Türk Ocağı’nda Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset anlatıldı

Türk Ocağı Genç Okuma Grubu kapsamında bu hafta Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset anlatıldı.

Türk Ocağı’nda Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset anlatıldı

Konuşmacı olarak katılan; K.Ü. Genç Tarihçiler Kulübü Başkanı Mustafa Çetinkaya, verdiği konferans ile Yusuf Akçura ve Üç Tarz-ı Siyaset makalesini anlattı.

Çetinkaya, önce Akçura’nın hayatından bahsettikten sonra onun fikirlerine ve makalesine değinerek, bu eserin Türk Dünyası bakımından önemine dikkatleri çekti.

‘‘Yusuf Akçura 2 Aralık 1876’da Moskova’nın doğusundaki Ulyanovsk’ta dünyaya geldi. 1903 yılında, amcasının yanına Kazan’a gitti ve dört yıl kaldı. Tarih, coğrafya ve Osmanlı Türk Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Ahmet Rıza’nın çıkardığı Şuray-ı Ümmet ve Meşveret gazetelerinde imzasız yazıları yayımlandı. Kazan’da iken yazdığı ve onu Türk siyâsî hayatında meşhur eden Üç Tarzı Siyaset isimli dizi makalesi 1904 yılında Mısır’da yayımlanan “Türk” adlı gazetede çıktı. Akçura, İstanbul’a geldiği 1908’e kadar Kazan’da siyâsî ve kültürel faaliyetlerde bulundu. Türkçülük fikrini yaymak üzere “Kazan Muhbiri” adlı bir gazete çıkardı. Gaspıralı İsmail Bey, Alimerdan Bey, Abdürreşit Kadı İbrahimof gibi Türkçülerle birlikte 1905’te “Rusya Müslümanları İttifakı” adında bir parti kurdu. Kuzey Türkleri bu parti sayesinde ilk kez Rus meclisi Duma’ya temsilci gönderdi. Akçura, seçimler bitene kadar siyâsî propaganda yapmaması için hapiste tutuldu. 1907’de bu meclisin dağıtılması, Rusya’daki kaotik ortamı daha da belirsizleştirmiş ve Türklerin faaliyetleri ciddî anlamda sekteye uğramıştır. Tutuklanmak için arandığı sırada, Osmanlı Devleti’nde II. Meşrutiyet ilan edilmiş ve Akçura Rusya’daki işlerini tasfiye edip 1908 Ekim’inde İstanbul’a gelmiştir.

İstanbul’a geldikten sonra Darülfünun’da ve Mülkiye Mektebi’nde tarih dersleri verdi. Türk Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Bu derneğin kapatılmasından sonra, 18 Ağustos 1911’de Türk Yurdu Derneği kuruldu. Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali Bey, Doktor Akil Muhtar Bey ile birlikte Yusuf Akçura da kurucular arasında yer aldı ve derneğin yayın organı olan Türk Yurdu dergisini 17 yıl boyunca idare etti. Ayrıca 1912’de faaliyete başlayan Türk Ocağı’nın kuruluşunda da aktif rol aldı.

Yusuf Akçura, Rusya’daki Türklerin haklarını korumak için de siyâsî organizasyonlar tertipledi. “Rusya Mahkûmu Müslüman Türk-Tatarların Hukukunu Müdafaa Cemiyeti” adlı örgüt, 1916’da kuruldu. Çeşitli Avrupa ülkelerinde Rusya’daki Türklerin haklarını dile getiren konferanslar verdi. 1918 yılında Rusya’daki Türk esirleri kurtarmak için Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) temsilcisi olarak Rusya’ya gitti ve bir yıl kaldı.

Akçura’da, milliyetçilik fikrinin gelişmesi Fransa’daki eğitim yılları sürecinde oluşmuştur. Milliyetçilik fikrinin en canlı yaşatıldığı yer olan Fransa’da, Batı’daki farklı milliyetçilik anlayışlarını kavramış, Fransız, Alman ve İtalyan milliyetçiliklerinin sentezini yaparak, kendi milliyetçilik anlayışını ortaya koymuştur. Onu, en çok etkileyen şüphesiz İsmil Gaspıralı olmuştur.

