Belki de hiç gelmeyeceksin ama ben hep bekleyeceğim


Senin de sevdiğin öyküler vardı.

Benim de...

Sen hep zengin çocukların öykülerini okurdun, bense ayrılık ve aşkın şiirlerini...

Bazen de polisiye romanlara merak sarardın tatile çıkmadan önce.

Aslında senin de içinde vardı biraz yalnızlık, birazda merak ve doymamak.

Tıpkı benim yaşadığım gibi, sana da eksik geliyordu bazı şeyler.

Oysa hayat eksiklerin toplanmasıyla kendi kendimizle inşa ettiğimiz bir yapıydı.

Hayat dediğimiz eksikliğini yaşadığımız, bir türlü tamamlayamadığımız sadece çevremizdeki ilişkilerin toplamıydı sevgili...

Hep daha fazlasını istediğimiz güzel paylaşımlardı ama nice güzellikleri de kendi ellerimizle çöpe attığımız, son kullanma tarihini geçirdiğimiz ilişkilerdi hayat.

Hayat, yaşayamadığımız hayallerimizdi.

Bu gece olmaz, işim var, gelemem, yapmam gerekenleri yapmam gerek, derken bazı güzellikleri de o anda henüz daha görmeden yok ettiğimiz, kendimizi bile bile yalnızlığa mahkûm ettiğimiz boşa geçen saatlerimizdi bazen de.

Farkına varmadan hep parçaları bütünleştirmeye çalıştığımız ama bir türlü tamam yapamadığımız dünyamızda bir çok şey yarımdı..

Tamam, buldum, artık hiç bir şey beni üzemez dediğimiz anda, beklenmeyen göçükler yaşayan, özenle kurulduğunu zannettiğimiz dünyanın aslında o kadar da sağlam olmadığını sonradan anladığımızda yıkılan umutlarla yine de ayakta durmaya çalışan birer zavallı gibiydik...

Belki de hiç gelmeyeceksin, değil mi?..

Ve ben boş yere bekleyeceğim...

Tıpkı kafesten kaçan kuşun geriye dönerse bizim olacağı gibi. Çünkü uçup giden, kafesini sevmeyen kuşlar bir daha asla geriye dönmezler. Çünkü kafesler bencildir. Çünkü kafesler dürüst değildir. Çünkü kafesler sadece sahiplenmek içindir.

Sana bir kafes gibi davranmamım sebebi bir gün uçup gitmenden hep korktuğum içindi. Oysa ne kadar çok korkmasam da bu benim kendi korkum olmalıydı...

Hep senin yanında kalmak istiyordum.

Sanki bıraksam başkaları kapacakmış gibi korumaya çalışıyordum.

Oysa ne kadar çok yakınlaşsam, bir o kadar da uzaklaşıyordum.

Böyle yapmakla aşka vakit ayırdığımı, bu yüzden kazandığımı sanıyor ama yanılıyordum.

Ama sadece senin yanında mutlu olduğum doğruydu....

Hep seninle olmalıydım, benden başkası sana yaklaşmamalıydı...

Sevgililer günü bir gün değil, sen her gün benim içimde doğan tek çiçektin...

Oysa aşk ve gerçek dostluk özgürlük ister, bunu biliyorum.

Uçan kuşlarda asla geri dönmezler, bunu da biliyorum...

Belki sende dönmeyeceksin...

Hep unutma, derdin. Bir gün gidersem unutma bu gecemizi.

Sen unuttun mu şimdi sevgili...

Ne garip, bunu dahi soramadan kaybettim seni....

Yıldızların bu kadar uzak, bu kadar erişilmez olduklarını bilmezdim. Koşuyorum yetişemiyorum, uzanıyor dokunamıyorum...

Sende bir yıldız değil misin ki...

Yoksa bu kadar uzak olur muydun?

mustafacifci@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20May

Tüm kalbimle sevdim seni

09May

Gerçek anne

12Nis

Duygu boşlukları

16Mar

Maskeli yüzler

28Oca