Mustafa ÇİFCİ

Neredesin

Mustafa ÇİFCİ

  • 329

            İşte yanımdaydı az önce. Yanı başımda oturuyordu. Uzansam ellerini tutabilecek, hatta kucaklayıp öpebilecektim. Hiç konuşmadan, sessizce birbirimizi gözlüyorduk.
            Aşk mıydı bizi böyle bağlayan. Geçmişi sorgulayıp, hesabını veremeden yüzünü öte yana döndüren ben miydim. Ben miydim onun yanında oturan. Ben miydim geceler boyu ona mektuplar yazıp, güneşle birlikte yazdığım mektupları teker teker yırtıp çöpe atan.
            Özlemişim onu.
            Hasretim dağlar kadar büyümüş.
            Geçen her gün, beraberinde bir şeyler götürmüş.
            Eski neşesi yok onun da.
            Uçarı hali kayıp.
            Durgun ve düşünceli.
            Evet, bendim.
            Yalnız gecelerde kendi dünyasını tek başına yaşayıp, çıkmayan sesini kağıtlara döküp, yarın sabah iletilmek üzere mektubunu yastığın altına koyup uyuyan.
            Evet, bendim.
            Sabahları mektup cebinde heyecanla yollara düşüp, yollarda yalnız yürüyen insanları görünce, binlerce insanın sevgiden uzak yaşadığını düşünüp kendi  mektubunu yırtıp atan.
            Evet, bendim.
            El ele yürüyen insanlar oldukça azdı.
            Sevgi yoksunu olan yaşam yolunda, ne anlamı vardı ki bireysel sevgimizin.
 
*
            Yollar kalabalıktı. Her yanımdan arabalar hızlıca geçiyordu. Bir taksinin düdük sesiyle afallamış kendimi kaldırıma atmıştım. Ağır adımlarla yürüyordum kaldırımlarda. Nereden, nereye kadar yürüdüm, bilmiyorum. Ama kaldırımlar bitmiyordu. Yollar bitmiyordu. Ani bir kararla geri döndüm. Yürüdüğümü bir daha yürümek, geçtiğim yolları tekrar geçmek istiyordum.
            Belki de ben, sokaklarda, kaldırımlarda arıyordum teselliyi.
            Yollarda kaybetmişim gibi aradığımı yollarda arıyordum.
            Ama yoktu.
            Gün kadar gerçekti olmadığı.
            Ama ben vardım.
            Var mıydım ben.
            Bilmiyorum.
 
            Yalnızlığıyla yürüyen insanlar çoğunluktaydı.
 
*
            Şimdi ben tek başına yürüyorum, eskiden yürüdüğüm yolları.
            Tek başına.
            Yalnız.
            Ben tutsağım kendi sevdama.
            Kendi geçmişime.
            Özgürlük çok uzaklarda.
            Tek başına yaratmaya çalışıyorum.
            Tek başına sevgi yolumu.
            Ama özgür olamadan.
 
            Kalabalığın çoğunluğu tutsaktı.
            Tek başlarına yarattıkları kendi dünyalarına, kendi ellerine, kendi gözlerine, kendi yüreklerine tutsaktılar.
            Ama onlar farkında olmasalar da aydınlık durmadan yaklaşıyordu.

 

Yazarın Diğer Yazıları