Yöresel dokuma ve taş baskı tek geçim kaynakları

Kastamonu'da artık az sayıda kişinin yaptığı ve teknolojiye yenik düşen yöresel el dokumacılığını evinin odunluğunda kurduğu küçük atölyede eski sistem dokuma tezgâhı ile sürdüren Yağcıoğlu ailesi aile bütçelerine bu işten kazandıkları para ile katkı sağlıyor. 

  • 3205
Yöresel dokuma ve taş baskı tek geçim kaynakları
TAKİP ET Google News ile Takip Et

“KADIN PROGRAMI İZLEMEKTENSE BİR ŞEYLER ÜRETMEK DAHA GÜZEL”

Yağcıoğlu ailesi evlerinin odunluğunu küçük atölyeye çevirdi. Ev hanımı 3 çocuk annesi Sebahat Yağcıoğlu, Kastamonu’nun yaklaşık 200 yıldan beri süre gelen el dokumalarını eski usul el tezgâhlarında dokuyor.

Bir fabrikada işçi olarak çalışan, işten arta kalan zamanlarda eşine yardım amaçlı dokuma işini öğrenen baba Celal Yağcıoğlu ise bir zaman sonra dokuma işini bırakarak eşinin yaptığı işe alternatif olarak taş baskı işine merak sardı. İlk zamanlar hobi olarak yaptıkları işlerini zamanla büyüten Yağcıoğlu ailesi hem Kastamonu’nun kültürünün unutulmasını engelliyor hem de aile bütçelerine katkıda bulunuyorlar.

Kastamonu’da yaklaşık 200 yıldan beri insanların geçim kaynağı olan ancak 2000’li yıllardan sonra teknolojiye yenik düşen el dokumları yeniden hayat buluyor. Kastamonu Valiliği El Dokumaları Merkezi’nin (KAVELDO) sağladığı imkân ile dokuma tezgahı sahibi olan ayrıca İŞKUR’un düzenlediği el dokumaları kursu ile de dokuma eğitimi alan Sebahat Yağcıoğlu (41) yüzde yüz pamuk ipliğinden ürettiği ürünlerini kendi imkanları ile satarak aile bütçesine katkıda bulunuyor. Fabrika işçisi baba Celal Yağcıoğlu ise işinden arta kalan zamanlarda eşinin dokuduğu ürünleri alternatif pazarlamak için ise taş baskı işini yapıyor.

“KADIN PROGRAMI İZLEMEKTENSE BİR ŞEYLER ÜRETMEK DAHA GÜZEL”
Kendisinin Kastamonu El Dokumacılığını, eşinin ise taş baskı yaparak 5 kişilik ailesine katkı sağlamaya çalıştığını belirten anne Sebahat Yağcıoğlu, evde boş oturup televizyonda kadın programlarını izlemektense bir şeyler üretmenin daha güzel olduğunu kaydetti.

Dokumanın popülerliğinin artık azaldığını, el emeğinin makineleşmeye yenildiğini belirten Yağcıoğlu, el dokuma sanatının ölmemesi için çaba sarf ettiklerini dile getirerek: “El dokumalarını öğrenmek için 4 ay kursa gittim. Kurstan sonra dokumaları evde yapmaya başladım. İmkânsızlıktan, çocuklarıma, eşime destek olsun diye yaptım. Kazandığım parayla hem eşime destek oluyorum hem de okula giden 3 çocuğuma okul harçlığı veriyorum. Tamamen el dokuması yapıyorum, ellerimle tek tek işliyorum. Eskiden hanımlar daha fazla yapıyordu ancak günümüzde artık eski değeri kalmadı. Makineleşme el emeğinin yerini aldı.  Ben bunu ilk zamanlar hobi olarak yapmaya başladım. El emeği göz nuru olan ürünlere talepler gelmeye başladı. Ürünlerimiz tamamen Kastamonu’ya ait, Kastamonu kültürünü yansıtan el dokumalarıdır. Yüzde yüz pamuktur. İşimi severek yapıyorum. El dokumasını eskisi gibi yapan kalmadı. El emeği, göz nuru eserler tükenmesin diye gayret ediyorum. Evde oturup televizyondan kadın programlarını izlemektense burada işimi yapıyorum. Hem para kazanıyorum hem de vaktimin boş yere heba olmasına engel oluyorum” dedi.

Kastamonu’da Beylikler döneminde yaygın olan taş baskı yüzyıllar boyu Ermeni ustalar tarafından icra edildi. Daha sonra Kastamonu’nun yöresel sanatı haline gelen taş baskı teknolojik gelişmelerin ardından değerini yitirmesine rağmen turizmin gelişmesiyle birlikte yeniden eski önemini kazandı. 

Eşinin el dokumaları çalışmalarına yardım ederken farklı ürün ortaya koyma adına taş baskıya merak salan ve Kastamonu’nun 600 yıllık geçmişe sahip taş baskı işlemesine yeniden hayat veren Celal Yağcıoğlu ise, bir zamanlar eşine yardım olarak başladığı baskı işinin ilerleyen zamanlarda tutku haline geldiğini dile getirdi.

“SÖNMEYE YÜZ TUTMUŞ ESERLERİN CANLANDIRILMASINDA KENDİ ADIMA YARDIMCI OLUYORUM”
Son birkaç yıldan beri sadece taş baskı üzerinde çalıştığına dikkat çeken Celal Yağcıoğlu: “İlk başlarda amatör çalışmalarım oluyordu. Sonradan siparişler almaya başladık. Sipariş aldıkça kalıp sayılarımız, baskı tekniklerimizi, yaptığımız işlerin ebat ve ölçülerini değiştirdik. Örtüden çantaya, el bezinden sofra bezine kadar birçok türde taş baskı yapıyoruz. Kastamonu Taş baskısı çok eski yıllara dayanıyor. Sönmeye yüz tutmuş eserlerin canlandırılmasında kendi adıma yardımcı olacağımı düşünüyorum. Çevreden de bir katkı göremediğimizden kendi çapımızda bütçemize katkı olsun, çocuklarımızın eğitim masraflarında, ailemizin geçiminde katkı olsun diye bu işi tutturmaya çalışıyorum. Piyasadan bayağı teklifler oluyor. Gelen talepleri elimden geldiği kadar karşılamaya çalışıyorum. Hobi olarak ve severek bu işi yapıyorum” diye konuştu.

Kazım BOLAT