Babaş, '35 Bin Oy Bekliyoruz'

Tahsin Babaş, 30 Mart Pazar günü yapılacak yerel seçimlerde 35 bin oy beklediklerini söyledi.

  • 834
Babaş, '35 Bin Oy Bekliyoruz'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

AK PARTİ KASTAMONU BELEDİYE BAŞKAN ADAYI TAHSİN BABAŞ:
“30 MART’TA 35 BİN OY BEKLİYORUZ”

VEDAT YUNUS İKİZOĞLU (İHA)
AK Parti Kastamonu Belediye Başkan Adayı Tahsin Babaş, 30 Mart Pazar günü yapılacak yerel seçimlerde 35 bin oy beklediklerini söyledi. 
Tahsin Babaş, partisinin il başkanlığında düzenlenen toplantıya katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Tahsin Babaş, son günlerde haklarında birçok dedikodunun çıkarıldığına işaret ederek, “Sanki biz, her gün boks eldivenlerini takıp birbirimizle kava ediyoruz. Sanki bizlerin hiç işi güç yok, durmadan birbirimizle kavga ederek vakit geçiriyoruz. Kastamonu halkıyla lütfen dalga geçmeyelim. Biraz ciddi olalım. Siyaset, ciddiyet ister. Ciddi olmayanların siyasette işi yok” dedi.
Ayrıca Tahsin Babaş, evine girilerek MHP’nin ve Hayati Hamzaoğlu’nun bayraklarının, afişlerinin ve posterlerinin asıldığını ifade ederek, “MHP teşkilatı ve Hayati Hamzaoğlu, bu konudan bilgilerinin olmadığını söylediler. Olsaydı engel olurduk, diyorlar. Her şeyden haberiniz olmak zorundadır. Teşkilat, arkadaşlarına sahip çıkmak zorundadır. Kimin ne yaptığını bilmek zorundalar. Eğer siz, teşkilatınıza sahip çıkamazsınız belediyeyi nasıl yöneteceksiniz. Belediyenin yönetimine talip olmuşsunuz fakat daha arkadaşlarınıza sahip çıkamıyorsunuz. Bu iş böyle olmaz. Ben, onlar adına yapılan bu terbiyesizlikten dolayı çok özür diliyorum” diye konuştu.
“PAZAR GÜNÜ 35 BİN OY BEKLİYORUZ”
Seçimlerde önde olduklarını ve şimdiden Pazar günü yapılacak seçimleri kazandıklarını ileri süren Tahsin Babaş, “Biz, öndeyiz, bu seçimi de şimdiden kazanmış durumdayız. İnşallah 30 Mart’ta Kastamonu’da yepyeni bir dönem başlayacak. AK Parti’nin şehir merkezinde 2011 genel seçimlerinde aldığı 26 bin oyu var. MHP’nin ise 14 bin oyu bulunuyor. CHP’nin ise 10 bin oyu vardır. Bunu güncellediğimiz zaman 35 bin oy bekliyoruz. Bunların üzerine ülkemizdeki ve Kastamonu’daki gelişmeleri de eklediğimiz zaman çok daha fazla oy bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu’nun kendisine güvenerek Fen İşleri ile KASKİ Müdürlüklerinin ikisini birden verdiğine dikkat çeken Tahsin Babaş, “25 yıllık belediyecilik konusunda bilgi, birikim ve tecrübe sahibi, aldığı sorumluluklar ve yaptığı hizmetlerle kendisini kanıtlamış bir kişiyim. Bu sebeple, bu yüce makama talip olmaya hakkım olduğunu düşünüyorum. İktidar partisinin bir belediye başkanı olarak halkımın mutluluğu için çok daha fazla hizmeti gerçekleştireceğime olan inancımla yola çıkarak AK Parti’den Kastamonu Belediye Başkanlığına aday oldum.
“ŞEHRİN SORUNLARINI DA VE ÇÖZÜM YOLLARINI DA BİLİYORUM”
Kastamonu Belediyesi’nin 20 yıldır MHP’li başkanlar ve belediye meclis üyelerince yönetildiğine işaret eden Tahsin Babaş, “Bu dönemde ben de Kastamonu Belediyesi’nde önemli görevlerde bulundum, yapılan işlerin, hizmetlerin içinde yer aldım. Bu yüzden bu hizmetleri küçümsemek gibi bir düşüncem asla olamaz, ancak iktidar partisinin bir belediyesi olarak da çok daha büyük işleri başaracağımıza inanıyorum. Bu sebeple sağduyulu halkımızdan bana ve ekibime, bu hizmetleri yapma fırsatı vermesini istiyorum.
AK Parti Kastamonu Belediye Başkan Adayı olarak, teşkilatımızla birlikte, Kastamonu şehrinin sorunlarını ve çözüm yollarını iyi bilen, Kastamonu halkını yakından tanıyan, her zaman halkla iç içe olan insanlar olarak seçim yarışında bu güne kadar seviyeli bir üslup takınarak çalışmalarımızı özveri ve sabırla yürüttük. Hiç kimseyi kırmamaya, ayıplamamaya önem verdik. Ancak siyasi rakiplerimiz ise bu konuda maalesef yeterince hassas davranmadı ve hakkımızda türlü iftiralar, ithamlar, isnatlar ve iddialar ortaya atarak bizleri karalamaya, zan altında bırakmaya ve itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Bunların bile birçoğuna cevap vermedik. Hazreti Mevlana, “Cahille girme münakaşaya; ya sinirini zıplatır havaya, ya da yazık olur adabına” demiş. İmam Gazali hazretleri de “Cahillerle tartışmayın, çünkü ben hiç yenemedim” demiştir” ifadelerini kullandı.
“30 MART’TA KASTAMONU’DA YENİ BİR DÖNEM BAŞLAYACAK”
Bugüne kadar yürüttükleri seçim kampanyalarında hep gereksiz tartışma ortamlarından kaçındıklarını belirten Tahsin Babaş, “Verecek cevabımız olmadığından değil de adabımızı bozmaktan korktuk. Ama siyasi rakiplerimiz, en iyi bildikleri şey “kör dövüşü” olduğu için bizi bu sahaya çekmeye çalıştılar fakat biz projelerimizi anlatmaya ve seviyeli bir seçim kampanyası yürütmeye inatla devam ettik. Bugün geldiğimiz noktada seçimin galibi olacağımıza kesin bir inanç duyuyoruz. Bizim bu inancımız nedeniyle adeta bir panik havasına kapılan siyasi rakiplerimiz ise ne yazık ki bazen çığırından çıkıp, bizlere ağır iftiralar atmaktan çekinmiyorlar. İnşallah 30 Martta Kastamonu’da yepyeni bir dönem AK Belediyecilik dönemi başlayacak. 20 yıldır yerel iktidarda olan MHP, belediyenin elinden çıkmak üzere olduğunu görüyor. Bu nedenle elindeki tüm imkanları kullanmaya ve tüm kozlarını kullanmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.
“YALANLA, İFTİRAYLA, DEDİKODUYLA BİZLERİ YIPRATMAYA ÇALIŞTILAR”
Yaklaşık olarak yürüttükleri 4 aylık seçim kampanyası süresince diğer adayların haklarında yalan söylediklerini, iftiralar attıklarını, olmayan bir şeyi olmuş gibi, hatta yeminler ederek anlattıklarına dikkat çeken Tahsin Babaş, “Bu şekilde halkımızın kafasını bulandırmaya çalışıyorlar. Ancak bu iftiraların, yalanların cevabını değerli halkımız 30 Mart’ta sandıkta verecektir. İnşallah halkımız bu zihniyeti, 30 Mart’ta sandığa gömecek ve o sandıklardan, kendisine hizmet etme sevdasındaki hizmet erlerini çıkaracaktır. Kastamonulular dedikodulara, boş vaatlere ve kısır çekişmelere itibar etmemektedir ancak rakiplerimiz de son ana kadar boş durmayacaktır. Bu nedenle halkımızdan kafalarına takılan bir konu olduğunda bizlere, partililerimize sormalarını rica ediyoruz. Halkımızın sandıklara ve oylarına müdahale edilmesine asla izin vermeyeceğine, Kastamonu’ya ve ülkesine sahip çıkacağına inanıyoruz. Her kesimden insanı aynı sevgi ve şefkatle kucaklayan, insanların inanç, düşünce ve görüşlerine değer veren, hassasiyetlerini gözeten politikalara sahip AK Parti’nin bir Belediye Başkan Adayı olarak, kendime ve partime yakışmayacak her türlü davranıştan bugüne kadar uzak durdum, bundan sonra da uzak duracağım. Bu sebeple hangi görüşten ve hangi siyasi partiden olursa olsun, tüm vatandaşlarımdan yetki ve oy istiyorum çünkü seçildiğimde zaten herkesi kucaklayacak ve herkese hizmet edecek bir belediye başkanı olacağım. Ne vatandaşlarım arasında, ne de belediye personeli arasında asla bir ayrımcılık yapmayacağım. İnsanları dini inancı, etnik kimliği, cinsiyeti, siyasi görüşü vb. özelliklerinden dolayı asla küçümsemeyecek ve dışlamayacağım. Amacım tüm ekibimle birlikte değerli halkıma hizmetkar olmaktır. Halkımızla birlikte Kastamonumuzun geleceğini kurmak, halkımızı mutlu ederek halkımızla birlikte mutlu olmaktır. Tüm bu güzel düşüncelerime ve verdiğim ılımlı mesajlara rağmen zaman zaman iftiralara, haksız iddialara maruz kaldık. Bunların birçoğuna cevap vermesek de bazen de cevap vermek zorunda kaldık” dedi.
