Dyt. Güner ERBAY

Mavi boncuk

Dyt. Güner ERBAY

  • 357

Bir zamanlar, Emel Sayın'ın seslendirdiği mavi boncuk şarkısı pek ünlüydü... Şarkının filmi yapılırken, efsaneler geçidi gibi de bir kadro oluşturulmuş; Emel Sayın, Tarık Akan, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Münir Özkul, Halit Akçatepe, Kemal Sunal ve Adile Naşit gibi usta sanatçılar rol almışlardı. TV'de defalarca yayınlanmış, bende, defalarca seyretmişimdir fakat defalarca daha da seyredebilirim! Şarkıda: Onda bunda şundadır, Şunda bunda ondadır, Mavi boncuk kimdeyse benim gönlüm ondadır diyordu... Bizim bugünkü konumuzsa, negatif enerjiden korunmak için kullanılan mavi boncuklar!

Nazar değmesine inanır mısınız diye toplumumuza sorduğumuzda, çok büyük bir kesim inandığını söyleyecektir. Nazarla eş anlamlı olarak göz değmesi de kullanılır. Ne var ki; benim düşüncemde nazar, sadece insandan insana vuku bulan bir etkileşim değil. Evrenden de bir nazar enerjisi gelip bizleri bulabiliyor.. Evrenden gelen negatif enerjiye evren nazarı denilebilir fakat evrenden sadece negatif değil, pozitif enerji de geliyor ve buna da bizler şans diyoruz. Bense, evrenin bizi hedefleyen negatif ve pozitif enerjilerinin toplamına yıldız tozu ifadesini uygun görürüm. Yıldız tozu, havalı, janjanlı bir ifade olup, biraz perileri de anımsatmasıyla sevimlileşiveriyor benim hayalimde... Ne var ki; yıldız tozları, nazar ve şansı kapsamakla birlikte, aynı zamanda, içinde değişik varyasyonlar göstererek biraz  başkalaşma özelliğindedirler. Konuyla ilgili yazım arşivlerde duruyor, merak edenler okuyabilir.

Dinimiz nazara karşı yapabileceklerimiz hakkında bir yol gösterir. İlk ve öncelikli olarak, besmele çekmeyi alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor! Besmelenin gerekliliği konusunda en ufacık bir şüphem bile yokken, henüz bu alışkanlığı tam olarak kazanamamış olmaktan kendi adıma esefleniyor, topuğuna tükür Güner diyorum kendime. Yatarken, kalkarken, yürürken, gülerken, ağlarken, arabaya binerken, inerken, yemek yerken besmeleyi söylememiz gerekir ki, ilahi koruma her an bizimle olsun.. Sık sık Allah'ım yardım et deyip; Allah'ı anmanın da aynı etkiyi yapacağına inanıyorum. İşin aslı Allah'a sığınmak olsa gerek... Bunun yanında; Allah'ımızın yarattığı madde ve varlıklara verdiği fiziksel özelliklerin, birbirleri ile etkileşmesi vasıtasıyla da korunma yolları oluşturulmuş. Biliyorsunuz geçenlerde kurşun dökme ve değerli taşların özelliklerinden bahsetmiştim. O zaman söylediklerimi hatırlatıyor, bazı ilaveler de yapmak istiyorum.

Okul hayatım, zaman zaman bahsettiğim gibi, oldukça gezintili geçti. İlkokul son sınıfı da Karabük'ün Eflani ilçesinde okudum. Çocukluk çağında bulunduğun her yer, ara ara özlenir. Belki de asıl özlediğimiz o çocukluk günlerimizdir! O günlere geri dönemeyeceğimize göre, mekanlarına gidip, şöyle bir bakarak, bir nevi kendimizi avutuyoruzdur belki. Ben de arada bir geçmişteki o yerleri görmek istiyorum. Yine böyle bir arzuyla Eflani'ye  giderken, yolda bir tabela gördüm. Cam fabrikası yazıyordu. Eflani oldukça ormanlık bir coğrafyadır. Bu ormanların arasına bir cam fabrikası yapılmış! Hemen görmek istedim. Gittik baktık. Görmek istememin nedeni çevreye zarar verip vermediğini anlamak içindi. Fabrikanın bulunduğu yer ormanın tam ortasında yer alıyordu ve etrafındaki çam ve göknarlar beyaz bir toza bulanmıştı. Sorunca bunların kuvars tozu olduğunu öğrendim. Cam büyük ölçüde kuvarsdan yapılıyormuş. Eflani'de de kuvars bol olduğu için fabrika buraya kurulmuş. Ne var ki; ağaçları toza bulamaya da kimsenin hakkı olmamalı değil mi? Onlar bizim nefes almamız için klorofilleri ile oksijen üretirken, biz onları tozlara bulayıp, yapraklarının üstündeki porları tıkayarak, nefessiz bırakıyoruz. Çevreyi kirletmeden neden hiçbir şey yapılamıyor? Eğer ki, yaşam kaynaklarımızı yok etmek için, özel olarak görevlendirilmiş olsaydık, bu kadar başarılı olamazdık. İns görev olarak yaptıklarından hoşlanmaz, savsaklar çünkü. Filtre takmaktan niye bu kadar imtina ediliyor! Cevap belli, elbette ekonomiktir neden. İnsan canlısı genel olarak cimri ve egoist bir varlık olsa gerek! İki kuruş için, benden sonrası tufan olsun diyebilen bir canlı ins. Hiç sevmem cimriliği. Bana göre parasına cimri olan, duygusunda da cimridir. Duygusunda cimri olan iyi söz söylemede cimridir. Bu böyle sürer gider, en son sevgiye sıra gelir ve maalesef sevgilerinde de cimri olurlar. Oysa ki şarkıda da söylendiği gibi "Bu dünyada sevgi büyük ihtiyaç, Herkes sevmeye sevilmeye muhtaç" Sonuç olarak cimrilik, hayatı sonlandıran bir tutum olarak çıkar karşımıza. Yokluk getirir her yere.

Konumuza dönersek, biliyoruz ki, kuvars nazar kovucu bir maden. Kuvars takılar bu amaçla kullanılıyor. Ne var ki yüzyıllardır kullanılan mavi cam nazar boncuklarının bir işe yaramayacağı iddia edilmekte. Öyle ya, basit bir cam nasıl nazarı kovsun ki. Halbuki o basit cam, nazar için birebir olan kuvarsdan üretiliyor. Cam bir eşya ve ayna kırıldığında nazar çıktı denmesinin anlamı da bu olmalı! Kırılan camdan kuvarsın enerjisi açığa çıkıp kötü enerjiyi kışkışlıyor olsa gerek! Her zaman söylediğimi bir kez daha söyleme zorunluluğunu hissediyor ve diyorum ki: Geçmişten gelen geleneksel kullanımları ve her türlü sözel bilgileri, çöpe atmadan önce, çok iyi düşünme ihtiyacında olduğumuz, günbegün netleşen bir gerçek olarak her fırsatta karşımıza dikiliyor, elbette görmek isteyenlere. Hoşcakalın.

Sevgilerimle

Yazarın Diğer Yazıları