Verilecek hesaplar ve halkçı patron!


Birileri hakkında birtakım iddialar gündeme getirildiğinde klasik bir cevapla karşılaşırız: “Benim veremeyeceğim bir hesabım yoktur!”

Örneğin; Doğanyurt Belediyesi’yle ilgili gündemde olan yolsuzluk iddialarına karşı ilçe belediye meclisi, bir denetleme komisyonu oluşturdu ve rapor hazırlandı. Haberlerden komisyonunun çok da tarafsız çalışamadığını öğreniyorduk ama Belediye Başkanı Ahmet Kaya, hakkında bir karalama kampanyası başladığını söyleyerek şu açıklamayı yapıyordu:

“Sizlere ve yüce Türk adaletine veremeyeceğim hesabım yoktur.”

Diğer örnekse bir taşımacılık kooperatifi başkanı olan Faruk İslamoğlu’nun 7 Mart’ta yapılacak genel kurul seçimiyle ilgili “Verilmeyecek 1 liralık hesabımız yok.” açıklaması…

Aynı zamanda Kastamonu Belediyesi’nin önceki yönetimiyle ilgili hem Sayıştay raporlarında hem de vekil Hasan Baltacı’nın gündeme getirdiği konularda verilmesi gereken pek çok hesap varken kimseden bir ses çıkmaması da buna dâhil edilebilir!

Niye kimselerin verilecek hesabı yok? Güzel ülkemde hep aynı “verilemeyecek hesap” çıkışıyla mı karşılaşacağız?

* * *

Benimse verilecek pek çok hesabım var. Hangi birinin içinden nasıl çıkabileceğimi bilemiyorum. İki yanımın olduğunu görüyorum mesela.

Bir yanım, “Araştırılacak konular var, üstüne git!” diyor, diğer yanım “Ayrılıklardan, ölümlerden, dünyanın faniliğinden ve insanın caniliğinden bahset!” diyor.

Çıkamıyorum işin içinden. Bu sebeple sen de hem araştırma hem de hissiyat yüklü yazılara maruz kalıyorsun kıymetli okur! Şimdi anladın mı bu işin iç yüzünü?

Bakınız, verebileceğim hesaplardan birini açıklamış bulunuyorum. Demek ki herkesin vereceği bir hesabı olabiliyormuş değil mi?

Sayın başkanlar, dernek üyeleri, vekiller, bakanlar ve daha büyük makam sahipleri! Geliniz, yıllardan beri kullandığınız “Veremeyeceğim hesap yok!” sözünü biraz çiçeklendirelim.

Mesela; “Bugüne kadar yaptığımız çalışmaların hesabını vermeye hazırız.” deyiniz. Görün, bakın ülkenin demokrasisine bile nasıl faydası olacak bu sözün! Denemek istemez misiniz?

İSTANBUL’DAKİ ZAMMIN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ!

İstanbul’da toplu taşıma ücretlerine yapılan yüzde 35 zam hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçmişte de benzer fahiş zamlar yapıldı ama seçim öncesi “halkçı” dille konuşanların göreve gelince patron kesilmeleri biraz hazin oldu galiba!

TKP, yenilenen İstanbul seçimleri sonrasında Başkan İmamoğlu için “İslamcı bir patronun halk kahramanı olarak görülmesi” açıklamasını yapmış, kimi solcular da bunu eleştirmişti. Yoksa haklı mı çıktı TKP’liler?

Daha çok İslam’ın ticaretini yapanlara yakışacak “İslamcı” tabiri İmamoğlu’na uymasa da müteahhitlik ve köftecilik kariyerinden ötürü patronluğu doğrudur! Fakat yüzde 35’lik zamların İstanbul halkına yansıması hiç de kolay hazmedilir değildir!

İstanbullular geçmiş yıllarda benzer zamları protesto ederek geri aldırabildiler. Acaba şimdi de turnikelerden atlama, kart okutmama gibi eylemler denenecek mi?

İktidar ve muhalefet belediyeleri! Ekonomik darboğaz içinde kıvranan halkın kesesinden elinizi çekiniz!

“FIRTINANIN HABERCİSİ”

Birkaç gün önce ilçemde ve şehrin pek çok bölgesinde kuvvetli bir fırtına vardı, gece daha da şiddetlenmiş, uğultusu korkutucu olmuştu.

Fırtına uğultuları, dünyanın gidişatıyla ilgili sanki şifreli bir şeyler söyler gibiydi. Bense Maksim Gorki’nin okuduğum ilk kitabı olan “Fırtınanın Habercisi”ni hatırlıyordum.

Çevirisini Pelin Atayman’ın yaptığı kitap, kısa, etkili öykülerden oluşuyor ve daha çok Çarlık Dönemi Rusya’sının son dönemini işliyordu. Gorki’yle tanışmak için iyi bir kitaptır, öneririm.

Buradan yola çıkıp Rusya ile olan siyasi ilişkimizle ilgili bilgiçlikten uzak bir şeyler söyleyebilir miyiz? İdlib’de Esad güçlerinin askerimize saldırmasında Rusya’nın etkisi neydi? Bize verilmek istenen mesaj böylesi olaylarla mı iletiliyordu?

Dikkat edin, TV’lerde analiz yapan uzmanların tespitleri son yıllardaki Ortadoğu gelişmelerini açıklamaya yetmedi. Bu sebeple bu konularda bilgiççe yazıp konuşmak için şartlar pek de elverişli değil. Çünkü dünyayı yöneten birkaç devlet başkanının ne tür manyaklıklar düşündüğünü ölçebilen bir cihaz henüz geliştirilmedi!

Bunları düşünmekle beraber Rusya’nın emperyalist politikalarından çok uzak olan değerlerinden Gorki, Dostoyevski ve Tolstoy’un kitaplarını okuyarak dünyanın gidişatına pekâlâ muhalefet edebiliriz değil mi? Şimdi fırtına dindi, kar başladı…

* * *

Füruğ Ferruhzad’dan bir şiirle:

"Âh, bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı
Uçar ve huzurlu olurdum
Çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm
Bu dünyada çok acı çektim.

Bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyor
Allah'ım, senin gücün ve senin huzurun dışında
Nereden sığınak bulurum?
...
Allah'ım,
Güvercinin ruhunu vahşi hayvanlara emanet etme.”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!

24Ara

2020 uğursuz muydu?

12Kas
25Eyl

Balkonda kim var?