Dyt. Güner ERBAY

İmkansız

Dyt. Güner ERBAY

  • 269

İmkansızı istemek, mucizelere inanmayı gerekli kılar. En olamayacak olanı kalbinde taşımak çok zordur. Onu kalbimize yerleştireni bilir ve hatırımızda tutabilirsek, belki biraz kolaylaşabilir. Kalpten, canı gönülden istediklerimiz, sabırla beklediğimizde oluyor inancındayım ben. Bu bir kendini kandırma mıdır, yoksa hayalcilik midir yahut Allah'ın her şeye kadir olduğuna inanmak mıdır, ben de bilmiyorum, fakat içimdeki o ümitle yaşadığımı, nefes aldığımı, rengarenk renkleri görebildiğimi, madden ve manen güzelleştiğimi biliyorum.

Bugün bir masal anlatmak istiyorum sizlere. Gerçek bir masal. Masal kahramanları olarak, kendimi ve kızımı seçtim. Biraz hüzünlü, bir o kadar da umut dolu bir masal bizim masalımız fakat esas konumuzu imkansızlık teşkil ediyor. Eğer becerebilirsem, imkansızın örneklemesini bizim hikayemizle yazacağım.

Doğmasından yirmi gün sonra bir şeylerin ters gittiği sinyalleri hafif hafif gelmeye başlasa da, üç aya kadar normal bir gelişim göstermeyi başarmıştı ciciciğim. Üç aylık olunca ateşi çıktı; çıkış o çıkış, tamı tamına beş yıl süren bir ateş oldu bu ateş ve bana da ateşten gömleği giydirdi! Gömlek beni yakarken, ben onu söndürecek her bir çarenin peşinde koştum durdum.

Doğuşunda, yahut doğuşundan da önceki zamanlarda, hastane mikrobu kaptı o. Henüz daha ikimiz aynı bedeni paylaşıyorken, böbrek taşım idrar yolunu tıkadı ve mecburen cicim doğana değin, böbreğe katater takılması gerekti. İhtimal bu işlemler esnasında yahut doğarken sezeryanda oldu olan. Kaptığı mikrobun adı cyto megalo virüs, yani kısaca cmv, hastalığın adı ise cyto megalo enfeksiyonu yani cme kızımın adının baş harfleri de C.M.E... Tesadüf mü?... Tesadüf,.. Tesadüf olabilir mi?... Beynimde kaç zaman döndü durdu bu çılgın soru. Nihayet tesadüf olmadığına, tesadüf denen şeyin, hiçbir zaman olmadığına kanaat getirdim. Albert Einstein "Tesadüf, Tanrının gizli kalmış şeklidir" diyor. Ben de, o zamanlar henüz onun bu söylemini duyamasam da, aynı fikri benimsedim. O halde neydi bu olanlar?... Kaderdi elbette! Bu kodsal uyum, kendimi suçlamamam için Allah'ın bir mesajıydı belki bana, çünkü suçluluk yollarının sonu hep bana çıkıyordu. İsmi ile hastalığının baş harflerinin uyumu, belli ki çok evvelinden belirlenmişti. Bu yüzden inanırım ben, isimlerin insanların kaderi olduğuna. Dinimiz de çocuklarınıza güzel isim koyun der. Der de, güzel ismin kıstasları nelerdir bunu bilmeyiz! Mikrobu beynine ve karaciğere yerleşti ve buraları bozdu. Zekası, kaslara giden sinirleri zarar gördü. Yetmedi, vücutta suyu tutan hormonu üreten hücreler iptal oldu. Su içmelere doyamadı o. Diabetus insipitus oldu. Karaciğeri bozuldu.

Ateşinin beş yıl sürmesiyle, ateş merkezi bozuk sanıldı. CMV'si aktif çıkmadığı için tedavi de alamadı ama o hain mikrop beş sene aktifti! Kaslara giden sinirler zarar gördü ve  kaslar normal çalışamadı. Bu nedenle skolyoz oldu, yani bel kemiği eğrildi. Karaciğeri hasarlı olunca yediği hemen her şey dokundu. Diyetisyenin çocuğu, Afrikalı aç bebeklerden oldu!

Doktorlar su dengesini sağlayan hormon yokluğunun geçmeyeceğini, böyle bir ümide kapılmamamı söyledi. Litaratürde yoktu düzelen. Yürüyebilmesi ve belindeki eğrilik için ameliyat olması gerektiği, korsenin ve egzersizin işe yaramayacağı söylendi. Diabetus insipitusun düzelmesi imkansızdı, yürümesi ve belindeki eğriliğin ameliyatsız tedavisi imkansızdı, karaciğerinin düzelmesi imkansızdı. Ateşinin düşmesi imkansız, konuşması imkansızdı, hatta yaşaması da imkansızdı çünkü lökositleri 40.000'lerdeydi... İmkansızdı, litaratürde yoktu, İMPOSSİBLE'dı. Başka başka, şu anda unuttuğum, unutmasam bile yazmaktan imtina ettiğim imkansızlar da var mutlaka! Üstüne üstlük o zamanlar olmayan, bugün oluşan imkansızlar bile var!

Tüm bu imkansızlar, mükemmel şekilde olamasa da, imkanlı oldular çok şükür. Possible oldu! Sevmem ben impossibleları. Bir yol bulup, possible yapmaya girişirim genellikle, fakat bu, benim için böyle, başka yolu tercih edenlere de saygım sonsuz. Her zaman dediğim gibi, hayatta tek bir doğru yoktur. Herkesin kendi doğrusu vardır, kimse benim yolum en iyi ve doğru yoldur diyemez ve hayat, kurallara sığacak kadar küçük değildir, ÇOOOK büyüktür O ve O, bu büyüklükle her türlü kuralı yıkar. Bir tarafta bu şekilde ceryan eden, öbür tarafta başka türlü ceryan edebilir, çünkü evrendeki her şey Allah'ın tasarrufundadır. Nasipten öte yol yok, demiş atalar!

Bugün kızımın doğum günü! Ona, Allah'tan, nice musmutlu, çok güzel ve sağlıklı yıllarla dolu bir ömür diliyorum.

Sevgilerimle

Yazarın Diğer Yazıları