Mahir ODABAŞI

Mecitözü hatıralarından

Mahir ODABAŞI

  • 232

İlçe Kaymakamı Süleyman Özçakıcı Bey (Esenler Kaymakamı) beni çağırdı. Makamına gittim. "Mahir Bey, artık 3091 Kamu Düzenini Sağlamaya Dair Kanun gereği köylerde yapılacak işleri, kadastro memuru Vedat Bey'le sana vermek istiyorum. Şu şu kanunları oku, bilmediğin olursa yardımcı olurum." dedi. Efendim, bildiğim bir şey değil ama araştırır öğrenirim, dedim.

Bu noktada Kadastro Memuru Vedat Bey'de hassas ve değerli bir arkadaşımdır. Aynı köye tekrar gelip -köylüye sen dilekçe yaz, bakalım dersen, hemen arzuhalciye koşar- yevmiye yolluk almak gibi bir niyeti yok. Biz köylere gitmeye başladık. Bende köy çocuğu olduğum için bilirim, köylünün en önemli derdi, ya sınır davası veya muhtarla olan anlaşmazlığıdır. Bu arada bir iki de fitleyen olursa iş tamamdır. Dilekçe bize gelip, köye ilgili davaya gittiğiniz zaman -iş büyümeden anlaştırmak istediğimizde- göklere çıkar, ipe sapa gelmez ama ekseriya bir hafta sonra da ilçede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı önünde yardım alabilmek için masumane bekler.

mecitözü

İlçenin bir köyüne gittik. Enişte kayınçı arasında sınır davası var. Gerekli incelemeyi yaptık. Bir bayan korkarak sessizce yanımıza yaklaştı. "Ben kocamdan korkumdan bir şey diyemiyorum. Ne olur, kardaşım ceza almasın yavrum" dedi. Eh ne demişler, "kardeş kardeşi bıçaklar geri dönüp kucaklar."

Başka bir köye gittik. Davacı ile davalıyı tam anlaştırıyoruz. 10 metre ayrılıyoruz davacı teyze vazgeçiyor. Bir iki oldu. Sonradan öğrendik ki, muhtar bizim yanımızda "anlaşın" diyor, bizden ayrılınca "sen anlaşma, haklısın kazanırsın" diye kadıncağızı fitliyormuş. Fitne fesat ne kadar tehlikeli bir durum, ah bir idrak edebilsek, belki de toplum salaha erecek.

20 köye gitsek, 18 tanesini bir şekilde anlaştırıyoruz. Adam, bir römork çırpıyı, odunu biraz komşusunun bahçesine taşırmış veya tandırı tam sınıra kurmuş, bize göre çok basit bir durum. Komşuluk -kasıt yoksa- yerde bu kadarcık olmalı ama Mecitözü’nün dağ köyündeki yol davası ile Kızılay’daki yol davası aynı kanuna tabi.

İlçenin Öz bölgesinde bir köye gideceğiz. Muhtarı arayıp, yarın biz şu saatte senin köye keşfe geleceğiz, durumlar nasıl jandarma isteyelim mi, dedim. Muhtar "sakın jandarma olmadan gelmeyin. Davalı kişi şöyle böyle diye anlattı." Bunun üzerine köye jandarma ile beraber gittik. Gide gide baktık ki, bizi yarı felçli bir amca karşıladı. Adamcağız yolunu yürüyemiyor. Muhtara "yahu muhtar bunun için mi, jandarma ile gelin diye tembih ettin. Boşa jandarmayı yorduk" deyince, "bakmayın öyle sizin yanınızda mülayim göründüğüne, çok küfür ediyor." dedi. Ne diyelim, yurdum insanı…

Bir gün Kaymakam Bey, "Mahir Bey, siz hep anlaştırıp geliyorsunuz. Eskiden bir köye gidince peşinden yeni yeni şikâyetler gelirdi. Bunu nasıl beceriyorsunuz?" dedi. Bende "Efendim, bende köylüyüm. Bizim oralarda da bu tür şeyler çok olur. Malum, köylü köyünde havalanır ama şehre gelince -cezayı görünce- kelleyi koltuğa koyar, masumlaşır. Yanımdaki arkadaş da çok iyi birisi, fazladan yevmiye yolluk almak için yeniden gelmeyi arzu etmiyor. Dolayısıyla köylünün anlayacağı dilden konuşmaya çalışıyoruz. Buna rağmen anlamazsalar, sınırdaki çırpısını, odununu devletin memuru olarak biz yan tarafa atmaya başlayınca -elin memuru beni düşünüyor deyip, utancından- 'tamam, anlaşalım, memur bey' diyor." deyince, Kaymakam Bey "Teşekkür ederim, aynen böyle devam edin." dedi.

Özetle, her mesleğin kendine göre bir zekâtı vardır. 3091 için giden memurların zekâtı, belki de köylü vatandaşın anlayacağı dilden konuşarak, sonucun tatlıya bağlanmasına katkı sağlamaktır. Çünkü tatlıya bağlanmadığı zaman özellikle köylerde husumetler daha da büyüyor. Köylerin bir bir boşaldığı günümüzde birbirlerine selam verecek komşu bulunamaz hale geliyor. Hatta camide bile aynı safta namaza durmaktan imtina ediyor. O halde, kısa yoldan noktalamak en isabetli yoldur.

TAVSİYE: 50 yılın birikimi olan, muhtevasında 660 adet farklı nükteli nasihatin yer aldığı Mahirane Söylemler ve -hikâyeden şiire sızan- Susamak, Depremle Yaşamak ve Kazalar geliyorum Demez kitaplarımı mutlaka okumanızı ve evlatlarınıza okutmanızı samimi olarak tavsiye ediyorum. İletişime geçerek, benden imzalı olarak temin edebilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları