Maşalacı "MHP, Kızılelma ülküsünün bilincindedir"

MHP Kastamonu İl Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı, kongre sürecine ilişkin açıklamada bulundu.

  • 471
Maşalacı &quotMHP, Kızılelma ülküsünün bilincindedir"
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Maşalacı; "MHP'nin 12. Büyük Kurultayı, 2019 yılında peş peşe gerçekleşecek Mahalli İdareler, Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanı Seçimleri için aynı zamanda stratejik hazırlık, aynı zamanda siyasi hedef ve takip edilecek politikaların da ele alınıp billurlaşacağı demokratik bir fırsat olacaktır. Önümüzdeki siyasi imtihanlardan yüzümüzün akıyla çıkmak, belirlenmiş amaçlara kucaklaşma hissiyatıyla ve beraberlik ruhuyla ulaşmak yegane arzu ve beklentimizdir. MHP, Kızılelma ülküsünün bilincindedir. MHP Türkiye'nin geleceğinde söz sahibidir" dedi.

Maşalacı; "Türkiye'miz sahip olduğu tarihi zenginlikle, taşıdığı kültürel mirasla insanlık aleminde inkar ve ihmal edilemeyecek bir seviyededir. Bu nedenle asırlardır tüm gözler üzerimizdedir. Tüm dikkatler ülkemizde ve içinde bulunduğu geniş coğrafyadadır. Anadolu ve mücavir bölgelerden dünyanın kalp atışı duyulmaktadır. İnsanlık huzura ulaşacaksa, yerküre sükžta erecekse, bunun ön şartı hem Anadolu'nun hem de komşu coğrafyaların tam anlamıyla dirliğe ve istikrara kavuşmasıdır. Bu kavuşma hali gerçekleşmeden barış arayışları, düzen çabaları sonuç veremeyecek, dahası veremeyecektir. Sahip olduğumuz stratejik değer ve küresel prestij bütün gizli hesapların ya içimizde ya da etrafımızda görülmesine yol açmaktadır"

"MHP BU YÜKSEK TEHDİDİ GÖRMEKTE VE YORUMLAMAKTADIR"

Karşımızdaki birikmiş ve bilenmiş karanlık senaryoların iç yüzünü yorumlamak için öncelikle nasıl bir maziden geldiğimiz, hangi badireleri geçtiğimiz, nereye varmak istediğimiz net bir şekilde idrak ve ifade edilmelidir. Bitmeyen düşmanlıklar, tükenmeyen hesaplar, bırakınız azalmasını, devamlı büyüyen siyasi ve ekonomik operasyonlar Türk ve İslam dünyasının nefes borularını kesme ve koparma hedefine sabitlenmiştir. MHP bu yüksek tehdidi görmekte ve yorumlamaktadır. Küresel güçlerin ilgi ve hatta işgal sahası uzun bir süredir Avrasya ve Afrika jeopolitiğidir. Bu itibarla her taşın altında şer bir plan gizlidir. Ağır sorunlarıyla ülkemizi kuşatan Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu bölgeleri stratejik ve zorlu bir üçgeni andırmakta, anımsatmaktadır. Türkiye ise bu üçgenin merkezindedir. Bu jeopolitik tablodan mülhem olmak üzere, ülkemiz çevresindeki her olumsuzluğa, her karmaşaya, her karışıklığa ister istemez açık ve müsait hale gelmektedir. Türkiye coğrafi konum ve öneminden dolayı aynı zamanda Avrasya jeopolitiğinin kalbi mesabesindedir. Dostumuzun da, düşmanımızın da çok olması bu yüzdendir.

TÜRKİYE, BÜYÜK BİR DEVLET GELENEĞİNE HAİZDİR

Coğrafya bir kader olduğuna göre, vatan yaptığımız bu coğrafyanın bize yüklediği sorumluluklardan veya sırtımıza binen ilave külfetlerden kaçamayacağımız gibi bunlardan korkmamız da akıl ve mantık işi değildir. Türkiye, büyük bir devlet geleneğine haizdir. Aynı şekilde kadim ve kudretli bir millet yapısına maliktir. Devletimizin dayandığı temeller hukuki ve demokratik esaslarla belirlenmiş, milli ve manevi değerlerle bezenmiştir. Kıtaların kavşak noktasındaki Türkiye, mahfuz tuttuğu tarihi nitelikleriyle sivrilmiş, üzerine atılmaya çalışılan ölü toprağını her seferinde silkelemiş atmıştır. Bugüne kadar çok şükür tuzaklar işlememiştir. Komplolar işe yaramamıştır. İşbirlikçilerin, ihanet yarışına girmiş hainlerin karanlık eylemleri tutmamıştır. Türkiye'mizin jeopolitik ve jeoekonomik avantajları adeta zırh, adeta duvar, adeta çelikten irade olmuş, milli bekayı korumuştur. Elbette dezavantajlarımızı da yok sayamayız, görmezden gelemeyiz. Ancak tehlikelere yol veriyor, tehditlere zemin açıyor diyerek coğrafi dezavantajlarımızdan şikayet edemeyiz, bundan rahatsız olamayız. Zira millet birdir, devlet birdir, bayrak birdir, aziz vatan her değer ve emanetiyle bütündür, sonsuza kadar da böyle kalacaktır. Ayrıca jeo-kültürel konumumuz da, jeo-ekonomik yapımızı aratmayacak ölçüde benzersizdir. Hem tarihi ve dini, hem de insani hasletlerimiz, dünya anlam haritasında eşsiz bir yer edinmemize sebep olmaktadır. Eşine az rastlanır düzeyde baş döndürücü olan bütün bu özelliklerimiz, Cenab-ı Allah'ın Türk milletine bir lütfudur. Bütün bu konum, imkan ve potansiyeller, bir taraftan Türk milletinin parlak bir geleceğine işaret etmekte; diğer taraftan da Türkiye hasımlarını iştahlandırmaktadır. Bizim millet olarak sahip olduğumuz yaşama ve gelişme azmi, tarihi tecrübe, istiklalimize ve onurumuza düşkünlük en büyük milli sermayemizdir. Bu milli sermayenin çarçur edilmesine izin vermeyeceğiz, yağma ve talanına müsaade etmeyeceğiz. Türklüğün Anadolu coğrafyasında nice mücadelelerle kurduğu Selçuklu ve Osmanlı medeniyetleri ile varoluşumuzun son destanı olan Milli Mücadelemiz bekamızın başlıca ilham ve kuvvet kaynaklarıdır. Bu itibarla ilham sönmeyecek, kuvvet eskimeyecek, eksilmeyecektir. 1910'lu, 1920'li yıllar, Türk milletinin üzerinde kara bulutların dolaştığı sancılı ve zorlu yıllar olarak milli hafızalara mühür vurmuştur. 

"TÜRKİYE HER DEFASINDA ZORLUKLARI AŞMIŞ, BELALARI DEFETMİŞTİR"

Büyük bir imparatorluğun enkazı altında tarih sahnesinden çekilmesi beklenen bir millet, çetin şartlarda çevik bir irade göstererek bağımsızlığını korumasını bilmiş, yeniden doğrulmayı başarmıştır. Milli Mücadelemizin hemen ardından başlayan siyasi ve hukuki hamleleri, daha sonra sanayileşme çabaları izlemiştir. Türkiye her defasında zorlukları aşmış, belaları defetmiştir. 23 Nisan 1920'de "milli hakimiyet" ilkesinin, 29 Ekim 1923'te de Cumhuriyet'in ilanıyla şekillenen temel siyasi tercih, çok partili siyasi hayata geçiş ile birlikte yeni bir anlam, yeni bir içerik, yeni bir ruh kazanmıştır. 16 Nisan 2017 Halkoylamasında, bizzat Türk milleti tarafından kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de önümüze kalıcı ve kuşatıcı bir ufuk açmıştır. Fakat on yıllardır, üzerimizde oynanan oyunlar sistematik olarak artış göstermiş, terör saldırıları, haçlı hevesleri, Türk düşmanlığı sürekli yaygınlaşmış, Türkiye'den intikam arayışları yoğunlaşmıştır. Şu anda Türkiye olağanüstü bir beka mücadelesi vermektedir. Yüz yıldır kapanmamış hesaplar terör örgütleri eliyle görülmek istenmektedir. Zalimler karşımızda saf saf dizilmiş, öbek öbek toplanmışlardır. Türk milleti varlığına ve güvenliğine gölge düşmemesi için tetiktedir, teyakkuzdadır. 12'nci gününe giren Zeytin Dalı Harek‰tı devlet ebed müddet, millet ebed müddet şuurunun bir gereği, kaçınılmaz bir ihtiyacıdır. Milli güvenliğimize yönelik ahlaksız kumpas, alçak kurgular kaynağında yok edilmek suretiyle Türkiye'nin sınır ve toprak emniyetinin güvenceye alınması ana hedeftir. Türkiye doğal ve doğru bir şekilde tarihi haklarını, egemenlik alanlarını kararlı ve korkusuzca savunmaktadır. Ve de istiklalini, istikbalini meşru sınırlar içinde müdafaa etmektedir. Güney sınırlarımız boyunca sahnelenen hıyanet planlarının, terörist emellerin milli varlığımıza kast etmek gayesiyle tedavüle sokulduğu çok açıktır.

