KIZIMA BİR YAĞMUR BULMALIYIM


Hayatın akıp giden koşuşturmasının yanında günü anlamlı kılacak şeyler o kadar az ki. Günler ve aylar hızla akıp gidiyor. Bir bakıyorsunuz hafta sonu gelmiş, bir bakıyorsunuz ay bitmiş, bir bakıyorsunuz mevsim dönmüş. Planlanan birçok iş yarım kalmış, zaman geçip gitmiş, bazı şeylerin zamanı geçmiş. Koca bir yılda birçok tanıdık, arkadaş, akraba ziyareti bir kaç defayı geçmemiş.

Daha gerçekçi bir dille yazarsak, insan yaşadığı bir yılının kaç ayını, kaç haftasını, kaç gününü hatırlayabiliyor daha sonra…

Kızıma Bir Yağmur Bulmalıyım insanın iç dünyasına hitap eden duyguların yanında insanın özgürlüğünü hissettiren, insan yüreğini öne çıkaran kişisel bilinç özellikle öne çıkıyor. Sonsuz bir sevginin yanında özgürlüğün mutlu yaşamın temeli olduğuna vurgu yapılıyor. Bu aşk olsa bile…

Yaşam tüm büyüsüyle devam ederken bizi zaman zaman yeni insanlarla tanıştırır. Bizim bilmediğimiz, o güne kadar yabancı olduğumuz nice güzelliklerin var olduğunu hatırlatır. Yeni şeyler öğrenmek, yeni yürekleri tanımak hayatın devamlılığında tatlı bir rüya gibi, sanki bir eğlence gibi bir şey demek…

Hafta sonu etkinliğinde güzel bir insan, güzel bir yürek, aydın düşünceli bir yazar büyüğümle tanıştım; Halil Genç. “Kızıma Bir Yağmur Bulmalıyım” adlı öykü kitabıyla aslında var olan karşılıklı dünya görüşümüz sadece fiilen tanışmamızı sağladı. Son derece sade bir dil, akıcı bir dil, şiirsel metinlerle süslü bir kitap. Çok sevdiğim, tekrar okumaktan keyif aldığım birçok sayfasını buraya olduğu gibi kitaptan yazıyorum.
Yazarın kaleminden…

[‘’Servise bindiğimde kimseye bakmadan, camın kenarındaki koltuğa oturdum. Artık insanları, onların beni sevdikleri kadar sevecektim. Dostluk, arkadaşlık, sevgi kimsenin umurunda değil. Herkes

yapmacık  ve herkes bir maskenin arkasında bakıyor. Sevgilerini ve dostluklarını kaybetmemek için hep bir şans daha veren yine ben oluyorum. Her zaman yıpranan, ağlayan yine ben… Ne de kolay kanıyorum! Zoraki barışmalar ancak birkaç gün sürüyor . Arkadaşlıkları da kendileri gibi bencil ve çıkarcı…

Erkek arkadaşım ya, güzel bir şey söylemek zorunda hissediyor kendini. Duygusuz mesajlar, yapmacık, bir sürü laf salatası! Saçlarım ipek gibiymiş! Sevgi sözcükleri olarak gevelemeye çalıştığı saçmalıkları başka kızları da aynen yazdığını suratına vurduğumda apışıp  kaldı salak. Aklınca ben ‘Kezban’mışım‘,  böyle aşağılamaya yeltendi. Yüzsüz!]

Öykülerini okudukca yaşamın içinden, gündelik olaylardan beslendiğini, yaşadığı her anını yazıya dökebilecek, yazdığı satırlarla öyküleştirebilecek kadar derin ve birikimli bir yazar olduğunu gördüm. Kendi yüreğinden ortaya bir şeyler kaytarak hepimizin yaşamından kısa özetler sunabilecek kadar usta bir yazar Halil Genç. Anlatımına şiirsel bir hava yüklerken hayatın zorluklarını, direnme gücünü gerçekçi bir dille anlatıyor. Vurguladığı her söz insanın içinin derinliklerinden gelen bir çığlık gibi yükseliyor. Yaşamda hep gözardı edilen, başa gelmeden önce önlem alınmayan, hep ertelenen özlemlerden dolaylı olarak söz ediyor. Ve şu gerçeği onun öykülerinde bire bir görüyor ve yaşıyorsunuz; en büyük yenilikleri insanlar yaptı ama yine en büyük acıları insanlar yaşattı birbirine. Doğru dürüst ne mutluluğu bulabildik ne de anlaşmanın bir yolunu keşfedebildik. Sanki hep farklı dünyalarda yaşadık. Oysa bir tek gökyüzü var, bir tek güneş var bizi ısıtan, bir tek aydede var geceleri süsleyen. Bir tek doğru yol sevgi yolu var. Ve hepimizin son yolculuğu aynı topraklar...

Yazarınn kaleminden okumaya devam edelim…

[‘’Yalancı sevgiler, beğenileyim derken yerine başka biri oluveren ikiyüzlü maskeliler. ‘’ Kızının cümleleri miydi bunlar? Evet onun yazısıydı. ‘’Yalnız kendisi için yaşayan şarlatanlar, yaşamın basit masrafları için çevresindeki  herkesi kullanmaktan bir an bile çekinmeyen asalaklar …’’

Sıkışıp kalıvermişti karalanmış cümlelerin arasına. Sigarasını bir kez kibrit çöpünün tersiyle yakacak olmuş, bir kez tersten yakmıştı. İnsanı yaşama bağlayan sevinçlerin, coşkuların sönüvermesinden ve yaşamın anlamsızlaşmasında söz ettiği cümleler yüreğini ağzına getirdi. Hele boş geçen bir derste sınıfın penceresinden bahçeye bakarken düşün yetisinin felç olduğunu ve katıla katıla ağladığını anlattığı satırlar, dayanılacak gibi değildi. Kızı… Sevgili çiçeği. Onu yaşama bağlayan en değerli varlık. Tek varlık! Nasıl gelivermişti bu noktaya?]

Unutamadığımız, hasret kaldığımız, benliğimizden silip atamadığımız hayallerimize koşar adım gitmeyi gösteren yazılar bunlar. Hepimize durup düşünmeyi, yaşamı kapalı gözlerle değil, olduğu gibi görebilmeyi, gerçek mutluluğun paylaşımdan geldiği, başkalarının yüreğine bir damla umut olabilmeyi, yüzlere gülücük olabilmeyi çağırıyor.

Yazarın kaleminden…

[‘’Ilık bir yağmur ve ben ‘’ diye fısıldadı başını yukarı uzatarak. Yüzünden sekiverdi damlalar. Çocuklardan biri, sığındığı çatı altından koşarak meydana fırladı. Ayakları kendisininkiler gibi çıplak.

Fırfır etekli, sapsarı saçlı kız çocuğu.  Gülüşüyle, kocaman bir ağız. Kâküle bıraktığı saçlarının altında yuvarlacık bir yüz. Kızı! Boncuk kızı bu! Başını arkaya atarak ellerini iki yana açmış, kahkaha dolu çığlıklarla dönmeye başlamıştı.]

İnsan ilişkilerinde dostluğun hep önde gelmesi gereken kural olduğunu öykülerinde sade bir dille anlatırken gündelik hayatın akışında aslında insanların birbirlerini nasılda yorduklarını, hırpaladıklarını  yaşamın içinden çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor.

Yazarın kaleminden okuyalım….

[“Caddeyi çevreleyen tüm evler alkış tutuyordu çocuklara. Düşündüğü baktığı, gördüğü başka ne vardı ki yaşamında. Kızı! Kızına bir yağmur bulmalıydı. Yağmur çiçek olup yağmaya başlamıştı şimdi. Kız dönüyor, her yana çiçekler saçılıyordu.

Ayakkabılarını yere bıraktı ve çığlıklara doğru yürümeye başladı. ‘’Kızım ve ben. Kızım ,yağmur ve ben….’’]


Belki de unutup gideceğiz, sevdaların ekonomik koşulların dışında, bağımsız olarak doğup, büyüdüğünü anlatan şiirler, öyküler olmasa, içimizde aşk olmasa.

Aşksız, sevdasız bir yaşam olduğunda yandık demektir….

Belki de bilemezdik; yaşamdan soyutlansa sevdalar, aşk olmasa, yaşamın ne kadar büyülü, ne kadar doyumsuz ve değerli olduğunu. Bu güzellikleri anlatan şiirler, şairler, yazarlar sanatkarlar olmasa….

Eline, yüreğine, kalemine sağlık Halil Hocam. Harika bir eser yazmışsınız. Bunların hepsi çok güzel ve anlamı içinde saklı çok özel öyküler. Ve yarattığınız kahramanlarınız gerçek hayattın iyilik melekleri gibi… Kızınıza bol yağmurlu günler dileklerimle,

Sevgi ve dostlukla,

MustafaÇifci(2015)


mustafacifci@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Mar

Maskeli yüzler

28Oca
06Ara

Öyle bir sevgilim olsun ki

05Ekm

Sonbahar

16Eyl

Sanat ve müzik