Tüm kalbimle sevdim seni


Seni uzun zamandır tanıyor olsam da o gün, kapıdan ilk girişinizde o kadar güzel göründünüz ki, sanki uzun zamandır beklediğim, hasretiyle yandığım çok eski bir dostumu, sevdiğimi görmüş gibi hissettim. Yüzündeki aydınlık, gözlerindeki siyahlık içime bir çağlayanın akışı gibi ılık ılık aktı. Etrafımdaki herkes bir şeyler konuşuyor, gülüyor, gülümsüyor, biri susuyor diğeri konuşmaya başlıyor, ben hiçbirini duymuyor, duysam da anlamıyordum. Sabah gördüğüm o ilk görüşün fotoğrafını düşünceme kazımış, sanki karşımda sürekli o fotoğrafa bakıyormuş gibi hayalini izliyordum. Sol tarafımda kaldığından yüzünü göremiyor olsam da fark etmiyor, baktığım her noktada senin yüzünü görüyor gibi oluyordum. Yüzünün her kıvrımını, kirpiğinin her telini görmeden sayabilecek kadar, o gün akşama kadar sevgini çoğaltıp çoğaltıp kalbime yazdım. Kalbimin derinliklerine yerleştirdim. Akşam ayrılırken bir internet sayfasına bakmanı söyleyip, mesaj çekebileceğin cep telefonumu yazarak sana vermiştim. O gece mesaj yazacaksın diye sabaha kadar beklemiş, sabaha kadar uyuyamamıştım. Az biraz dalıyor, kendimden geçiyor sonra hemen kalkıp mesajın var mı diye kontrol ediyordum. Aklımda sadece sen vardın. Sanki senden başka her şey durmuş sadece seninle akıyordu zaman. Oysa ne mesajın vardı, ne de yazdığın iki satır yazı…

Seni o gün ilk defa gördüğümde sevgiyi dilenen birisi oldum. Şu halime bak, çocuklar gibiyim, dokunsalar ağlayacağım. Aşka düştüğümde yüzlerce hastasını tedavi eden ama kendisi hasta olan bir doktor gibi oluyorum. Beceriksiz bir çocuk gibi… Bir sevgiyi dilenmek bencilik olabilir belki ama seninle bir deniz kenarında oturup saatlerce uzakları seyretmek istiyorum. Yanımda olmanı istiyorum. Hızla akıp giden ve her gün yok olan bu hayatta seni tanımanın mutluluğu ayrı bir şans olsa da, bulduğum bu sevginin biraz daha derinden tadını çıkarıp bu mutluluğu yaşamak istiyorum.

Seni seviyorum…

Sen o kadar çok güzelsin ki, bir şiir kadar etkileyici, bir roman kadar ayrıntı verecek kadar anlamlısın. İtiraf edeyim kimi zaman beş para etmeyen birisi oluyorum. Çekiniyorum, aşkta korkak birisi oluyorum. Sevdiğim insanları hep derinden seviyorum. Ellerinden tutmak, gözlerinde kaybolmak yetiyor da artıyor bile…

Tüm kalbimle sevdim seni...
Sanki kendine misafir gelirmiş gibi bir gün seni kahve içmeye bekliyorum desem, gelir misin?
Bir kahve içimlik zamanı yaratabilir misin bu sevgi için…
Sende mutlu olmalısın, sevgi mutluluktur. Bir mektuba, bir öyküye konu olacak kadar anlam bulduysa sevgin yüreğimde yapman gereken belki de sadece yüzüme bakıp o siyah gözlerinle sadece gülümsemek..
Yüzün o kadar güzel ki, hayatımda hep olmasını istediğim bir fotoğraf gibisin. Şimdi her sabah o fotoğrafı masaya yatırıp saatlerce seyrediyorum…
Bırak izin ver, arkadaşın, dostun, sırdaşın olayım…
Bırak izin ver, senin sevdiğin, senin sevgilin olayım…
Bırak izin ver, yalnızlığımla başa çıkamadığım zayıf yönlerimi seninle paylaşayım…
Bırak izin ver, seni yakından tanıyıp sana öyküler yazayım…
Bırak izin ver, o güzel yüzünü doya doya seyredebileyim.
Bırak izin ver, siyah gözlerinin içinde kaybolup, kirpiklerinden süzülüp kalbine inebileyim…
Bırak izin ver, parmak uçlarından ellerime geçsin ellerinin kokusu.. 
Senin sevgin farklı bir pencere açtı gönlümde…
Senin sevgin birden fazla duygunun aynı anda yaşanması gibi oldu.
Senin sevgin, artık ölsem de gam yemem dediğimiz kadar doyurucu oldu…
Şimdi söyle, bunları okuduktan sonra beni arayacak mısın? Yoksa, boş verip, kıymetsiz bir mektup gibi ellerinle buruşturup atacak mısın?
Şimdi söyle, kendi içimizde, kendi kendimizle yaşadığımız yalnızlığımızı paylaşabilecek miyiz? 
Şimdi söyle, bir yalnızlığı yok edebilecek miyiz?
Siyah takım elbisen, beyaz gömleğinle sanki beni anlatıyorsun. Ben de senin gibi siyah giyiniyorum, hep siyah takımlar, beyaz gömleklerimle gecenin içinde acıyla yandıktan sonra sabahın aydınlığında yıkanmak ister gibiyim…
Şimdi ne zaman aklıma düşsen, hayalimde o güzel yüzünle siyah gözlerin canlanıyor karşımda..
Belki hiç karşılık vermeyeceksin, ben kendi yalnızlığımla baş başa kalacağım…
Belki de bu mektubu okuduktan sonra beni arayacak, hayatın bu hızlı akışında bir kahve içimlik zamanı yaratacağız..
Ve o an, o muhteşem an ömrümüzün sonuna kadar içimizin en gizli, en özel odalarında en tatlı hatıralarımızdan birisi olarak saklı kalacak… 
Haydi, ara, gözlerindeki o siyaha ihtiyacım var…
Her güzel yüzde senin yüzünü arıyorum…
Oradan, o gün çıktıktan sonra geride sadece bende saklı kalan sen oldun..
Bir de o güzel yüzün…

mustafacifci@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20May

Tüm kalbimle sevdim seni

09May

Gerçek anne

12Nis

Duygu boşlukları

16Mar

Maskeli yüzler

28Oca