan hakları için,  işkence gördüğü, tırnaklarının dahi söküldüğünü, öldürüldüğünü, toplu kıyımlar yaşadığını, bir çok eziyet çektigini görüyoruz. Ama Türk Ulusu, Atatürk sayesinde hiç bir kıyıma uğramadan bu haklarına kavuştu. Atatürk, devrimlerini bir hediye paketi olarak verdi. Atatürk sayesinde kazanılan bu haklar,  yürünen bu yol, sonsuza kadar devam edecektir. Bu uğurda kanımızın son damlasına kadar vermeye hazırız. Bu günleri Atatürk’e borçluyuz. Borcumuzu, uygarlık yolunda daha da çok çalışarak, yaşamın her alanında büyüyerek ödemeye de  mecburuz.  ATATÜRK, tüm dünyada bağımsızlığın ve barışın örneği olmuştur.

Türk kadını yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada en büyük desteği Atatürk’ ten almıştır.

Daha dünyada kadın erkek eşitliği konularında BM insan hakları evrensel bildirgesi insan hakları sözleşmesi insanlık tarihinde yokken Atatürk Türk kadınına bu hakları vermiştir; 03 Nisan 1930 belediye seçimlerine girme hakkı,  26 Ekim 1932 Türk kadınına muhtar köy heyeti ihtiyar kurulu üyeliğine seçilme hakkı, 08 Ekim 1934 kabul edilip 05 Aralık 1934 yasa ile kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuşurken Türk kadını İtalya: 1948, Japonya: 1950, İsviçre: 1971 yılında kadınlarına bu hakları verebilmişlerdir. Ve bu ülkenin her kadını bugün yaşadığı ortamını Atatürk’e borçlu olduğunu hiç ama hiç bir zaman unutmamalıdır. Atatürk sayesinde çok eşlilikten kurtulup insan olmanın değerine, onuruna kavuşmuştur. O’nun sayesinde kadınlarımız bütün iş kollarında  üretime katıldılar. Yıllardır ezilen, horlanan, hep arka plana itilen, soframızda bile “tarladaki öküzümüzden” sonra gelen kadınların baş tacı oldular. Atatürk sayesinde bir erkeğe karşı iki kadının ifade geçerliliği ortadan kalkmıştır. 31 Temmuz 1932 Türkiye güzeli Keriman Halis’in Belçika’ da yapılan yarışmada dünya güzeli seçilmesi üzerine Atatürk ona Ece unvanını verir ve Türk kadınına şöyle seslenir: “Şunu ilave edeyim ki, Türk ırkı dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihten bildiğim için, Türk kızlarından birisinin dünya güzeli seçilmiş olmasını da çok tabii buldum.”

Kurtuluş Savaşında yaşananlar beni derinden sarsar. O büyük insanın, o yüce Atatürk’ün hem dışarıda hem de içerideki vatan düşmanlarıyla uğraşısı bir yandan üzerken bir yandan da duygulandırır ve gurur verir bana. Ben, içinde yurt sevgisini, vatan sevgisini hissetmeyenlere acıyorum. Güneşin aydınlığı dururken ay ışığıyla yetinenlere acıyorum. En çok ATATÜRK sevgisini, coşkusunu yaşayamayan, bu aydınlığı idrak edememiş olanlara acıyorum. İtiraf edeyim ki; ben o tür insanları gerçekten sevmiyorum, sevemiyorum, ısınamıyorum, onları gelişmemiş fidanlar gibi görüyorum. Rüzgar nereye eserse oraya doğru eğilip bükülen dallara benzetiyorum. Çünkü vatan sevgisi ATATÜRK yolundan geçiyor. Memleketimin her evine, her ofisine, her iş yerine bir ATATÜRK fotoğrafı koyalım. Bunu yapmayan yerlerden alışveriş yapmayalım. Ben genelde yapmıyorum çünkü bu; her siyasi görüşün üstünde, her siyasi düşüncenin dışındadır. Yüzeysel düşünüp de bir yanlış düşüncenin kurbanı olmayalım. Çünkü hepimiz bildiğimiz, düşünebildiğimiz kadar bu hayatı yaşayabiliyoruz. Bu düşüncemin sakın bencil, insan ayırmak gibi düşünülmesin. Böyle basitçe düşünmek, yaş ağaç ile kuru ağacı, bilenle bilmeyeni, beyaz ile karayı aynı kefeye koymak anlamına gelecektir ki; bu da güzelliğin kıymetini düşürecektir. Artık güzele güzel ya da doğruya doğru denmesi gerekmeyecektir. Çünkü yalanlar doğru, doğrular yalan, çirkinlikler güzellikle eş değere sahip olmuş olacaklardır. Oysa doğru doğrudur, güzel güzeldir, Türkiye’ nin gerçeği de Atatürk’tür. Her şeyi ATATÜRK yapmıştır.

