ALEVİYİM AMA ATEİSTİM !!



Sadece iki kelime bir bağlaçtan oluşan fakat içinde üst düzey cehalet ve çelişki barındıran bir cümle.

Peki bu akım nasıl doğdu, kimler bunu büyük bir kitleye empoze etti?

Öncelikle kendilerini Karl Marks ve Lenin’e dayayarak sosyalist ilan edip, milliyetçilik karşıtı eylem sergileyen, fakat işin aslında, sosyalizmin ne olduğuna bile açıklık getiremeyecek insanlar için, karşı duruş sergiledikleri milliyetçiliğin kökü "millet nedir?" sorusuna kısaca değinmeliyiz.

Mustafa Kemal ATATÜRK, Türkiye Cumhuriyetini kurduktan sonra bütünleyici bir şekilde "Türkiye cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir." demiştir.

Aslında tek cümleyle gayet anlaşılır olan bu tanıma, Sayın Cazim GÜRBÜZ'ün yorumuyla da bir açıklık getirelim. "Atatürk Türkiye halkı derken, sanki elmalar, armutlar, narlar ve kirazları toplayıp, " bunların hepsine meyve denir" gibi bir bildirimde bulunduğunu ifade ediyorlar. Hayır, Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini kuran "Türkiye halkına", Türklük mayası çalmıştır. Sütler farklı olabilir; koyun sütü, inek sütü, manda sütü... Fakat maya birdir. Yeter ki maya tutsun, yoğurdu artık süte çeviremezsiniz." Evet, bu maya gerçekten tutmuş bir mayadır. Fakat bilinir ki mayanın belli aralıklarla tazelenmesi gerekmektedir. Bu yapılmadığı zaman yoğurt ekşiyecek ve tatsızlaşacaktır. Günümüzde yaşanan karışıklığın sebebi de Mustafa Kemal ATATÜRK ten sonra, tam anlamıyla bu mayayı tazeleyen siyasi iktidarların olmayışıdır.

Durum bu iken bir takım emperyalistlerin bu tatsızlıktan faydalanması da kaçınılmazdır. Bu başlangıç ilk olarak Kürtler üzerinden yürütülmüş ve kutuplaştırma çalışmaları da oldukça başarılı bir düzeye getirilmiştir. Fakat Kürt nüfusunun zaten yetersiz olan sayısından, birde Türk milletinin ferdi olmayı bilen Kürt halkı da eksildiğinde, Türk milletini bölme çalışmaları sonuca varamamıştır. Bu harekete bir destek ihtiyacı hissedilmiş ve bu kez hedefe etnik değil mezhepsel bir unsur olan Alevi vatandaşları eklenmiştir. İlk etapta kolay görünmeyen bir ittifak olsa da, tıpkı S.Ahmet ARVASİ’nin Türk-İslam sentezinin benzeri bir şekilde ortaya "Alevi-Kürt" sentezi imdada yetişmiştir. İş bu ya sen sosyalist olacaksın fakat sosyalistlikle alakası olmayan ümmetçilik görüşünden faydalanıp Alevileri bir çatı altında toplayıp baş kaldıracaksın. Demezler mi adama "sosyalist misin, ümmetçi misin ?" diye?

Evet, Alevilik etniksel bir olgu değil dinsel bir olgu olduğuna göre, Alevilik üzerinden yapılan siyasi hareketlenme de ümmetçilik tanımına girecektir. O halde kısaca Alevilik konusuna değinmemiz gerekir.

İslam dünyasının ikinci halifesi Hz. Ömer'in ölümünden sonra her ne kadar Hz. Ali'nin halifeliği beklenildiyse de Hz. Osman üçüncü halife olmuştur. Hz. Ali yandaşlarının uzun süren baş kaldırılırına Hz. Ali'nin de engel olamaması sonucu Hz. Osman öldürülür ve Hz. Ali halife olmuştur. Bu kez de Hz. Osman yandaşlarının karşıtlığı ve Muaviye'nin iktidar tutkusu sonucunda Hz. Ali'de öldürüldükten sonra Hz. Hasan halife olmuş ve ardından Hz. Hasan’ın biadı üzerine Muaviye halife olmuştur. İşte sadece iktidar hırsı yüzünden İslam peygamberinin ailesini ve torunlarını katledenlerin karşında durulmuş ve bu olay şairler de şiirlere, ozanlar da türkülere konu olmuştur.

Alevi olan Türk boylarının zaman içinde asimile olarak Kürtleşmesi sonucunda ortaya çıkan, mezhebi Alevi olan Kürt halkının, bu emperyalist oluşuma dahil olmasının ardından bir sonra ki aşama Alevi olan Türk halkını bu oluşuma dahil etmek olmuştur.

Bu hareketin ilk aşaması da zaten dinsel açıdan boşluk içinde olan fakat atadan, dededen Alevi olan Türk halkını, Alevilik çatısı altında Kürt ayaklanmasına dahil etmek olmuştur. İşte buradan sonra etnik olarak Kürt olmayan, ümmetçiliği şiddetle reddeden, sosyalistliği gereğince de milliyetçiliğin karşında olan bu toplum için yeni bir çıkış oluşturulmuş, ismine de ateist alevi konulmuştur. Bu ideolojik karmaşıklık öylesine bir hal almıştır ki; bu kesim, Türk milletimin bir parçası olmayı kabul etmemiş, Aleviliği mezhepsel bir farklılık değil de etniksel bir farklılık gibi göstermeye çalışmış ve algı yaratmıştır.

Peki bu kutuplaşmaların ortadan kalkması için ne yapılmalı?

Yazının başında da belirtmiş olduğumuz gibi maya tazelenmelidir. Bu mayanın tazelenmesinin çeşitli yöntemleri olsa da, Türk milletini bir arada tutan yegane şey, savaşlar olmuştur. M.Kemal ATATÜRK bununla ilgili olarak, “Türklerin her şeye karşın bütün devirlerde milli dayanışma ve bağlarının sağlam kalması neredeyse sürekli muharebe halinde bulunmasındandır. Son devrim yıllarındaki güçlü birliktelikle, muharebe halinde bulunmanın etkisi büyüktür. Bu bilgiye göre, muharebe, kavimlerin kavimlerin birleşmesinde en güçlü etkendir.”  demiştir. Yakın zamanda da görüyoruz ki bahsettiğimiz emperyalist hareketlerin seçtiği yöntem silahlı eylemler olmuştur. Bilinir ki sular iyice bulanmadan durulmaz. Bu hareketlere karşı verilmesi gereken en büyük cevap Türkçülüktür. Türkçülük yapıldığında, emperyalizm ve Türk milleti arasında geçen bu muharebenin kazananı ise Türk milleti olacaktır. Gün, kişilerin kendilerini farklı oluşumlara atarak kimlik değiştirme günü değil, en yüksek sesle “Ne mutlu, Türk’üm diyene!” deme günüdür.


Şükrü YILMAZ

sukru.yilmz@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
27Tem

ALEVİYİM AMA ATEİSTİM !!

11Şub

KASTAMONU GÜNLERİ