Coronaya turşudan aşı yapamaz mıyız? - Selahattin DEMİREL

Coronaya turşudan aşı yapamaz mıyız?


Tamam, artık espri yapma hakkımızın kalmadığını biliyorum. Ne demişti Nazım usta?

“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.”

Umutları hep diri tutanlar birtakım uzman önerilerinin peşine düşüp İskilip turşusuna yöneldiyse işte bu sözün hakkını vermek içindir, haberiniz olsun!

Uzmanların; sirkeli, tuzlu su ile gargara yapılmasının ve turşu tüketiminin boğazdaki virüsün akciğerlere ulaşmasını engelleyerek mideye indirdiği ve midede oluşan asitin de virüsü ortadan kaldırdığı iddialarıyla İskilip turşusuna rağbet artmış.

Peki, bu turşunun özelliği ne? Ev yapımı sirke ve kaya tuzundan üretilmesi ve içinde hiçbir katkı maddesinin olmaması yetmez mi?

İskilip Yöresel Ürünler Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Suna Kambur, corona virüs dolayısıyla İskilip turşusuna talebin yoğun olduğunu fakat gelen taleplere cevap verdiklerini söylemiş.

COVİD-19 mendeburunun corona olarak karşımıza çıkışından sonra Çorum’un plaka kodu olan 19’la olan bağlantısı üzerinde durulmuş, virüsün Çorumlulara etki edemediği üzerine bir hayli espri yapılmıştı.

Neyse ki bunları aştık, ciddiyeti kavradık. Bunda, her gece açıklanan ölü ve hasta sayılarımızla beraber eve kapanmamızın da etkisi var tabii!

* * *

Turşu deyip geçmeyin. Canına yandığımın dünyasında bunca insan ölürken koca koca ülkeler “Yok, aşıyı bulduk, vay efendim deneme aşamasındayız!” gibi yüreğimize su serpen haberler verse de bir türlü tam sonuç alamadık.

Yahu bunları bir yana bırakıp bu meşhur olmuş İskilip turşusundan aşı yapıp şu corona denen mendeburu dize getiremez miyiz kıymetli doktorlarım?

Gelin, şu işi bir zorlayalım. Olmadı milletimize, maske, eldiven, kolonyayla beraber İskilip turşusunun hayatî özelliğinden bahsedelim.

* * *

Evde durmaktan kafayı yemedim ama İskilip turşusundan aşı yapılamaz mı? sorusuyla beraber Kastamonu’yu da ilgilendiren bir şeyi düşündüm.

Dikkat ettiyseniz İskilip’te Yöresel Ürünler Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi diye bir teşekkül var. Peki, Kastamonu’da kadınların böyle kooperatifleri var mı?

En son, Taşköprü’de Köy-Üret diye bir kooperatif kurmuşlardı sanırım. Merkezde ve ilçelerde benzer örgütlenmeler var mıdır?

Corona’dan inşallah kurtulacağız da şu virüsü def ettikten sonra şu işleri de bir düşünmeli değil mi değerli hanım ablalarım, ne dersiniz?

Erkek egemen işletmelerin kayıt dışı çalışanları olmayacaksınız değil mi? En az corona kadar tehlikelidir, benden söylemesi!

"Ya Evde Yoksan" Anlamsızlaştı mı?

Cemal Safi’nin meşhur şiiridir. Üstat, sevgilisine gitmek isterken onun evde olmama ihtimalini düşünerek mi yazmıştır acaba bu şiiri?

Hayır! Yağmurlu bir İstanbul akşamı penceresinin önündedir şair. Yağmurlu havalarda daha bir efkârlanıp ilham perileriyle hasbihâli artırır şairler, işte öyle bir durum vardır Cemal Safi’de de.

Üstat, pencereden dışarıya baktığında yağmurdan sırılsıklam olmuş bir adam görür. Şiddetli yağmurun altındaki adam çevredeki apartmanların isimlerini okuyarak ilerlemektedir. Belli ki birini aramaktadır.

Şair meseleyi hemen ilham perisiyle çözümleyip başlar:

“Aşkınla ne garip hâllere düştüm.
Her şeyim tamam da bir sendin noksan,
Yağmur yaş demeden yollara düştüm.
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.”

* * *

Şimdiyse kimseye kolay kolay “ya evde yoksan” diyemeyeceğimiz zamanlardan geçiyoruz. Bu şiir ve bestelenmiş şarkısı anlamsızlaştı mı o zaman?

Bilakis daha bir anlam kazandı! Mesela ben bu bölümü yazarken Orhan Baba’dan en az 5 defa başa döndüre döndüre bu şarkıyı dinledim.

“Sabahlara kadar içsek, sevişsek / Ne ben işe gitsem, ne sen ayıksan” mısrasıyla Doktor Mehmet Öz’ün karantina tavsiyesini hatırlıyorum:

“Eğer öteki yarınızla birlikte karantinaya girdiyseniz en iyi çözüm seks. Gerilimi azaltacak ve daha uzun yaşayacaksınız.”

Basınımız bu öneriyi öne alırken Öz’ün 4 önerisini geriye attı. Neydi onlar?

— Evinizin sınırlarını kapatın.

— Dışarıdan gelen kutulara karşı tedbirli olun.

— Ayakkabılarınızı kapıda çıkarın.

— Dışarıda giydiğiniz kıyafetleri hemen yıkayın.

Tedbiri alanlar aldı, umursamayanlar hâlâ oralı değil. Her şey Allah’tan da bir de Bektaşi’nin dediği gibi aracı olan deyyusu da bilmeyelim mi?

Çin'in Atatürk'lü Kit Promosyonu

Çin’in gönderdiği corona için tanı kitlerinden para almadığı ve bunu da ülkelerinde 1938 yılında başlayan kolera salgınına Türkiye’nin gönderdiği aşılara karşılık yaptığıyla ilgili haberleri okuduk.

Doğrusu böyle miydi peki? Ankara’da Refik Saydam Hıfzıssıhha Akademisi’nde aşı üretildiği ve 1940 yılında da Çin’e gönderildiği bilgisi doğruydu ancak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya konu sorulduğunda ödeme yapıldığını söylüyordu.

Haber nasıl böyle fantastik hâle getirilmişti? Şaşırıyor ama cumhuriyetin ilk yıllarında aşı üretip Çin’deki kolera salgını için gönderdiğimizi hatırlamak için de önemli bir vesile olduğu için seviniyorduk.

Üzülmek için de Ankara’daki bu hıfzıssıhha akademisinin 2011’de kapatıldığı gerçeği yetecekti galiba!

* * *

Şiirimiz Nazım Hikmet'ten:

Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını
yeni baştan keşfedeceksiniz.
Sararmak limon gibi, mum gibi erimek,
devrilmek kof bir çınar gibi ansızdan,
kardeşler, hastalar,
biz ne limonuz, ne mum, ne çınar.
Biz insanız çok şükür
çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını

Hastalar,
kardeşlerim
iyileşeceksiniz
Ağrılar, sızılar dinecek,
Yumuşak, ılık bir yaz akşamı inecek,
ağır yeşil dalların ardından rahatlık.”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • özlem | 27 Mart 2020 00:49

    aşı zaten var hatta 2009 yılında virüs ile ilgili yayınlanan makalede patenti alınmış bir aşıdan bahsediliyor .yani herşey düşünülmüş

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

'Düzelicez' mi inşallah?

22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…