'Keneden korunmalıyız'

Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerin yoğun olarak görüldüğü Kastamonu'da, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsüne karşı uzmanlar uyarıda bulunuyor. Keneden nasıl korunmalıyız?

  • 1004
'Keneden korunmalıyız'

Vatandaşların büyükbaş hayvanlarla temasının fazla olması ve havaların aniden ısınmasıyla birlikte kenelerin aktivitesi artmaya başladı.

Uzm. Dr. Osman Kocabıyık, vatandaşlara keneden korunmaları için uyarılarda bulundu.

Kastamonu’nun KKKA virüsünün görüldüğü endemik bölgelerden birisi olduğunu belirten Uzm. Dr. Kocabıyık; bağ, bahçe, tarla, orman, piknik alanları gibi riskli alanlara giderken açık renkli ve kapalı kıyafetler giyilmesini ve pantolon paçalarının çorap içine sokulması gerektiğini söyledi.

Kenenin çıkarılmasının profesyonellik gerektirmediğini belirten Uzm. Dr. Osman Kocabıyık, "Çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile çıkarılmalıdır." dedi.

"Kastamonu, hastalığın görüldüğü endemik bölgedir"

Uzm. Dr. Osman Kocabıyık, "Her yıl ilkbahar, yaz ve sonbahar ayları içerisinde kenelerin yoğun olarak bulunduğu mevsimde hastalık karşımıza çıkıyor. Korunma ve erken tanı çok önemli. Hastalık klinik ve subklinik olarak, halsizlik, yüksek ateş, kırgınlık gibi genel enfeksiyon belirtileriyle başlayıp ileri dönemlerde tüm vücutta ve iç organ kanamalarıyla seyreden ciddi bir hastalığa dönüşüyor. Yaklaşık her 20 kişiden birinde ölümcül olan hastalığın kesin bir tedavisi olmamakla birlikte destek tedavisi dediğimiz eksilen kan ürünleri yerine konmakta ve organ yetmezliği keşiflerine yönelik ek tedaviler yapılmaktadır. Hastalığa yakalananlara destek amacıyla kan ve kan ürünleri kullanıldığından hastalığın tedavisinde kan bağışının önemini de vurgulamak istiyorum." diye konuştu.

"Piknik alanları gibi riskli alanlara giderken açık renkli ve kapalı kıyafetler giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır"

Keneden korunma yöntemlerine değinen Uzm. Dr. Kocabıyık, "Bağ, bahçe, tarla, orman, piknik alanları gibi riskli alanlara giderken açık renkli ve kapalı kıyafetler giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Riskli alanlardan döndükten sonra kene olup olmadığını görmek için vücudunuzun ve elbisenizin her yerine dikkatlice bakılmalı, vücudunuzu özellikle diz arkası, koltuk altları, kulak arkası, ense, saç dipleri ve kasıklar dahil kendiniz veya bir başkası tarafından kontrol edilmelidir." şeklinde konuştu.

"Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır"

Kene çıkarmanın profesyonellik gerektirmediğine işaret eden Uzm. Dr. Osman Kocabıyık, "Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, cımbız, eldiven) çıkarılmalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi yağlı maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olur ve vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktaracağı için yapılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Hastalığa yakalanan 4 kişiden birinde kene tutma öyküsü olmamakla birlikte hayvanların üzerindeki keneye, hayvanların kan ve idrarına çıplak elle dokunma öyküsü mevcut. Bu nedenle hayvancılık ile uğraşanların hayvanların üzerindeki keneleri çıplak elle patlatma, ezme tarzında temizlik yapmaması önemlidir. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir." ifadelerini kullandı.