“TURHAN BEY'E VEFASIZLIK SUÇLAMASI TAMAMEN KENDİ GÖRÜŞLERİDİR”
Bir adayın çıkıp, kendilerini Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu’na vefasızlıkla suçladığını ve hızını alamayıp ‘arkadan hançerledin’ dediğini belirten Tahsin Babaş, şunları söyledi: “Sayın Turhan Topçuoğlu’na vefasızlık suçlaması, tamamen MHP İl Başkanı ve MHP adayının kendi şahsi görüşüdür. Çünkü toplumda böyle bir düşünce ve kanaat hiçbir zaman olmadı. Niçin olmadı, çünkü ben Sayın Topçuoğlu’nun emrinde, dile kolay, tam 20 yıl görev yapmışım. Bunun 5 yılı, Sayın Topçuoğlu belediye başkan yardımcısı iken, 15 yılı da Sayın Topçuoğlu belediye başkanı iken… Sayın Belediye Başkanım, bana güvenerek bir değil, tam iki müdürlüğü birden vermiş. İkisi de belediyenin yükünü çeken, tüm alt yapı hizmetlerini yürüten, en büyük yatırımlarını gerçekleştiren müdürlükler, yani yatırımcı müdürlükler. Ben de O’nun bu güvenini boşa çıkarmadım. Hepiniz biliyorsunuz bu hizmetleri. Şimdi ben belediyenin başarılı hizmetlerinde benim de bir emeğim, payım var, dediğimde MHP’liler hopluyor. Oysa ben ne diyorum? Bu hizmetler, bu eserler öncelikle Turhan Başkanımındır. “Turhan Bey yapmadı, ben yaptım”, demiyorum ki, niçin hopluyorlar? Öncelikle Turhan Başkanımındır bu eserler, bu hizmetler, diyorum. Ama O’ndan sonra da benim payım var, benim de emeğim var, diyorum. Bunu dememde ne sakınca var? Yani bugün MHP’nin adayı eski siyasetçi olduğunu söylüyor, ANAP İl Başkanı iken şunları, bunları yaptığını söylüyor, ona hiç kimse bir şey demiyor. Yine MHP’nin adayı kendi peynir fabrikasından bahsediyor, yine ona hiç kimse bir şey demiyor. Ben de belediyecilik yapmışım, belediyede iki müdürlüğü birden yürütmüşüm, bunlardan bahsetmek suç mu? Tabii ki suç değil, ama benim belediyeci kimliğim bunları rahatsız ediyor çünkü kendileri Belediyeciliğin B’sinden habersiz insanlar. Kendi cahilliklerinin ortaya çıkmasını istemiyorlar. Karşılarında kendileri gibi, tecrübesi olmayan, hizmeti olmayan, projesi olmayan, vizyonu olmayan bir aday bulsalardı, kendilerine göre iyiydi ama Tahsin Babaş çıktı karşılarına. Tüm bunlara rağmen Sayın Turhan Topçuoğlu’na saygıda hiçbir zaman kusur etmedim ve bundan sonra da etmeyeceğim. O’nun partisi olan MHP’ye de saygı duyuyorum. Tüm partilere saygı duyuyorum, onları destekleyenlere de saygı duyuyorum. Hepsi benim kardeşim, benim halkım, ben seçildiğimde hepsine hizmet edeceğim. Bu sebeple parti ayrımı yapmadan hepsinden de destek istiyorum. Yani bir MHP’li AK Parti’nin adayına oy veremez diye bir kural mı var? Bir CHP’li AK Parti’nin adayına oy veremez diye bir kural mı var? Sayın Turhan Topçuoğlu’na her kesimden oy veren, destek olan insanlar oldu. Şu an benim yanımda, bana destek olan, kardeşim bildiğim, MHP’li, CHP’li dostlarım var. Yani Turhan Başkanıma olan teveccüh benim şahsıma da var. Bunlar çok önemli şeylerdir. Bu birliktelik, bu kardeşlik büyük bir güç demektir. İşte bu gücü arkanıza aldığınızda Kastamonu’ya her türlü hizmeti yaparsınız. Bu yüzden ben belediye başkanı seçildiğimde de ayrımcılık yapmayacağım diyorum. Halka hizmette zaten ayrımcılık yapamazsınız, yaparsanız halkı karşınıza alırsınız. Halk da sizi ilk fırsatta gönderir. Ama önemli olan belediye içinde ayrımcılık yapmamaktır. Bugün bu ayrımcılık ne yazık ki Kastamonu Belediyesi’nde var. Benim aday adayı olduğum günden beri, benim personelim, arkadaşlarım, akrabalarım, tüm yakınlarım psikolojik baskıya maruz kaldılar. Bu davranışlar bence çirkin davranışlardır. İşte bu yüzden diyorum ki ben belediye başkanı olduğumda personel arasında da siyasi ayrımcılık yapmayacağım. Herkes siyasi düşüncesinde, görüşünde hür olacak. İşte önemli olan bunu söyleyebilmek. Bakın benim bu sözüm büyük bir sözdür. Bunu her aday söyleyemez. Ben Sayın Turhan Topçuoğlu aday olmayacağını açıkladıktan sonra aday oldum. Sayın Topçuoğlu benim hakkımda asla kötü bir şeyi düşünmez ve söylemez. Çünkü ben onun emrinde, onunla birlikte yıllarca çalıştım ve onun bana olan güvenine layık olmak için de gecemi gündüzüme katarak hizmet ettim. Kastamonu halkı da kendisine yıllarca hizmet eden Tahsin Babaş’ın kendi hür iradesiyle dilediği partiden siyasi hayata atılmasını benimsedi, bunda hiçbir sakınca görmedi. Kaldı ki bu parti, ilimize Cumhuriyet tarihinin en büyük hizmetlerini yapan Ak Parti’dir. Düşünün, Kastamonu’ya yapılan tüm hizmetleri bir kenara koyun, sadece Havalimanı ve Ilgaz Tüneli bile Kastamonu’nun yıllardır hayali denilen ve bugün gerçek olan dev projeler olarak yeterlidir. Başka hiçbir şey demeye bile gerek yok”
