Kırılan kalplerin tam listesi nerede?


Bakın yeni yılda da günler bir bir geçip gidiyor. İşte bugün 2. günündeyiz. Geçen yılda kırılan kalplerin, aşağılanan hislerin sıralı tam listesi açıklanmadı daha ama milli piyango çekilişlerinin listesi ne de kolay açıklandı değil mi? “O başka, bu başka, şaşırma!” diyorsunuz, duyuyorum.

Merhametsizliğin, hor görülen gayretlerin, karşılık bulamayan emeklerin ve bu uğurda yiten ömürlerin… Bunların da şimdiye kadar bir listesi yapılıp haklarında bilgi verilmedi!

Galiba böylesi daha iyi! Herkes her şeyin farkında ama kimse bildiğini söylemiyor ve bunun adına da “dünya hayatı” deniyor!

* * *

18 yıllık eşine 3 kurşun sıkıp onu felç eden bir kadın 9 ay sonra tahliye olduğunda ilk iş olarak felçli kocasının yanına gidiyor ve tereddüt etmeden eşine bakmaya başlıyor.

Peki, bu kadın neden eşini vurmuştur ve neden ardından bir şey olmamış gibi ona bakmaya başlamıştır?

Evlendiklerinde otopark işleten adam, bir süre sonra kumar tutkusuyla her şeyini kaybetti ve zor günler başladı. 3 çocuk annesi olan kadın yılmayıp gayrete koyuldu ve açtığı köfte tezgâhıyla para kazanmaya başladı.

Eşi yine aynıydı, hatta bir gün bıçakla onu yaraladı, şikâyette bulunsa da karşılık görmedi! Kumar merakıyla varını yoğunu bitirip insanlıktan çıkan adam bu olaydan kısa bir süre sonra da yanındaki mafyatik tiplerle eşinin köfte tezgâhına geldi ve tezgâhı devrettiğini söyledi.

Kadın, Rize Ardeşen’den çeyizinde getirdiği ve tedbir amaçlı yanında bulundurduğu tabancayı çıkarıp eşine tam 3 kurşun sıktı. Tüm bu olaylar İstanbul Beşiktaş’ta oluyordu ve onunla konuşan gazetecinin “Neden size bu kadar kötülük yapan birine bakıyorsunuz?” sorusuna “Ama onun kimsesi yok, ben bakmazsam sokakta kalır.” diyor ve ekliyordu: “Yemin ederim aynısını yapsa ben de onu yine vururum, hiç acımam!”

Onunla konuşan gazeteci Nedim Şener’di ve bu olanları öğrendiğimiz yazısını Hürriyet’teki köşesinde “Nazmiye Hanım’ın intikamı: Merhamet” başlığıyla yayımlamıştı ve merhametin nasıl bir intikam aracı olabileceği örnek bir olayla vurgulanmıştı sanki!

* * *

Geçen yılda kırılan kalplerin, aşağılanan hislerin sıralı tam listesinin yapılmadığından bahsetmiştik. Liste sırasız da olsa ara ara haberlere böyle konu oluyordu işte! Bu yeni yılda kalp kırmamaya, kimseyi hor görmemeye ve merhametsizlik göstermemeye var mısınız?

YOUTUBE ve KANAL İSTANBUL

Görüntüyü izlediniz mi, bilmiyorum. Bir sokak röportajında insanlara “Kanal İstanbul” hakkındaki fikirleri soruluyor ve bir gencimiz şöyle yanıtlıyor düşüncesini: “İnşallah bu yolda başarılı olurlar ve biz de o kanalın hep izleyicisi olarak kalırız!”

“Kanal İstanbul”un frekansı bile sağda solda sorulurken genç arkadaşımızın izleyici olmayı garanti etmesi gayet normaldi!

“İstanbul’a ihanet ettik!” diyen iktidarın “Kanal İstanbul” filmini İstanbul’da yaşayanların yüreği kaldırır mı, bilinmez ama projenin yapılacağı bölgede yakın zamanda satın alınan arsalarda hangi türde yapıların yükseleceğini tahmin etmekte zorlanmayacaksınızdır!

Sokak röportajındaki genç arkadaşın tebessüm ettiren yanıtı YouTube kanallarını düşündürdü bana. Bu furyadan haberdarsınızdır muhakkak. Necip milletimiz, video izlemeyi okumaya tercih ettiği için ülkemizde de ciddi bir kitle YouTube’daki izlenme sayısını artırmakta!

Ulusal gazeteler YouTube’da kanal açıp haberlerini, röportajlarını yayınlarken yerel gazeteler ve haber sitelerinde de böyle bir ilgi oluşmaya başladı. Fakat yerel gazete ve haber sitelerimizin bu işte ciddi niyetleri varsa bir kamerayla mikrofon alarak ciddiyetlerini ortaya koymalarını bekleriz. Video kurgusu ve program sunumu, çekimi konusunda da yetişmiş bir eleman da bu işin olmazsa olmazıdır!

Yoksa ki ajanslardan yayınlanan videoları gazete ve site logosunun bile eklenmeyerek YouTube kanalına geçmek yeterli olmuyor, haberiniz olsun!

ZAM AĞACININ GAZETEYE ETKİSİ!

Daha önce yılbaşında çam ağacı olmayanların üzülmeyip hükümetin her yeni yılda yurttaşlarımız için sunduğu zam ağacıyla teselli bulmasını önermiştim. Zamlardan haberimiz var ama konuşmak istemiyoruz! Fakat yapılan iki zam var ki beni hüzünlere gark etmiş durumdadır! Birisi aylar önce 25 kuruş zamlanarak 1 lira 25 kuruş olan Kastamonu’daki meşhur sade (cıbır) simit, diğeri de bazı gazetelere yapılan yeni yıl zamları!

Basının geçtiği zor sürece ekonomik sıkıntılar da eklenince belki zamlar kaçınılmaz oluyor ama artık “satılan” değil de “kapanan” gazeteleri duyunca daha da üzülüyoruz.

Ekonomiyi belki biz düzeltemeyiz ama gazetelerin gerçek sahibinin idealist basın emekçilerinin olmasına çalışarak en azından dürüst bir gayrette bulunabiliriz! Yoksa ki iş insanlarının ticarî ve siyasi amaçlarla sahibi oldukları gazetelere insafla yaklaşmalarını beklemek daha büyük hayalcilik olacaktır!

Kıymetli okurum! Evine, iş yerine bir gazete olsun girmiyor, en az üç tane köşe yazarı takip etmiyorsan demeye dilim varmıyor ama biraz ayıp ediyorsun! Gazete al, oku, soru sor ve gayretten yüz çevirme! Dürüst eleştiri ve yorumlarından da bizleri mahrum bırakma!

Didem Madak’tan bir şiirle:

“Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
Söz dedim, söz verdim.
Ruhumu gömdüğüm yer hâlâ belli.
Güneşi özledim, sonra seni
Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım…”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!