Kardelen Çiçeği Gibiydi Sevdiğim Kız


Yıllar önceydi, kız arkadaşımla bir gün baş başa oturup uzun uzun konuşmak istemiş ama bir türlü fırsatını bulup konuşamamıştık. O yıllarda büyük olan ama şimdi fındıkkabuğunu doldurmayan sorunlarım vardı. Babam kız arkadaşımı istemiyordu. Arkadaşımın dayıları, abileri de beni istemiyordu. Hatta görüşmemizi yasaklamışlardı. Okula dahi kendi özel arabalarıyla getirip götürüyorlardı. Bizler yıllarca hiç görüşmeden yada kısıtlı dakikalara sığdırılmış dar alanlarda görüşerek yoğun bir sevda yaşamıştık. Hiç unutmuyorum şöyle demişti bana; “Sen bilmezsin, bizim için çoğu zaman bir el tutuş, bir gövdeye yaslanıp dinlenmek yada dizlerinde uyumak cinsellikten çok daha önemlidir. İçimde büyüyen açlık bu işte benim. Benim elimden tutman, saçlarımı sevmen hiç konuşmasan da olur. Ben giderken pencereden  bana bakman…. Bunlar az şey değil sevgilim… Ama, dedi sözlerinin sonunda, biliyorum ki bir gün bırakıp gideceğim seni..”
Bol yıldızlı bir eylül gecesinde telefonda da şöyle demişti, “şu an yanımda olsan ne yapardık acaba? Ne yaparsan yap sana hiç bir konuda asla hayır diyemezdim çünkü sen her şeyim oldun.”
                O yıldızlı gecede onun yanında olsaydım bilmiyorum ne yapardık? Neler konuşurduk? Elele gezer miydik ay ışığında? Bir ağacın altında oturup dizlerime uzanır mıydı? Saçlarını okşar mıydım? Minik minik öper miydim dudağından? Ya da hiç konuşmadan sımsıkı sarılıp saatlerce oturur muyduk? Hiç bilmiyorum. Bildiğim tek şey var öyle bir günü ömür boyu unutamazdım.
                Günler hızlı geçiyor. Her yaşın ayrı bir güzelliği var.
                Her yaşta aşk bir başka güzel...
                Çocuk aşkların ise tadı bir başka…
                Aşkların verdiği bir güç vardı. Mutlu oluyordum o sevgilerde. Aşkın gözü kördür demiş olsalar da, aşksız bir hayatında tadı tuzu yoktu.
                Şimdi bile hep aynı değil mi? hayatımın her günü bir başka aşk aramıyor muyum? Evet arıyorum çünkü aşka doymuyorum.
                Hepimizin aradığı bu sevgi büyüsü değil mi?
                Bunca yalnızlığın içinden bir günümüzü daha iyi ve mutlu geçirmek için nelerimizi feda etmeyiz ki? Çünkü geçmişte hepimiz fire verdik düşlerimizden. Hayatımız yönlendiren hayallerimizin kaçı gerçek oldu ki? Hangi özlemimizi yaşayabildik ki? Yalan mı?
                Şimdi en büyük tesellimiz başta sağlığımız ve geçmişte yaşadığımız anılarımızı kirletmeden yaşatabilmek oldu. İyi ki yaşadık deli sevdalarımızı, ilkyaz vurgunumuzu, sonbahar ayrılıklarını, penceremize düşen damlalarda benzettiğimiz nisan yağmurlarını iyi ki yaşadık.
                Yoksa bomboş olurdu bir ömür.
                Çünkü çoğumuzun, büyüdüğünde ne olmak istiyorsun sorunun cevabını unuttuk.
                Arada bir geçmiş günlerinizi sorguladığınız oluyor mu?
                Nasıl bir çocuktunuz?
                Ne olmak istiyordunuz? Ne oldunuz?
                Yaşamda ikinci bir şansımız yok tekrar yaşamak için. Yaşayabildiğimiz kadar yaşıyoruz.
                Şimdi okul yıllarımdaki o kız arkadaşımı bulmam mümkün mü?
                Bulsam da o ilk duyguları yaşamak mümkün mü?
                Bir şeylerin zamanı çoktan geçip gitti…
                Şimdi uzayıp giden boş yollarda anıları düşünüyorum…
                Geçmişin verdiği o sihirli gücü hala duyuyorum içimde…
                Şimdi yalnız değilim, sevgimle yaşıyorum….
                Oysa o kardelenimdi, o çiçeğimdi, sevgimi paylaştığım insandı o.
               Hani kardelen ile hercai çok uzun yıllar önce birbirlerine âşık olurlar. Her bahar diğer çiçekler gibi onlarda açıp güneşe merhaba derler. Fakat bir gün bahar başlangıcında, biz her bahar diğer çiçekler gibi açmayalım.  Kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki, bütün doğa bizim olsun derler. Ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler.  Biri açmak için kışı gelmesini ve karın yağmasını beklerken diğeri o yaz açar. O gün bu gündür karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe kardelen, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de hercai derler.
            Ama o kız arkadaşım kardelen çiçeğimdi benim.

 

mustafacifci@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Nis

Duygu boşlukları

16Mar

Maskeli yüzler

28Oca
06Ara

Öyle bir sevgilim olsun ki

05Ekm

Sonbahar