Akçura’nın Türkçülüğü’nün önemli yanlarından birisi de antiemperyalist duruşudur. On dokuzuncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı tarafından yarı sömürge haline getirilmesine karşı çıkar ve dış borçlanmanın esaretle aynı anlama geldiğini ifade eder: “…Banka, Reji, Düyûn-u Umumiye Avrupa kapitalinin Türkiye istiklal-i iktisadiyesini asmak için hazırladığı altından bir sehpadır.”der.

1904 yılında Rusya'da kaleme aldığı "Üç Tarz-ı Siyaset" isimli makalenin tamamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş ve parçalanmasını önlemeye yönelik çarelerin neler olduğuna dairdir. Bu makale, Mısır'da Abdülhamit yönetimine karşı savaşan "Türk" gazetesinin 24-34'üncü sayılarında yayımlanmış olup daha sonra Mısır ve İstanbul'da iki kez basılmıştır.

"Üç Tarz-ı Siyaset’te üzerinde durduğu üç ana konu şunlar olmuştur: 
1. Bir Osmanlı ulusu meydana getirmek (Osmanlılık),
2. İslamcılığa dayanan bir devlet yapısı kurmak (İslamcılık),
3. lrka dayalı bir Türk siyasal ulusçuluğu meydana getirmek (Türkçülük).

Osmanlılık, İslamcılık ve Türkçülük görüşlerinin karşılıklı olarak mukayesesini ilk defa Yusuf Akçura yapmıştır.

Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalesinde Türk birliği konusunda söylemleri ile bu birliğe eğilimli olduğunu göstermektedir.  Osmanlı İmparatorluğu için Türkçülük siyasetinin İslamcılıktan daha elverişli olduğunu ifade eden Akçura, Türkçülük siyasetinin karşısında tek engel olarak Rus Çarlığı’nı göstermektedir. Dünya Türklüğü’nün sadece Rus hâkimiyeti altında olması nedeniyle, İslamcılığa nazaran Türkçülük siyasetinin takibi daha kolay olacaktır. Akçura’ya göre Türkçülük Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarıyla belirlenemez: “Türklük siyaseti de, tıpkı İslam siyaseti gibi umumidir; hudud-ı Osmaniye ile mahdud değildir, binaenaleyh, kürenin Türkler ile meskûn diğer nukâtına göz atmak iktiza eder.” Ayrıca, Türkiye'de "Türk Ocağı"nın kuruluşunda ve "Türk Yurdu" dergisinde çıkan yazılarında ne Osmanlılık, ne İslamcılık fikirlerini savunduğu sadece Türkçülüğü savunduğu görülmektedir. Bu yüzden yabancı yazarlar, Yusuf Akçura'yı Türkçülük hareketinin lideri olarak görmüşlerdir.

Osmanlı İmparatorluğunun siyasi hayatında Osmanlılık, İslamcılık,Türkçülük fikir hareketlerinin ilk kez Yusuf Akçura tarafından ortaya konulmadığı, daha önceden de sık sık gündeme geldiği görülmüştür. Ancak Yusuf Akçura’nın aynı fikirlerle bir asır sonra dahi tartışılıyor olmasının sebebi, Akçura’nın bu üç fikri sistemli hale getirerek, birbiriyle ilişkilerini, bağlantılarını ortaya koyarak, tartışmaları belirli bir platformda toplamış olmasıdır.

Osmanlı siyasal yaşamında yer alan fikir akımları zaman zaman devlet modeli olarak da uygulanmıştır. Ancak buna rağmen fikir akımları başarılı olamamıştır. Fikir akımlarının başarılı olabilmesi için halkın desteğinin sağlanması, geniş halk kitlelerine yansıtılması gerekir. Ayrıca fikirlerin birbirlerine karşı ortaya atılmış olması, dış baskılar iç değişimler, isyanlar ve bağımsızlık hareketlerinin varlığı akımların başarıya ulaşmasını engellemiştir.

Yusuf Akçura’nın makalesinde ortaya koyarak tartışmaya açtığı ana düşüncelerin hala günümüz Türkiye’sinin siyasal yaşamında tartışılıyor olması ilgi çekici olduğu kadar takdire değerdir. Akçura’nın makalesi; Türkiye’nin siyasal konumunu, hareket tarzlarını, hareket imkân ve kabiliyetlerini, Türk insanının ve toplumunun yapısını ne kadar hassas bir şekilde analiz ettiğini ortaya koymaktadır’’ dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER