Bin Yılın Tek Lideri Atatürk


Türk Ulusu Atatürk’le kendi öz kimliğini bulmuştur.

Millet olabilmenin ilk kuralı ortak dili olabilmekten geçer.

Türk Alfabesine onun sayesinde kavuşmuştur.

Şimdi bırakın o gereksiz tartışmaları..

Sanki o dönem yönetimi halkı okuryazar yapabildiler...

Okuryazar oranı kaçtı?

Matbaa kaç yıl sonra kuruldu?

Türk Tarihi en eski uygarlık olduğu halde kitap ve okumadan uzak kalınmıştır.

Tarihsel bilgi olarak; Çin’de 618’den 907’ye kadar hüküm süren T’ang Hanedanı Ti Pao adlı gazeteyi çıkardığı bilinmektedir.  1438’de Strasbourg’da Gutenberg tarafından matbaanın icadı ise tarihte hayatî bir rol oynamaktadır.

Türkiye’de ilk gazetenin çıkışından önceki önemli mesele matbaanın kurulması olmuştur. Çok münakaşa edilen ve daha çok dinî gerekçelerle geciktiği iddia edilen matbaanın Türkiye’ye 300 sene sonra gelmesinin arkasında siyasî, sosyal ve kültürel, pek çok sebep vardır. 

Türkiye’de ilk matbaa 15. yüzyıl sonlarında İspanya’dan gelen Yahudi mülteciler tarafından kuruldu. İlk Yahudi matbaası 1492 senesinde İstanbul’da açıldı. İstanbul’da 1567’de bir Ermeni, 1627’de bir Rum matbaası kuruldu. Türkçe eserler basmak için ilk matbaa Batı’dan 287 sene sonra 1726’da Şeyhülislam’ın verdiği fetva üzerine Said Mehmet ve İbrahim Müteferrika tarafından İstanbul’da ilk tesis kuruldu. İki sene sonra ilk kitap basıldı. Mesleğini kaybetme tehlikesi altında olan Hattatlar tepkilerini kalem ve divitlerini tabuta bıraktıkları bir gösteriyle ortaya koydular.

Atatürk sayesinde uygar dünyaya hızlı bir geçiş oldu. 

Bu yüzden gündemdeki bu tartışmaların bilimsel tutarlılığı yok ve gereksiz, amaç gündemi değiştirmek…

Halkını eğitemeyen devletler hiçbir zaman gelişemiyor.

Atatürk yıkılmış, parçalanmış, paylaşılmış toplumdan bir devlet kurmuştur. Yeni bir ulus kurmuştur. Kimlik yaratmıştır. Üstelik 1928 yılında okuma yazma oranı erkeklerde %10, kadınlarda ise %0 dı. Buna rağmen milletine inanmış, güvenmiş, ulusuyla bütünleşmiştir. Başarmıştır, çünkü yüce Türk Milleti aydınlığa, yeniliğe, güzelliklere, insan sevgisine tarih boyunca sahip çıkabilmiştir.

Ne kadar yer altı ve yer üstü kaynaklar olsa da, işin temel eğitimini almamış ve sermaye gücünüz yoksa işin hammaliye tarafında kalındığı bir gerçektir…

Bir defa şu gerçeği tartışmasız kabul etmek zorundayız, mecburuz, görevliyiz; Atatürk bağımsızlık savaşından sonra bir çocuğu büyütür gibi her şeyi sil baştan yaptı. Türk Ulusunu Türk kavramıyla öne çıkardı. Ulus olarak ne yaparsak yapalım çıkış noktamız, ilham kaynağımız Atatürk’ün kurup donattığı ve temelini oluşturduğu yapılardır. Ekonomik bağımlılık, ister istemez siyasi ve kültürel bağımlılığı getirmektedir. Tarihte nice güçlü devletlerin, imparatorlukların çöküş hikâyesine baktığımızda hep benzer öyküleri okuruz.

Atatürk’ün her konuda, hayatın her alanında bilgisi vardı.. Türk Ulusunun yaşamını en modern, en gelişmiş haliyle sil baştan düzenledi.

Bu hayatın, bu düzenin her şeyi Yüce Atatürk’ün eseridir.

İnsan yaptığı her işin bilincinde olmalı, kendi özel durumunu değil vatanın geleceğini düşünmelidir.

Büyük Atatürk bakın ne diyor:

[Bizim yüzümüz her zaman temiz ve lekesiz idi ve daima temiz ve lekesiz kalacaktır. Yüzü çirkin, vicdani çirkinliklerle dolu olanlar, bizim vatanseverce, vicdanlıca ve namusluca hareketlerimizi, küçük ve çirkin tutkuları yüzünden çirkin göstermeye kalkışanlardır.”-Nutuk”]

Ve NUTUK tüm eğitim hayatında ders kitabı olarak okutulmalı ve zorunlu olmalıdır.

Okumayan insan gelişip değişemez...

Bilmediğimiz her şey bizim dışımızda kalır.

Cahil insan doğru yanlış seçimini nasıl yapabilir? İnsan bir yanlışın içine düşmeye görsün, doğruyu görmesi ne kadar zordur. Yanlışlar sıradan hale gelir. Kimi zaman akılsızca, kimi zaman ahlaksızca yapılan işlerin farkına varmak değil, yanlışların içinde, o çarkın arasında kendine yer edinmeye başlar üstelik doğru olana leke sürmeye çalışarak. 

Atatürk hayatı boyunca hep okumuş…

Yazdığı kitaplar var, çevirdiği eserleri var.

Ruhumuzla, kanımızla bu ülkeye, bu vatana, bu cumhuriyete, ATATÜRK aydınlığına yararlı bir şey yapamadıktan sonra yaptıklarımızın bir kıymeti olabilir mi?

Hiç bir kıymeti olmaz, olamaz.

En büyük aşk vatan aşkıdır..

Vatansız aşk olmaz, yersiz yurtsuz aşk yaşanmaz…

Vatan ise Atatürk demektir.

Atatürk’ten uzak aydınlık Türkiye olmaz, olamaz.

Atatürk devrimlerinin olmadığını, o yeniliklerin yapılamadığını bir düşünsenize bugün hangi durumda olurduk.

Bugünleri Atatürk’e borçluyuz..

Dünya tarihinde Atatürk kadar kadına sahip çıkan, çıkabilen, kadına insan onurunu verebilen başka lider de yok.

Açın dünya haritasını önünüze bakın, diğer müslüman ülkelerle Atatürk Türkiyesini karşılaştırın. Hepsi kan gölü, hepsi karma karışık. Atatürk farkını göreceksiniz.  Göremez ve farkına varamazsanız, körseniz, size başkası da gösteremez, anlatamaz zaten.

mustafacifci@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Mar

Maskeli yüzler

28Oca
06Ara

Öyle bir sevgilim olsun ki

05Ekm

Sonbahar

16Eyl

Sanat ve müzik