“KASTAMONU TARİHİNDEKİ EN BÜYÜK MİTİNGİMİZE LAF SÖYLEDİLER”
Kastamonu tarihindeki en büyük miting olan mitinglerine muhalefet partilileri tarafından laf söylendiğini vurgulayan Tahsin Babaş, şunları kaydetti:
“Bildiğiniz gibi 25 Mart Salı günü, Sayın Başbakanımızın teşrifiyle Kuzeykent miting alanında bir miting düzenledik. Bir seçim mitingi. Bu seçimlerde bir karar alındı. Daha önce mitingler Nasrullah Meydanı’nda yapılıyordu. Ama orası tam şehrin göbeği olduğu için izdiham oluyordu, trafik sorunu oluyordu. Güvenlik anlamında da daha riskli bir bölgeydi. Bu yıl Valiliğimizce alınan bir kararla, ki bizce isabetli bir karardır, bu tür mitinglerin, Kuzeykent Mahallemizde, yeni yapılan kapalı pazaryerinin yanındaki, aynı zamanda cumartesi günleri açık oto pazarının da kurulduğu geniş boş alanda yapılmasına karar verildi. Burası 8 bin metrekarelik bir alan. Yani MHP İl Başkanı eline metreyi alıp ölçtüğünü ve 2 bin 800 metrekare olduğunu söylüyor ya, orası tam olarak 8 bin metrekarelik bir alan. Peki nasıl 2 bin 800 metrekare olarak ölçüyor, onu biz de bilemiyoruz, ama bu arkadaşların matematiği çok iyi değil, onu kesin olarak biliyoruz. Sanırım geometrideki dikdörtgenler konusu anlatılırken okuldan kaçıp kahveye gitmişler. Burası tam 8 bin metrekarelik bir alan. Peki ne oldu? Bizim mitingimize gelen vatandaşlarımız zaten gördü, televizyonlarından izleyenler de gördü, bu alan tamamen coşkulu bir kalabalık tarafından dolduruldu. Hatta sonradan gelenler alanda yer kalmadığı için içeri giremedi, geriden izledi. Sonuç olarak bu miting istediğimiz şekilde gerçekleşti. Kastamonu tarihindeki en kalabalık mitingi gerçekleştirdik. Bu çok önemli, bu mitingimiz Kastamonu’da şimdiye kadar yapılan en kalabalık miting olarak Kastamonu tarihine geçti. Biz memnunuz, mutluyuz. Yani bizim bir sorunumuz yok, bu mitingimiz çok başarılıydı. Gerisini rakiplerimiz düşünsün. Daha iyisini yapabiliyorlarsa yapsalardı. Miting için diğer illerden, ilçelerden insanlar getirildiğini söylüyorlar. Bakın bir söz vardır; Çaresizlik insana öyle yalanlar söyletirmiş ki, söyleyen bile ağzından dökülen yağlı yalanlar karşısında şaşırırmış. 25 Mart mitingimize katılan vatandaşlarımızın sayısı polis kayıtlarına 35 kişi olarak geçti. Bu sayının aslında daha fazla olduğunu düşünüyoruz, ama polemiğe girmeyeceğiz. Şimdi 35 bin kişinin diğer illerden ilçelerden taşındığını düşünelim. Bir büyük otobüs en fazla 50 kişi alıyor. Bu kadar insanı taşımak için kaç otobüs gerekiyor. Bakın, benim matematiğim iyidir. 25 bin kişi taşımak için 500 otobüs gerekir. Gerisini siz düşünün. Orada diğer illerden gelen ve sayısı da 3-5’i geçmeyen otobüsü gösterip başka illerden adam getirdiler demek bence acizliktir. Bakın ilçelerden gelen minibüsler ve otomobiller oldu. Elbette ki olacak çünkü ilçe belediye başkan adayı olan kardeşlerim de orada tanıtıldı ama ilçelerden gelenlerin sayısı da sınırlıydı. Her neyse, bence rakiplerimiz bu mitingi görünce paniğe kapıldılar. Ayrıca diyorlar ki kalabalığın içinde diğer partililer varmış, merak edip gelmişler, onlar kalabalık oluşturmuşlar. İyi de orada bulunan vatandaşlarımızın neredeyse tamamında Ak Parti bayrakları vardı. Hepsi coşkulu şekilde tezahürat yaptılar. Başka partiye oy verecek olan, senin mitingine niye katılsın, hadi katıldı diyelim, niye senin bayrağını sallayıp alkışlasın sana tezahürat yapsın? Dediğim gibi, çaresizlik insana yalan söyletirmiş, bunlar da her türlü yalana başvuruyorlar.”
“İHALE SÜRECİNE GİREN HASTANEYİ HALA ELEŞTİRİYORLAR”
Hacettepe Üniversitesi Kastamonu Tıp Fakültesi, Özel Uğurlu Hastanesi ve yeni Devlet Hastanesi konusuna da değinen Tahsin Babaş, şunları kaydetti: “MHP Belediye Başkan Adayı, Kastamonu Devlet Hastanesi’nin, yani 400 yataklı yeni hastanemizin 2014 yılı yatırım programına alınmamasını eleştirdi, ama ihaleye çıkılmış olmasına rağmen hala eleştirmeye devam ediyor. Kendi aklınca diyor ki, yatırım programına alınmayan bir hastane, nasıl ihale edilebilir, demek ki ödeneği yok, demek ki göz boyama yapıyorlar? Kendisi eski siyasetçi olduğu için göz boyama konusunu iyi bilir. Şimdi bu arkadaşımız kendisi “Benim devletle bu güne kadar hiçbir işim olmadı” diyor ya, evet, devletle hiçbir işi olmamış, bu yüzden de devleti bilmiyor çünkü kamu görevi yapmamış, devlet tecrübesi hiç yok. Yani devletin işleyişini bilmiyor. Bir kez Yatırım Programı dediğimiz şey bir taslak programdır. Bu program yıl içinde değişir, revize edilir. Yani kanunlar bile değişiyor, yatırım programının değişmemesi mümkün mü? Yatırım programında olmayan yatırımlar da yapılabilir ve yapılmaktadır. Bizim daha önceki birçok yatırımımız bu şekilde yatırım programlarına sonradan alındı. Mesela Ilgaz Tüneli, gerçi o yatırım programında vardı, ancak çok az bir ödenekle yer aldı, o zaman da eleştirildi, ama bugün Ilgaz Tüneli program dahilinde ilerliyor. Hiçbir sıkıntı yok. Ayrıca bu Ilgaz Tüneli, Kastamonu’nun cumhuriyet tarihinde bir seferde aldığı en büyük yatırımdır. Hayal denilen bir projedir. Bugün bu hayalimizin gerçekleşmekte olduğunu görüyor ve mutlu oluyoruz. Tabii bizimle birlikte muhalefetin de mutlu olmasını isterdik, ama onların derdi başka. Sağlık alanında yürütülen çalışmalara geri dönersek, Devlet Hastanemizin ihalesi TOKİ tarafından 21 Nisan’da yapılacak. Kamu İhale Kurumu’nun ihale bülteninde yayınlandı, TOKİ’nin internet sitesinde de var. Bakın ihale kayıt numarasını da söyleyeyim: 2014/28264. İhalenin adı da “Kastamonu İli 400 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi” olarak geçiyor. Şimdi MHP adayı, ödeneği olmadan ihaleye çıkıyor diyor ya, böyle söyleyerek ne kadar bilgisiz olduğunu göstermiş oluyor. Çünkü devletin hiçbir işi, ödeneği olmadan ihale edilmez. İhale kanunları, yani Devlet İhale Kanunu ile Kamu İhale Kanunu hükümleri bu konuda açıktır. Yönetmelikleri ve diğer mevzuatı bu konuda nettir. Sayın MHP adayı sadece ihale mevzuatını öğrenmeye kalksa 5 yılda öğrenemez. Devlet Hastanesi’nin yaklaşık maliyetini bilmiyoruz, çünkü kanun gereği o, şimdi gizli tutulacak bir bilgidir. O bilgi ihaleden sonra açıklanacak. İnşallah Kastamonu, bu ihale ile birlikte yeni bir yatırım daha kazanacak. Kastamonu, yeni Devlet Hastanesi’nin açılması ile birlikte, 50 yıllık sağlık ihtiyacını karşılayacak dev bir yatırıma kavuşacak. Gelelim Tıp Fakültesi bilmecesine. Evet, bazen basın organları böyle bir başlık atıyorlar. Haksız da sayılmazlar. Ancak bu Tıp Fakültesi konusunda AK Parti’ye hiç kimsenin bir şey söyleme hakkı yok. Çünkü AK Parti, üzerine düşeni yerine getirmiştir. Bildiğiniz gibi yıllar önce, ama yine AK Parti döneminde, Sağlık Bakanlığı tarafından Kastamonu’da 250 yataklı bir devlet hastanesinin inşaatına başlandı. İnşaat devam ederken, buraya ilave bina ve tesisler yaparak Kastamonu’ya bir Tıp Fakültesi kazandırılması gündeme geldi. Yani tamamen iyi