Bu ülkenin asıl ve gerçek tek lideri bilimin ışığını elinden düşürmeyen Atatürk’tür. Gerçek liderlik yaşadığı çağın ilerisini görebilmekten geçer. Gerçek lider aynı zamanda devlet kasasından yapılan her harcamanın her ne olursa olsun, tüm ulusun her bireyinin hakkı olduğunun bilincinde olmayı gerektirir.  Milli değer taşıyan her şeyde, her karış toprakta bu ulusun her bireyinin hakkı vardır. Hiç birimizin canı, yeri, makamı ve görevi ne olursa olsun, bu vatan için canını vermişlerden ve bu vatandan daha değerli değildir. Atatürk, bütün ömrünü sömürge olmuş bir ülkeyi bir çocuk büyütür gibi emek vererek büyütmüştür. En büyük aşk vatan aşkı, vatan özgürlüğüdür. Vatansız aşk olmaz. Dikkat edin, o büyük insan, o yüzyılın dehası  insan, kendi bireysel aşkının hiç bir zaman yapacağı devrimleri etkilemesine izin vermemiştir.

Atatürk her derdin çaresini ülke kaynaklarında aramış, hiç bir zaman bahane bulmamış, en kötü şartlarda en iyiyi yakalamıştır. Türk Ulusunu gerçek aydınlığa, özgürlüğe, insan gibi bir yaşama, modern hayata taşıyan tek adamdır. Bu her ne olursa olsun böyledir. Ağır hastalığında dahi, “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.” demiştir. İşte bu nedenle cephede savaşarak alınan kimi değerlerin masa başında kaybedildiği, milli değerlerin erozyona uğradığı, küçüldüğü, dört bir yandan kuşatıldığı, üstünde çeşit çeşit oyunlar oynandığı çok olmuştur bizim topraklarımızda. Tarihimiz bunlarla doludur. Şanlı, şöhretli, insan gururunu göklere çıkartan onurlu ve insanca yaşama hakkı için Türk olmanın şerefini anlatan bir destandır insanlık tarihindeki yerimiz. Türk tarihinin en büyük lideri Atatürk’tür.

Bu ulus Atatürk’ün ulusudur. Bu ulusun, bu Atatürk’ün askerleri yalın ayaklarla cephelerde savaşarak düşmanı temizlediler. Dağları tırnaklarıyla aşacak kadar yüreklerinde güç vardır bu vatan evlatlarının. Bu ülkenin gerçek evlatları, dedelerinin aynı yürekle savaşıp savaşı kazandığı torunları da gün gelecek dünyanın en modern yaşayış tarzına taşıyacaklardır.

Atatürk her yönüyle aydınlığın başıdır bu toprakların..

Atatürk demek vatan demektir.

Vatan ise her şey…

Her şey tartışılabilir ama Atatürk’ün eserleri asla!

Kim olursa olsun buna hakkı ve yetkisi yoktur.

Zaten bu bilinci anlamak ve geleceği görmek ve aydın olmakla mümkündür.

Çünkü Atatürk, yıkılmış, parçalanmış, paylaşılmış toplumdan bir devlet kurmuştur.

Yeni bir ulus kurmuştur.

Kimlik yaratmıştır.

            Kim olursa olsun, ne olursa olsun hangi mevkide oturursa otursun herkesi eleştirebilirsiniz istediğiniz gibi söz söyleyebilirsiniz ama asla Atatürk’ü eleştiremezsiniz.

            Atatürk eleştirilemez..

            Atatürk’ü anlamadık ki eleştiri hakkına sahip olalım.

            Bu neye benzer biliyor musunuz, okuma yazması olmayan birinin sizin kitaplarınızı eleştirmesi gibidir...

            Bir düşünsenize nasıl bir eleştiri olurdu, okumadan anlamadan derinliğini hissedemeden hiç bir şey anlamadan eleştirmek...

            İnsan önce Atasına sahip çıkmalıdır.

            Atasına sahip çıkamayandan bırakın vatanına bir fayda vermesini kendine bile hayrı yoktur.

Eğitim baştan sona yenilenmeli NUTUK tüm okullarda ders kitabı olarak zorunlu ders haline getirilmelidir. Özel eğitim kurumları bir takım grupların tekelinden kurtarılmalı tamamen kapatılmalıdır. Din öğretimi tamamen özel kurumlardan alınmalı devletin kontrolüne verilmelidir.

Bir yıl hiç bir şey yapılmadan sadece Atatürk okunmalı bence...

            Hiç bir şey yapılmadan, taş üstüne taş koyulmadan..

            Ne olur ki, hiç bir şey.. 

            Atatürk’ten sonra yılları kaybetmişiz, kaybedilen yılların yanında bir yılın adı bile olmaz...

            Bir yıl kaybederiz ama geleceğimizi kurtarmış oluruz..

Ulus olarak Atatürk’ün önünde bıraktıklarına sahip çıkarak saygıyla eğiliyoruz.. Atam sen rahat uyu, diyoruz. Bize bıraktığın CUMHURIYETI SONSUZA KADAR  KORUYACAĞIZ. BASTIĞIMIZ HER KARIŞ TOPRAK ATATÜRK...

AşkYazarı Mustafa Çifci®

mustafacifci@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Ataturk torunu | 17 Ocak 2019 03:57

    Biz ataturkun torunlaryiz selanikliyiz trakya ataturkun memleketidir ama o bolge insaninin sicak kulturlu olmasi ne oldugu soyu belli olmayan insanlar tarafindan yok muhacir yok 3 5 cesitli yakistrmalar tarihe bakin ne yigitler fatih sultan mehmete kadar balkan insanlari yani gercek turklerden cikmistir bunlarida vurgulayin ne mutlu turkum diyene

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Mar

Maskeli yüzler

28Oca
06Ara

Öyle bir sevgilim olsun ki

05Ekm

Sonbahar

16Eyl

Sanat ve müzik