"TÜRK MİLLETİNİN SÜRDÜRDÜĞÜ VAR OLUŞ MÜCADELESİ HAKLIDIR, ULUSLARARASI HUKUKA GÖRE HAKKI VE VAZİFESİDİR"

Bu maksatla PKK/PYD tarafından istilaya uğrayan, yöre halkına eziyet ve zulmedilen Afrin'in, ardından diğer terör yuvalarının tepeden tırnağa temizliği milli bir mecburiyet, ahlaki ve hukuki bir mükellefiyettir. Türkiye'nin sınırlarında ve sınırlarının etrafında yasa dışı hiçbir hain örgüt ve niyet barınamayacak, barınmasına izin verilmeyecektir. Türk milletinin sürdürdüğü var oluş mücadelesi haklıdır, uluslararası hukuka göre hakkı ve vazifesidir. Zeytin Dalı Harekatı üzerinde kuşku tohumları eken, terörle mücadeleyi dolaylı ve dolambaçlı telkin, tembih ve tavsiyelerle yıpratmayı amaçlayan odakların faal olmaları, sinsi faaliyetlerini ısrarla sürdürmeleri milli vicdanın dikkatinden kaçmamaktadır. Türkiye'nin olağanüstü vatan ve millet müdafaasına gölge düşürmeye heveslenen ve bunun için yalanı, dolanı ve iftirayı silah gibi kullanan işbirlikçilerin foyası meydana çıkmıştır. Terörle mücadeleyi yaralamak için kızarmaz yüzle devreye girenlerin neye ve kimlere hizmet ettiği de belirginleşmiştir. MHP bu hasis, hırçın ve hain teşebbüsleri dikkatle, ibretle takip etmektedir. Türkiye karşıtı tutumlarını demokrasi ve hukukla izah ve ihataya kalkışanlar bir defa çuvallamış, PKK/PYD'nin tuzağına gönüllü olarak düşmüşlerdir. MHP yarım asırlık mazisinin tecrübe ve birikimiyle milli bekamızın diriliş ve direnç mücadelesini tavizsiz desteklemektedir. Çünkü Türkiye ve Türklüğün bekası MHP'nin bekası demektir. Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışımızın gereği de budur. Milliyetçi-Ülkücü Hareket oyunları bozarak bugünlere gelmiştir. Saldırıları göğüsleyerek, karanlık senaryoları yırtarak varlık ve birliğini korumuştur. FETÖ'nün operasyonları, siyasi şantajlar, mesnetsiz suçlamalar, hayasız dedikodular, imza anarşisi, olağanüstü kurultay çığırtkanlıkları çok şükür kalemizin duvarlarını aşamamıştır. Komplo mucitleri, fitne mimarları, işbirlikçilik markaları ve kriz müellifleri her defasında Üç Hilale cephe almışlar, farklı kılık ve suretlere bürünerek MHP'yi küçültmeye, eritmeye kalkışmışlardır. Partimizi yapay süreçlerle meşgul etmek, kronik bunalım partileri gibi hizipleştirerek gözden düşürmek, liderinde ve yöneticilerinde itibar kaybına yol açmaya yeltenmek ve en önemlisi giderek tehlikeye sürüklenen ülkemizin önündeki en büyük milli direnç gücünü zayıflatmak bariz olarak amaçlanmıştır. Ancak hiçbir şer niyet, hiçbir hain ittifak, kökü dışarıda hiçbir karanlık odak başarıya ulaşamamış, sonuç alamamıştır. MHP'yi kötü emellerine alet etmek isteyen malum çevreler, içimizden devşirdikleri küçük bir grupla zalim gayelerini hayata geçireceklerini hesap etseler de, bunda muvaffak olamamışlardır. İl ve ilçe kongrelerimizin başarıyla gerçekleşmesinin akabinde, tecelli eden irade marifetiyle sırayı 18 Mart 2018'de yapılacak 12.Olağan Büyük Kurultay almıştır.

"MHP KIZILELMA ÜLKÜSÜNÜN BİLİNCİNDEDİR"

Seçilmiş üst kurul delegelerimizin ve doğal delegemizin katılımı, milletimizin eşsiz destek ve duasıyla demokratik ve tarihi kurultayımız 45 gün sonra huzurla, olgunlukla, coşkuyla ve sağduyuyla icra edilecektir. MHP'nin 12.Büyük Kurultayı, 2019 yılında peş peşe gerçekleşecek Mahalli İdareler, Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanı Seçimleri için aynı zamanda stratejik hazırlık, aynı zamanda siyasi hedef ve takip edilecek politikaların da ele alınıp billurlaşacağı demokratik bir fırsat olacaktır. Önümüzdeki siyasi imtihanlardan yüzümüzün akıyla çıkmak, belirlenmiş amaçlara kucaklaşma hissiyatıyla ve beraberlik ruhuyla ulaşmak yegane arzu ve beklentimizdir. MHPi Kızılelma ülküsünün bilincindedir. MHP Türkiye'nin geleceğinde söz sahibidir. MHP Türk milletinin ta kendisi, milli vicdanın fiziken ve fikren kurumsallaşmış halidir. Nitekim MHP'nin durduğu yer Türk milletinin yanı ve tarafıdır. Türkiye ise savunduğumuz büyük fikir ve ülkülerin hamd olsun güzergahındadır. Sorumluluğumuz elbette büyüktür. Çizgimizde en ufak kırıklık yoktur. Yürüyüşümüzde aksaklık, fikirlerimizde dağınıklık, ülkülerimizde karışıklık da yoktur. Nihai olarak 18 Mart 2018'de 12.Olağan Büyük Kurultayımız emsalsiz bir vakarla bizzat iradenin sahibi Milliyetçi Ülkücü Hareket'in muazzez takdir ve tercihiyle yapılacaktır.

"NE YAPIYORSAK TÜRK MİLLETİ İÇİNDİR"

MHP değişmemiş, dönüşmemiş, ama sürekli gelişmeyi, sürekli özüne bağlı kalarak büyümeyi bilmiştir. Türkiye'nin maruz kaldığı sıcak ve yakın tehditlerin aşılabilmesi için yeşermiş ahlaki ve milli ittifak ruhunun beka ve birliğimizi teminat altına alıp küresel ve bölgesel kanlı operasyon ve oluşumlara karşı set çekeceği çok iyi bilinmelidir. Huzur ve beka için güç birliği yaptığımız meydandadır. MHP kökünden kopmamış, kaynağından ayrılmamıştır. Ne yapıyorsak Türk milleti içindir. Neyi amaçlıyor, neyi arıyorsak Türklüğün ve Türkiye'nin bekasına yöneliktir. Türk milliyetçileri, vatanı ve milleti için hiçbir hesap yapmadan canını bile seve seve veren, vermeye gönüllü olan bir ruhun ve inancın temsilcisidir. Bugün dönüp geriye baktığımızda yaşanan acıları, çekilen çileleri hatırlamamak, iliklerimize kadar hissetmemek mümkün değildir. Cenab-ı Allah'tan en büyük dileğim, bu ülke ve milletin zor ve acılı durumlarla karşı karşıya kalmaması, kaldığı zamanlarda da milli dayanışma, kaynaşma ve kenetlenme ruhunun harekete geçmesidir. Tarihi bir davanın, çilekeş bir Hareket'in bugünkü temsilcileri olarak, emaneti en güzel şekilde koruyup gelecek nesillere teslim etmek bizim boynumuzun borcudur. Türk milliyetçileri, milli görev ve sorumluluklarının idraki içinde emaneti kırıp dökmeden, günlük hesaplar içinde çarçur etmeden yarınlara ulaştıracak siyasi akla ve şuura sahiptir. Ve bunun da gereği şu an onurla yapılmaktadır. Unutulmasın ki yolumuz açık, önümüz parlak, gelecek ay yıldızlı al bayrağın altındadır. Ülkemizin ve milletimizin ağır bir tahribatla yüzyüze kaldığı son yıllarda MHP'nin duruşu, çözülmeye çalışılan milli birlik ve kimliğin en önemli güvencesi, milli devlet yapımızın devamında en sağlam dayanağıdır. İnancım odur ki, partimizin ve dava arkadaşlarımızın yarım asırlık mücadelesi, sahip oldukları yüksek ahlak ve sorumluluk duygusu, tuzak ve hilelere karşı uyanık duruşları ve tesirlerden uzak duran bağımsız karar verme tutumları millet ve mahşeri vicdan tarafından mükafatlandırılacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle tereddütsüz ve inanmış mücadeleleriyle Üç Hilal'imizi yükselten her dava arkadaşıma şükranlarımı sunuyor, başarılar diliyor, her birisini Cenab-ı Allah'a emanet ediyorum. Ne Mutlu Türk'üm Diyene."