niyetlerle, Kastamonu’nun geleceği için bu düşünüldü. Bu sırada Tıp Fakültesi denilince sadece Türkiye’de değil, dünyada iyi bir marka olan Hacettepe Üniversitesi ile görüşüldü ve Kastamonu Tıp Fakültesi’nin bu üniversitemizin bünyesinde açılması üniversite yönetimince kabul edildi. Sonuç olarak Hacettepe Üniversitesi Kastamonu Tıp Fakültesi açılarak öğretime başladı. Ancak Kastamonu’daki tesisler ve hastane henüz tamamlanmadığından Ankara’da başladı. Halen de bu tıp fakültemiz Ankara’da eğitimine devam ediyor. Bu sırada Kastamonu’daki bina ve tesislerin tamamlanması için AK Partili yöneticilerimiz, milletvekillerimiz gerekli girişimleri yaptılar. Hacettepe Üniversitesi’nin parasal sorunlardan yakınması üzerine gerekli ödenekleri de üniversiteye sağladılar. Ancak üniversite, bu ödenekleri başka alanlarda kullanarak buradaki bina ve tesislerin yapımını geciktirdi. Yani bugün geldiğimiz noktada Hacettepe Üniversitesi kendi bünyesindeki Kastamonu Tıp Fakültesi’ni Kastamonu’ya gönderme konusunda isteksiz davranmaktadır. Burası sonuçta bir üniversitedir, yani bir bakıma özerk bir kuruluştur. Rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır. Üniversitelerin bilimsel özerkliği anayasa ile teminat altına alınmıştır. Yani siz Hükümet bile olsanız, zorla bir iş yaptıramazsınız. İşte Tıp Fakültesi bilmecesi dediğimiz konu budur ama Kastamonu Tıp Fakültesi eninde sonunda Kastamonu’ya gelecek. Şimdi bir yol ayrımındayız. Kastamonu Tıp Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi bünyesinde mi olsun, yoksa Kastamonu Üniversitesi bünyesinde mi, buna karar verilecek.”
“UĞURLU HASTANESİ YAKIN ZAMANDA HİZMETE AÇILACAK”
Özel Uğurlu Hastanesi ile ilgili de bilgi veren Tahsin Babaş, şöyle konuştu:
“Bildiğiniz gibi hemşehrimiz Doktor Atıf Uğurlu’ya ait Uğurlu Hastanesi, Kuzeykent Bölgesinde, tam da yapımı devam eden Tıp Fakültesi Kompleksi’nin karşısında büyük bir yatırım gerçekleştirdi. Ancak teknik, idari ve parasal bazı sebeplerden dolayı bu hastanemiz açılamadı. Yani özel sektöre ait bu dev yatırım atıl duruma düştü. Biz ise Kastamonu halkına hizmet verecek olan bu Hastanemizin açılması için bazı girişimlerde bulunduk. En son Sayın Başbakanımız, Kastamonu mitingi için geldiğinde konuyu kendisine açtık ve O da ilgileneceğini söyledi. Hemen Sağlık Bakanımızı arayarak gerekli talimatı verdi. Sağlık Bakanlığı da konuyu görüşmek üzere Sayın Atıf Uğurlu’yu Ankara’ya çağırdı. Biz de bu konunun takipçisi olacağız. Özel Uğurlu Hastanesi’nin açılması için üzerimize ne düşüyorsa yerine getireceğiz. Çünkü, dediğimiz gibi bu hastane tüm Kastamonuluların hastanesidir, tüm Kastamonu halkına hizmet verecektir. Bu hastanemizin açılması, Kastamonu’daki sağlık sektörünün gelişmesinin yanında, istihdam da sağlayacak. Bizce önemli bir özel sektör yatırımıdır ve biz özel sektöre her zaman destek olacağız. MHP İl Başkanı Sayın İlhan Engin, Özel Uğurlu Hastanesi’nin çok bilinmeyenli bir denklem olduğunu ve 2 ay içerisinde açılmasının mümkün olmadığı yönünde sözler sarf etmiştir. Hatta iddialı bir söz sarf etmiş, 2 yıl içinde açılırsa ben bu memleketi terk ederim, demiştir. Bu açıklamaları gazetelerden okuduk. Bu arkadaşlarımız, yapıcı muhalefet yapmak yerine, yıkıcı muhalefet anlayışını benimsiyorlar. Yani orada özel sektör bir hastane yapmış ve bazı sebeplerden dolayı burayı açamamış. Şimdi de hükümetten destek