Sokaktaki ceset ve Yasin Suresi’ndeki adam!


İnsan pek çok şeye alıştı. Savaştan, açlıktan ve salgından kaynaklanan ölümleri artık benimsedi. Bunun yanında otomobil kullanırken kucağındaki karpuza çatal batırıp yiyen ve yolda makas atarak ilerleyen magandalara da asla şaşırmadı.

Haftanın ilk günü İstanbul Arnavutköy’de bir sokak ortasında yerde serilmiş bir kadın cesediyle yanında ağlayan genci görünce de normal karşıladı. Ne de olsa insandı!

Üzülüp ağlamış mıdır, yoksa nedenini, nasılını sormuş mudur, bundan emin değilim! İnsandan bahsedince bu tarz şeylerden kolay emin olamıyorsunuz.

Arnavutköy’deki kadın cesedi 5 çocuk annesi Hatice Çelik’e aitti. Eşi Veysi Çelik’le evde tartıştıktan sonra sokağa çıkmış, ardından pompalı tüfekle gelen eşi tarafından vurulmuştu. Karısını öldürdükten sonra olay yerinden kaçan koca hâlâ aranıyordu.

Kadının cesedi başında ağlayan genç, oğluydu. Belki kimi insanlar olaya değil de bunu yazı konusu ettiğime şaşırmıştır, ne dersiniz?

Olayın yaşandığı mahallenin adı Erzurumlu bir kadın kahramanın, Nene Hatun’un adını taşıyordu. Fakat bu da haberde geçen bir bilgi olmaktan ileri gidemiyordu.

Filmlerdeki gibi bir kurgu, hayata uyarlanabilseydi ve Nene Hatun’un Arnavutköy’deki mahalle tabelasındaki ismi, vücut bulup Nene Hatun olsaydı da tüm tarihî heybetiyle bu olayın karşısına çıkabilseydi. İnsanlık o zaman şaşırırdı belki!

93 Harbi’nde işgalci Ruslara karşı direnen Aziziye Tabyası’ndaki Nene Hatun’ların yaklaşık 150 sene önceki kahramanlıkları mahalle tabelalarında yaşatılırken geçim ve huzur savaşının İstanbul cephesinde yenik düşen kadınların cesedi de hemen o mahallede yerde uzanıyordu işte!

* * *

İtiraf edeyim, haberlere düşen bu kadın cinayetine ben de şaşırmadım. Nelere alıştırılmamıştık ki biz! Bu olaydan az önce de Zonguldak’ta eski eşinin evini basıp ayağından vurarak rehin alan adamın haberini almamış mıydık?

Geçtiğimiz mayıs ayında tam 21 kadın öldürülmüştü. Gördüğü şiddetten ötürü yardım isteyen kadınların sayısı da bir o kadar artmıştı.

Salgın sürecinde evde bulunmak sevgiyi, saygıyı değil, var olan sorunları katlamıştı.

Beni de şaşırtmıyordu yaşananlar ama bir şeyi düşündürüyordu: Yasin Suresi’nde şehrin öbür ucundan koşarak gelen adamı.

Evet, şehrin öbür ucundan koşarak gelmiş ve şöyle demişti: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun!”

Nene Hatun’un mahalle tabelasındaki isminin vücut bulması nasıl ki insanlığı şaşırtacaksa belki bu mübarek zatın yine şehrin öbür ucundan koşarak gelmesi de şaşırtacaktı insanlığı!

Bir gün yine gelir mi, bilmem. Gelmesi için ortam müsait ama korkum o ki kavminin iyiliğini düşünüp uyaran bu adamın yine kavmince katledilişine benzer bir vahşiliği de günümüz insanlığı eskisinden daha güçlü barındırıyor içinde.

Kasas Suresi’nde de yine şehrin öbür ucundan gelen bir adamdan daha bahsedilir. O da Hazreti Musa’yı, canına kast edildiği konusunda uyarır ve acilen gitmesini önerir.

Kur’an’da şehrin öbür ucundan gelenler güzel insanlardı. Onlara yine ihtiyacımız var ama bu hengâme içinde gelseler dahi dinlenmeyecek gibiler. Çünkü günümüzün azgın kavmi ne sokak tabelasındaki kahramana aldırış ediyor ne de şehrin öbür ucundan koşarak gelen uyarıcıyı dinliyor!

Yine mi şaşırmadınız? Ne diyeyim, bilemedim!

* * *

Cahit Zarifoğlu’ndan:

“Başımın hemen üstü tufan
Maddede bir başka madde

Kara haberler var size
Nehirler lanet akıtıyor denizlere
...
Hayvan günahsız bir iz yürüdü ama insan
Ya yitti derya içinde ya gitti cife içine
...
sonunda
rusvalıkla gelmişik kapına”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!

24Ara

2020 uğursuz muydu?

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
açılış reklam