Ey Kuru Fasulyeli Sevgili!


Geldi çattı bir Sevgililer Günü daha! Kimi, sevdiğine alacağı hediye için haftalar öncesinden düşündü taşındı, sonunda bir karara vardı, kimi bunun aslında kapitalizmin oyunlarından biri olduğu üzerine söylevini hazırladı, kiminde de hediye almayı gerektirecek bir durum yok.

Neylersiniz ki tüm bunlar, gerçek sevgilerin, dürüst aşkların günden güne azaldığı, o eski sevdaların artık yaşanmadığı gerçeğini örtbas etmeye yetmeyecek!

82 yaşındaki yan komşum Ramazan amca da geçen gün doğum gününü kutlayarak 77 yaşını tescillediğimiz Fatma teyzeye daha Sevgililer Günü gelmeden çiçekler alıp getirmeye başladı. Ne var ki Ramazan amca, bu çiçekleri son birkaç gündür devamlı almaya başladı ki Fatma teyze durumdan şikâyet edip son aldığı çiçekleri gidip çiçekçiye geri vermesini söyledi, o da haklıydı.

Neredeyse 10 yıllık evli bir dostum da geçen gün görüştüğümüzde söylediğim, evlilerin çoğunun gözünün dışarıda olması enteresan değil mi? soruma karşılık “Her gün kuru fasulye yenir mi?” karşılığını vermişti.

Bu dostum, evliliği, eşinden aldığı maddi karşılıkla mı ölçümlüyordu da kuru fasulye örneğini bana veriyordu? Bunlar aşkın firar ettiği konuşmalardı.

Hediyeleşmek elbette güzeldir, hele şu ekonomik durgunluk ortamında! Sevgililer kadar esnafı da sevindirecek bir eylemdir hem de!

Ne hikmetse pırlanta yüzüklerin, türlü mücevheratın hanımefendileri neden bu kadar çok sevindirdiğini, bendeniz, bir türlü anlayamamışımdır. Hâlbuki naif bir düşünceyle iyi bir kitap, naylon olmayan, sevgiyle yetiştirilmiş bir demet çiçek daha çok mutluluk vermez miydi? Tamam, sustum!

Hediye üzerine televizyonda bir haber kanalının röportajlarına denk geldim. Bir gencimizin şu anlamlı cümlelerini duydum: “Ben elimle yaptığım, emek verdiğim bir şeyi hediye etmek isterdim. Çünkü harcanan emeğin, ayrılan zamanın karşılığı olamaz!”

Ne güzel bir anlayış, dedim içimden. Öyle ya! O aptal TV dizilerinde bize sunulan görüntülerden anlaşılan oydu ki; “pahalı arabalar, statülü işler ve lüks evler içinde mutluluk vardır, başka bir yerde bulunmaz!”

Bu kadar kolay mıydı bu iş? Nice kenar mahalle, gecekondu hayatlarında öyle güzel mutluluklar vardı ki ülkenin en zengin ailelerinde o hayatı satın alabilecek para yoktur! Haksız mıyım?

“Seni seviyorum!” sözü çok kirletildi, kirletti birtakım reziller. Temizleyip allayıp pullayıp, onu namuslu, dürüst şekliyle sevgiliye götürmeye çalışan âşıklarsa vardır hâlâ, inanıyorum! Selam olsun onlara!

Sevgili Ülkem!

— İstanbul Kartal’da bir apartman yıkıldı ve 21 yurttaşımız burada hayatını kaybetti. Bu insanlarımıza Allah’tan rahmet, sevenlerine-ailelerine büyük sabır dilerim.

Normal bir ülkede bu apartmanın neden yıkıldığı, ne zaman ve hangi müteahhit tarafından yapıldığı, dönemin belediye başkanının adı neydi? gibi sorular sorulur ve araştırma sonucu da hatalar tespit edilip sorumlular ortaya çıkarılır! Bizdeyse olaya ilişkin yayın yasağı getiriliyor. Bulunan en önemli delilse molozların içinden çıkan deniz kumu ve midyeler!

— Çekmeköy’de bir helikopter kazası yaşandı ve 4 askerimiz şehit oldu. En son Sancaktepe’de benzer bir kaza yaşanmış orada da 5 askerimiz şehit olmuştu. Düşen helikopterin üreticisi Bell, ABD’li bir şirket. UH-1 tipi bu helikopterlerden; ABD, İsrail, Japonya ve Avustralya gibi ülkeler vazgeçtiler. Bizse bunca kazaya rağmen bu sorunlu helikopteri kullanmaya devam ediyoruz.

Kazanın ardından alınan kararla Çekmeköy’deki 4. Kara Havacılık Alay Komutanlığı’nın Trakya tarafına taşınması için çalışma başlatılmış. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine büyük sabır dilerim. Bu gibi kazaların nedenini araştırıp çözümünü ticari zihniyetten uzak bulabilmek çok zor olmasa gerek!

Cahit Zarifoğlu’nun, eşi Berat Hanım’a yazdığı şiirle:

“Ey berat hanım
Otur şöyle nefes al dinlen
Ve anlat ne var ne yok halin nasıl
Eğer dersen "vaktim yok dilim yorgun
Çamaşır dağ gibi
Bulaşık bir ziyafet sonrası kadar çok
Ve çocuklar
Aç uykulu ve huysuz"
O vakit koştur didin işin bitince otur
Sonra anlat halin nice keyfin nasıl


Ey Berat hanım dersen ki
"Bu ne zalim adam
Halimi bilmez halden anlamaz
Küçük bir şeyi mesele yapar"
-Ne büyük yalan-
Doğrusu var hakkın
N'etsem n'apsam
Kollarını bilezik
Boynunu kordon
Ayağını hal hal donatsam
Yine hakkın kalır

Bizi hoş görünüz
Sabırlı olunuz
Çocukları dövmeyiniz
Zinhar beddua etmeyiniz
Sui zan değil hüsnü zan ediniz
Ve acaba ikaz ettik hata mı ettik”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

YAZARIN SON 5 YAZISI
22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!