istiyorlar, hükümetimiz de bu problemi sahiplenmiş ve hastanenin açılması konusunda destek vermiş. Memleketimizin yararına olan bu durum, niye bu arkadaşlarımızı rahatsız ediyor? Sonuçta bu hastanenin açılması, istihdam demek ki buranın açılmasıyla birlikte hastane personeli ve yan sektörlerle birlikte en az bin kişi buradan ekmek yiyecek. Aileleriyle birlikte bu sayı tam 4 bin kişiye tekabül eder. Kastamonu’da bir adet özel hastanemiz var, burası da başarılı hizmetler veriyor, buradan da herkes yararlanıyor, yeni bir özel hastanemizin olması, rekabet getirir, kalite getirir, bu da sonuçta halkımızın yararına olan bir şey. Sayın İlhan Engin’e şunu sormak lazım. MHP, Kastamonu’da yerel iktidar olarak niçin bu hastanemize destek vermedi? Şimdi biz destek verince çekememezlik yapıyorlar. Daha iyisini kendileri yapsın, biz de kendilerini tebrik edelim. Ama yaptıkları hiçbir iş, hiçbir icraat yok. Siyaset anlayışları sadece eleştirmek, onun bunun dedikodusunu yapmak üzerine kurulu bir anlayış. Sayın İlhan Engin, hastane 2 yıl içinde açılırsa memleketi terk ederim demiş. İşte, bunların siyaset anlayışı bu. Sevinmeleri gereken yerde üzülüyorlar, üzülmeleri gereken yerde seviniyorlar. Niçin? Çünkü halktan kopuk siyaset yapıyorlar. Halkın önceliklerinden habersiz siyaset yapılabilir mi? Sayın İlhan Engin, bence bu seçimlerden sonra, seçim yenilgisini yaşadıktan sonra zaten burayı terk edecek, terk etmek zorunda kalacak, köyüne dönecek. Bunun için böyle söylemiştir. Ama eğer Uğurlu Hastanesi’nin açılması, O’nun için memleketi terk ettirmeyi gerektiren bir sebep ise o zaman valizlerini şimdiden toplasın. Çünkü inşallah Özel Uğurlu Hastanesi’nin en kısa zamanda açılması için gerekeni yapacağız.”
“BELEDİYEDE ‘BEN YAPTIM OLDU’ ZİHNİYETİNİN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR”
MHP Belediye Başkan Adayı Hayati Hamzaoğlu’nun kendilerine yönelik bazı eleştirilerinin olduğunu ve 46 milyon avroluk Belediye Su Entegre Projesi’nden söz ettiğine dikkat çeken Tahsin Babaş, şöyle devam etti:
“Ben, belediyede 15 yıl KASKİ Müdürlüğünü yürüttüm. Hem de başarıyla yürüttüm. Kastamonu halkı temiz su içsin, suyunda kanalizasyonunda problem yaşamasın diye gece gündüz çalıştım. Bakın en zor işlerden biri yatırım, diğeri de işletmeciliktir. KASKİ Müdürlüğü, hem yatırımcı, hem de işletmeci bir müdürlüktür. Neyi işletir? Şehrin tüm içme suyu, yağmur suyu ve atık su sistemini işletir. Bunun içinde içme suyu alma tesisleri, iletim sistemleri, terfi istasyonları, depolar, arıtma tesisleri, deşarj sistemleri ve daha bir sürü sistem ve yapılar vardır. Bunları doğru işletemezseniz, şehir susuz kalır, bir yağmurda her yeri sel götürür, kanalizasyonlar patlar. İşte işletmecilik bu yüzden zor bir iştir. Ama ben bu görevi yıllarca başarıyla götürmüşüm. Bu arada İçme suyu şebekesinin işletiminde otomasyon sistemini kuran benim. Kastamonu’ya Modern İçmesuyu Arıtma Tesisi’nin yapılmasında, bu tesisin yapımının her aşamasında büyük emeğim var. Yine KASKİ Müdürü olarak şehrimize bir de Atıksu Arıtma Tesisi kazandırmak için büyük emek sarf ettim. Bu projeyi yıllar önce hazırladım. Ancak finansman sorunu vardı. Ciddi bir finansman gerekiyordu. Ben de projeyi Su Entegre Projesi adı altında, içinde Atıksu Arıtma Tesisi’nin yanında her türlü altyapı yenileme çalışmaları da olacak şekilde revize ederek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Avrupa Birliği İPA dairesine sundum. Bu projenin boyutu 45 milyon avrodur. 46 değil, 45 milyon avro, onu düzeltelim. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Avrupa Birliği bu projeye hibe yardımı vermeyi kabul etti. Yüzde 5’i Bakanlık, yüzde 85’i de Avrupa Birliği tarafından finanse edilecek. Bu proje ile ilgili protokol geçtiğimiz yıl Nisan ayında imzalandı. Hani diyorlar ya, “Sen gideli 3 ay oldu, sen olmasan da bu belediye yürüyecek.” Bu projenin altında eski Fen İşleri Müdürü, şimdiki başkan yardımcısı Necdet Karahasan’ın imzası varmış, Hayati Bey öyle söylüyor. Bu proje geçtiğimiz Nisan ayında imzalandı. Tam tarihi de 30 Nisan. O zaman Fen İşleri Müdürü kimdi, bendim. KASKİ Müdürü kimdi, yine bendim. Demek ki o projede benim imzam var. O proje zaten KASKİ Müdürlüğünün bir projesi. Necdet Bey, benim arkadaşım, O’nun adının bu işe bulaştırılması doğru değil. Ancak orada görev yapması da doğru değil, çünkü belediye başkan yardımcılığına uygun nitelik taşımıyor. Belediye başkan yardımcısı olan kişinin ya Belediye Meclis üyesi olması gerekiyor ya da memur olması gerekiyor. Bu kardeşim ise işçi olarak çalışıyor. Ama İlhan Engin’in kayınbiraderi diye, ayrıca MHP’den aday adayı oldu diye tamamen hukuka aykırı olarak Aralık ayında, itfaiyeden alıp başkan yardımcısı olarak görevlendirdiler. O’nun yerinde ben olsam, asla niteliğime uygun olmayan bir görevi kabul etmem. Çünkü dediğim gibi bir kez hukuki bir atama değil. İşte belediyedeki bu hukuk tanımaz zihniyetin, 'Ben yaptım oldu' zihniyetinin değişmesi gerekiyor. Biz göreve geldiğimizde inşallah bu tür yanlışlara izin vermeyeceğiz. Bahsedilen Su Entegre Projesi’nde 19 tane mühendisin ve personelin imzası varmış, öyle söylüyorlar. O mühendis arkadaşlarımın her biri benim için büyük bir değer ifade eder. Ancak bu projede sadece 1 mühendis arkadaşım görev yaptı, sorsanız öbür mühendisler bu projenin ne olduğunu bile anlatamazlar. Ama Hayati Bey, nota bilmeden orkestra şefi olacağını söylüyor ya, demek ki bunları bilmek O’na göre çok önemli değil. Nasıl olsa mühendisler var, idareciler var, işleri onlar yürütür diye düşünüyor. Ama belediyecilik öyle bir şey değil. Turhan Beyin emrinde de vardı o mühendisler, o idareciler. Ama O yine de işlerle ilgilenir, belediyenin tüm işlerini takip eder, her şeyi personelinden daha iyi bilirdi. Hayati Bey, diyor ya “At binenin, kılıç kuşananın” diye. Yani ata binmekle bu işin olacağını sanıyor. Evet ama unuttuğu bir şey var: At, sahibine göre kişner. Bu konuda son olarak şunları söyleyeyim. Avrupa Birliği İPA dairesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanan, yüzde 90’ı bu kuruluşlarca hibe yardımı olarak finanse edilecek olan tam 45 milyon avroluk Su Entegre Projesi, benim yıllarca emek vererek hazırladığım ve onaylattığım bir projedir. Sadece bu proje bile tek başına, benim yaptıklarımın yapacaklarıma teminat olduğunun bir kanıtıdır. Ben sadece Belediyedeki bir müdür olarak 45 milyon avroluk bir projeyi, yüzde 90’ı da hibe olmak kaydıyla ilgili bakanlığa ve Avrupa Birliği dairesine imzalatmışım. Şimdi iktidar partisinin bir belediye başkanı olunca neler yapabilirim, takdir sizlerindir”
Ayrıca Tahsin Babaş, 30 Mart Pazar günü yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimlerinin sevdalısı oldukları Türkiye ve Kastamonu için hayırlara vesile olmasını diledi.